ABD ve İran arasındaki anlaşmanın adı belli oldu! Netanyahu Trump'tan yardım dilendi
Washington ve Tahran arasında imzalanması an meselesi olan ön barış anlaşmasının adının resmen 'İslamabad Bildirisi' olduğu açıklandı.
- ABD ve İran arasında imzalanması beklenen ön barış anlaşmasının adı "İslamabad Bildirisi" olarak belirlendi ve Pakistan tarafından duyurulacak.
- Bu anlaşma, nihai bir barış anlaşması değil, çözümü zamana yayan bağlayıcı bir çerçeve mutabakat zaptı (MOU) niteliğinde.
- 5 Haziran 2026'da ABD ve İran arasında nihai ve kalıcı barış müzakerelerini başlatmak üzere heyet başkanları görevlendirilecek ve çetrefilli askeri ve nükleer başlıklar masaya yatırılacak.
- ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, "önemli bir aşama kaydedildiğini" belirtirken, ABD'li yetkililer anlaşmanın kilit unsurunun İran'ın yüzde 60 zenginleştirilmiş uranyum stoklarından vazgeçmesi olduğunu aktardı.
- İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, nükleer silah peşinde olmadıklarına dair güvence vermeye hazır olduklarını ancak ülkenin onuru söz konusu olduğunda geri adım atmayacaklarını belirtti.
- İranlı yetkililere göre mutabakatın kazanımları arasında Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz ticaretine açılması, ABD'nin İran limanlarındaki deniz ablukasını kaldırması, tüm cephelerde çatışmaların durdurulması ve İran'ın 25 milyar dolarlık dondurulmuş varlığının serbest bırakılması yer alıyor.
- İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD ile İran arasında bir anlaşma sağlansa bile İsrail'in bölgedeki tehditlere karşı 'tam hareket özgürlüğünü' koruyacağını ve Hizbullah'ın yeniden silahlanmasına izin vermeyeceğini vurguladı.
Şubat ayında ABD ve İsrail’in hava operasyonlarıyla başlayan, binlerce kişinin ölümüne yol açan İran savaşı, pazar günü tarihi bir diplomatik dönüm noktasına ulaştı.
Al-Arabiya ve ABD basınına yansıyan son aporlarına göre, Washington ve Tahran arasında imzalanması an meselesi olan ön barış anlaşmasının adı resmen "İslamabad Bildirisi" olarak belirlendi.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve ordu komuta kademesinin yürüttüğü mekik diplomasisi sonucu olgunlaşan bu tarihi mutabakat zaptı, tarafların fiziki olarak bir araya gelmesine gerek kalmaksızın İslamabad tarafından dünyaya duyurulacak.
"İSLAMABAD BİLDİRİSİ" MASADA: 5 HAZİRAN'DA YENİ TUR BAŞLIYOR
Al-Arabiya’ya konuşan üst düzey diplomatik kaynaklar, bu pazar günü açıklanması beklenen metnin nihai bir barış anlaşması değil, çözümü zamana yayan bağlayıcı bir çerçeve mutabakat zaptı (MOU) niteliğinde olduğunu iletti. Yol haritasına göre süreç şu takvimle ilerleyecek:
Heyet Başkanları Sahaya İniyor: Anlaşmanın Pakistan tarafından resmen ilan edilmesinin hemen ardından, Washington ve Tahran yönetimleri nihai ve kalıcı barış müzakerelerini başlatmak üzere doğrudan yetkilendirilmiş heyet başkanlarını görevlendirecek.
5 HAZİRAN KRİTİK TARİH
ABD ve İran arasındaki bir sonraki yüz yüze diplomatik görüşme turunun 5 Haziran 2026 tarihinde gerçekleşmesi planlanıyor. 30 ila 60 gün sürmesi öngörülen bu turlarda en çetrefilli askeri ve nükleer başlıklar masaya yatırılacak.
WASHİNGTON CEPHESİ: URANYUM STOKLARINDAN VAZGEÇME TAAHHÜDÜ ŞART
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Hindistan'a yaptığı resmi ziyaret sırasında düzenlediği basın toplantısında temkinli ama olumlu bir dil kullanarak, "Nihai bir ilerleme olmasa da önemli bir aşama kaydedildiğini söylemek yeterli. Başkan Trump bugün ilerleyen saatlerde detayları paylaşabilir" dedi.
The New York Times’a konuşan iki ABD'li yetkili, İslamabad Bildirisi’nin kilit unsurunun "Tahran'ın yüzde 60 zenginleştirilmiş yaklaşık 970 pound (yaklaşık 440 kg) uranyum stokundan vazgeçmeyi taahhüt etmesi" olduğunu aktardı.
Beyaz Saray, uranyumun ya 2015 modelinde olduğu gibi Rusya'ya teslim edilmesini ya da nükleer silaha dönüştürülemeyecek seviyelere seyreltilmesini istiyor. ABD tarafı, bu dev taviz verilmezse askeri harekat seçeneğinin özellikle İsfahan nükleer tesisine yönelik sığınak delici bombalarla planlanan komando operasyonları gibi yeni eylemlerin devreye gireceğini gizlice tebliğ etti.
TAHRAN CEPHESİ: NÜKLEER KONUDA UZLAŞMADIK, VARLIKLARIMIZ SERBEST KALACAK
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, nükleer iddialara devlet televizyonundan cevap vererek, "Dünyaya nükleer silah peşinde olmadığımıza ilişkin güvence vermeye hazırız. Ancak müzakere heyetimiz ülkenin onuru ve haysiyeti söz konusu olduğunda asla geri adım atmayacaktır" dedi.
Pezeşkiyan ayrıca iç politikadaki çatlak seslere karşı, "Ülkede hiçbir karar, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi çerçevesi dışında ve dini lider Mücteba Hamaney'in izni olmadan alınmayacaktır" dedi.
NYT’ye konuşan üç üst düzey İranlı yetkili ise ABD'nin iddialarının aksine, İslamabad Bildirisi metninde nükleer programın akıbetine dair hiçbir yaptırım veya tasfiye maddesinin yer almadığını, nükleer planın sadece önümüzdeki 60 gün içinde müzakere edileceğinin belirtildiğini ileri sürdü. İranlılara göre mutabakatın asıl kazanımları şunlar:
Hürmüz Boğazı herhangi bir geçiş ücreti veya harç alınmaksızın uluslararası deniz ticaretine açılacak.
ABD, İran limanlarına uyguladığı acımasız deniz ablukasını derhal kaldıracak.
Lübnan dahil tüm cephelerde çatışmalar tamamen durdurulacak.
İran'ın yurt dışında dondurulmuş olan 25 milyar dolarlık nakit varlığı serbest bırakılacak.
ABD'li yetkililer ise bu paranın büyük kısmına ancak nihai nükleer anlaşma imzalandığında bir 'yeniden inşa fonu' üzerinden erişilebileceğini iddia ediyor.
NETANYAHU’NUN "HAREKET ÖZGÜRLÜĞÜ" ŞARTI
Savaşın ilk günlerinde "İran rejimi pes edene kadar durmayacağız" diyen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Trump'ın barış hamlesi karşısında derin bir sessizliğe gömüldü. İsrail hükümetinden sızan az sayıda resmi notta, Netanyahu'nun Cumartesi gecesi Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde kırmızı çizgi çektiği belirtildi:
"ABD ile İran bir anlaşma sağlasa bile, İsrail, başta Lübnan olmak üzere bölgedeki tüm tehditlere karşı 'tam hareket özgürlüğünü' koruyacaktır. Hizbullah’ın yeniden silahlanmasına veya sınırda konuşlanmasına asla izin verilmeyecektir."
Trump’ın da Netanyahu’ya bu askeri özgürlük konusunda tam güvence verdiği, ancak nihai imza için İran topraklarındaki tüm zenginleştirilmiş uranyumun ülkeden çıkarılması şartından asla vazgeçmeyeceğini ilettiği öğrenildi.
NELER OLMUŞTU?
İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberinde, Netanyahu'nun Trump'a müzakerelerdeki Lübnan maddesine ilişkin çekincesini ilettiği kaydedilmişti.
İran Dışişleri Bakanlığı ve Müzakere Heyeti Sözcüsü İsmail Bekayi, Pakistan arabuluculuğunda ABD ile devam eden görüşmelere ilişkin, "Anlaşmaya hem çok uzak hem de çok yakınız. Üzerinde ihtilaf bulunan konular hala mevcut. Şu anda mutabakat zaptını sonuçlandırmak için çaba gösteriyoruz." ifadelerini kullanmıştı.
ABD Başkanı Trump, nihai hale getirilmek üzere İran'la "büyük oranda" bir anlaşma üzerinde görüşmeler yaptıklarını belirtmiş, "Anlaşmanın son unsurları ve detayları şu anda tartışılıyor ve kısa süre içinde duyurulacak." açıklamasında bulunmuştu.
