ABD’nin operasyonuna Çin ve Rusya göz yumdu! Uzmanlar, Venezuela baskınının şifrelerini gazetemize değerlendirdi
ABD’nin Venezuela’ya yaptığı baskına Çin ve Rusya’nın göz yumduğunu söyleyen uzmanlar “Venezuelalı güvenlik güçleri de CIA ile anlaştığı için direniş göstermedi. Sadece Maduro’yu koruyan 80 Kübalı koruma çatıştı; 30’u öldürüldü” dedi.
- Rusya ve Çin'i de bilgilendiren girişimlerde bulunuldu.
- Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun koruma kalkanı dış güçlerden oluşuyordu.
- ABD Başkanı Donald Trump ile Maduro arasında Aralık ayında üç görüşme gerçekleşti.
- Amaç rejim değişikliği değil, Venezuelayı ABD'ye yöneltmekti.
- Güney Amerikalı CIA ajanları sızmasını sağladı.
- Exxon Mobil gibi şirketler de Venezuela'daki olaylarda yer aldı.
YILMAZ BİLGEN - ABD’nin Venezuela’ya yaptığı baskının detayları ortaya çıkıyor. ABD’de yaşayan araştırmacı Mustafa Tanyeri ve akademisyen-araştırmacı Bekir İlhan, baskının şifrelerini gazetemize açıkladı.
RUSLAR ÇATIŞMADI
Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun tesliminde iç dinamikler kadar Rusya-Çin gibi küresel aktörlerin bilgisi ve kısmen katkısı olduğunu savunan araştırmacı Mustafa Tanyeri “Saldırıyla ilgili en kritik görüşme 1 Ocak’ta Trump’ın evinde yapıldı. Buradaki toplantıda bazı Venezuelalı önemli şahıslar da vardı. Rusya ve Çin’i de bilgilendirdiler. 2 Ocak’ta Çinli bir heyet, Maduro ile görüştü ve geceyi Karakas’ta geçirdi. Heyeti bilerek tehlikeli alanından uzakta tuttular. Maduro’nun koruma kalkanı Venezuelalıların dışındaki kişilerden kurulmuştu. Venezuela liderinin etrafında ciddi manada Rus görevli olduğunu biliyoruz. Ancak onu ilk satan Ruslar oldu, çünkü mukavemet etmediler. Yine 80 civarında Kübalı koruma da oradaydı. Kübalılar son ana kadar onu savundu ve 30’dan fazlası orada öldürüldü. Bu kesinlikle ikinci Esad vakasıdır. Kremlin 2024 yılı Aralık ayında Esad’a yaptığının benzerini Venezuela’da tekrar etti” dedi.
'Ben kralım' diyen Trump: Maduro beni taklit etti
MADURO TEKLİFİ KABUL ETMİŞ
Maduro ile ABD Başkanı Donald Trump’ın aralık ayında üç defa görüştüğünü belirten Tanyeri “Maduro, Venezuela Devlet Başkanı sıfatıyla Trump’ın bütün taleplerini karşılamaya ve ABD’ye imtiyaz sağlamaya hazır olduğunu iletti. Ancak ABD’li şahin kanat, operasyon senaryosunu çok iyi yürüttü. ‘Uzlaşmak imajımıza zarar verir. Bu olay üzerinden tüm dünyaya güç gösterisi yaparız’ diyerek Trump’ı uzlaşmadan uzak tuttular. Bu sebeple anlaşma olmadı ve güç yolu ile süpürme seçeneği işletildi” dedi.
POLİS VE ASKER DİRENMEDİ
Planın temmuz ayında başladığını ve İspanyolca konuşan 100’e yakın Güney Amerikalı CIA ajanlarının sızmasıyla farklı boyut kazandığını vurgulayan Tanyeri “2 Ocak’ta müdahaleye son şekli verildi. Sonrasında 3 Ocak günü saat 02.00’de indirme başladı. Delta Force’dan 150 kişilik bir tim Maduro’nun kaldığı yere intikal etti. Daha önceden bölgeye sızan ajanlar da harekete geçerek Maduro’nun korumalarını etkisiz hâle getirdi. Aynı ekip alan planları ve anlık durumu video ile komuta merkezine aktardı. Venezuelalı güvenlik güçleriyle daha önceden anlaştıkları için asker ve polisten mukavemet gelmedi. Olay salt petrol amaçlı olmamakla birlikte Exxon Mobil gibi birçok dev şirket de olayın parçası. Yine başat unsurlar arasında Trump’ın büyük oğlu Don Jr’ın da işin içinde bulunduğu, ABD petrol konsorsiyumu olduğu bilinmelidir” ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE’YE ALAN AÇAR
Amerika’da uzun soluklu araştırmalarda bulunan akademisyen-araştırmacı Bekir İlhan ise “2026 yılında ABD’de ara seçimler var. Demokratlar Kongre’de çoğunluğu sağlamanın hesaplarını yapıyor. Trump bu sebeple elini çabuk tutmak zorunda. Olayın özünde Venezuela’da bir rejim değişikliği falan da istenmiyor. Sadece yönünü Moskova ve Pekin’den ABD’ye çevirmiş bir idari yapı için bu işe girdiler. Müesses nizamı kökten değiştirmeden arzu ettikleri sistemi inşa etmeleri durumunda Kolombiya ve Küba ve Meksika’ya aynı modeli uygulayacaklar. Ardından Meksika ve Grönland hamlesi gelir. Trump yeni bir manda modeli geliştiriyor. Bu hamlenin başarısı hepsinin iştahını açtı. Durmayacaklar ancak Latin Amerika’nın odak hâle gelmesi Türkiye’ye alan açar. Suriye’ye operasyon için bu durum müthiş bir fırsat. Yine Afrika ve Orta Doğu açısında da Türkiye’nin istikrar merkezli hamleleri için şartlar cesaret verici. Trump bir süre daha kendi çevresiyle oyalanır. Eski izolasyoncu hegemonyal bakış değişiyor. Mevcut iklimde çevresel çatışma katmanı büyür ancak biz bu sıcak hattın dışında kalırız. Bütünlük ve istikrarı savunan Türkiye’nin kazandığı bu süreçte nerede güç odakları parçalanıyorsa en fazla kazanan ülke ve anlayış durumundaki İsrail kaybeder” değerlendirmesinde bulundu.
