Buzdan satranç Grönland! ABD, Kuzey Kutbu'nu ısıtıyor
Donald Trump, 2025’te Beyaz Saray’a dönüşünün ardından “Önce Amerika” sloganıyla Grönland’ı ulusal güvenlik önceliği ilan etti. “Ya zorla ya askerî yolla” diyerek küresel dengeleri temelinden sarsan Trump, sadece yer altındaki trilyon dolarlık madenleri değil; Rusya’nın nükleer üstünlüğünü kırmayı ve Çin’in “Kutupsal İpek Yolu” hayalini kalbinden vurmayı amaçlıyor.
- Trump, Grönland'ın “bir ulusal güvenlik önceliği” olduğunu belirtiyor.
- Grönland, dünyanın en büyük nadir toprak elementlerinden birine sahip.
- ABD, Grönland'ı satın almayı planlarken, Grönland halkının %85’i ABD’ye bağlanacıktır.
- İlk plana konan yasal sorun, Grönland’ın bağımsızlık hakkıdır.
- Uluslararası hukukta, Danimarka Grönland'ı bir egemenlik konusu olarak satma yetkisi sahip değildir.
- Alternatif bir senaryoda, Grönland bağımsızlığını kazanarak ABD ile özgür bir birliktelik sözleşmesi imzalayabilir.
OSMAN SAĞIRLI - ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz hafta yaptığı “Grönland ulusal güvenlik önceliğimizdir” açıklaması, uluslararası sistemde deprem etkisi oluşturdu. Venezuela’daki Maduro yönetimine yönelik hamlelerinden hemen sonra rotayı kuzeye kırması, tesadüf değil. Washington’dan sızan raporlar ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun paylaştığı “Bu bizim yarım küremiz” mesajı, Grönland’ın artık bir müttefik toprağı değil, ABD’nin “arka bahçesi” olarak görüldüğünü ispatlıyor. Beyaz Saray’ın yeni stratejisi, Grönland’ın 21. yüzyılın en büyük jeopolitik çarpışma alanı olacağının işaretlerini veriyor. Peki buzulların altındaki devasa mücadelenin perde arkasında neler oluyor?
RUSYA’NIN KUZEY KAPISINA KİLİT
Pentagon ve NATO stratejistleri için Grönland, Rusya’nın Kuzey Filosu’nun Atlas Okyanusu’na çıkışını engelleyen devasa bir “uçak gemisi” konumunda. GIUK (Grönland-İzlanda-Birleşik Krallık) olarak bilinen deniz geçidi, Rus denizaltılarının ve donanmasının Batı’ya sızmasını durdurmak için hayati önem taşıyor. Buna ek olarak, Rusya’nın arktik hattı boyunca kurduğu nükleer füze üslerine karşı en gelişmiş erken uyarı sistemleri, Grönland’daki Pituffik Uzay Üssünde bulunuyor. ABD Kuzey Komutanlığının (NORTHCOM) son analizleri, muhtemel bir çatışmada Rus füzelerinin en kısa rotasının Grönland üzerinden geçtiğini gösteriyor. Trump, “Kendi toprağımız olmayan bir yerden savunma yapamayız” diyerek, adadaki askerî kontrolü bir egemenlik meselesi hâline getiriyor.
ÇİN’İN ‘KUTUPSAL İPEK YOLU’NA BLOKAJ
Pekin’in kendisini “Arktik-yakını bir devlet” olarak tanımlaması ve bölgede limanlar, havaalanları ve araştırma istasyonları inşa etme girişimi, Washington’un sert diplomatik vetolarıyla engellenmişti. Çin’in Grönland üzerindeki ekonomik nüfuzunu bir “Truva atı” olarak gören Trump, Danimarka’nın bu yatırımlara izin verme potansiyelini bir güvenlik açığı olarak niteliyor. Trump’ın “Önce Amerika” doktrini, Çin’in buzların erimesiyle açılan yeni ticaret rotalarını kontrol etmesini engellemeyi amaçlıyor. Beyaz Saray’dan sızan raporlar, Grönland’ın satın alınması veya ilhakı durumunda, Pekin’in bölgedeki bütün madencilik ve altyapı projelerinin “millî güvenlik” gerekçesiyle durdurulacağını gösteriyor.
NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ SAVAŞI
Mesele sadece maden değil, bu madenlerin kimin kontrolünde olduğu. Dünyadaki nadir toprak elementleri arzının %80’inden fazlasını kontrol eden Çin’e karşı, Grönland dünyanın en büyük alternatif rezervlerinden biri.
F-35 savaş uçaklarından akıllı telefonlara, elektrikli araç bataryalarından güdümlü füze sistemlerine kadar, modern savunma ve teknoloji endüstrisinin ihtiyaç duyduğu lityum ve neodimyum başta olmak üzere 50 kritik madenden 43’ü Grönland’da bulunuyor. ABD’nin teknolojik geleceğini Çin’in ihracat kotalarından kurtarmak istediğini sürekli dile getiren Trump, 2025’in sonunda bu madenlerin işletilmesini bir “ulusal güvenlik aciliyeti” olarak tanımlayan kararnameyi imzaladı. Beyaz Saray’a göre de Amerika’nın ihtiyaçları Danimarka’nın “kararsız” politikalarına bırakılamayacak kadar değerli.
KİM VAZGEÇECEK? NATO İÇİN YOLUN SONU MU?
Trump yönetimi, 1823 tarihli Monroe Doktrini’ni güncelleyerek Grönland’ı resmen batı yarım kürenin ve dolayısıyla ABD’nin doğal bir parçası ilan etti. Analistlerin “Donroe Doktrini” adını verdiği bu yaklaşım, Amerika kıtasına yakın stratejik noktaların Avrupa veya Asya güçlerinin kontrolünde kalmasını kabul edilemez buluyor. Trump’ın Grönland konusundaki “ya kolay yolla ya da zor yolla” şeklindeki sert retoriği, Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki ipleri kopma noktasına getirdi. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, askerî müdahale veya ilhak girişiminin “NATO ittifakının sonu” olacağını belirtti.
ittifakın Avrupa kanadı adayla dayanışma mesajı Grönland’daki tatbikata askeri personel göndermeye başladı. Almanya, İsveç, Fransa ve Norveç personeli bölgeye ulaştı. Norveç’in yalnızca 2 askeri personel göndermesi sosyal medyada gündem oldu. Her fırsatta ABD ile karşı karşıya gelen Fransa Cumhurbaşkanı Macron, “küresel barışın” tehdit altında olduğunu söyledi. Sözleri hem sert hem de suçlayıcıldı; İstikrarı bozan güçlerin uyandığı bir dünyada yaşıyoruz. On yıllardır süren ve kesin sayılan şeyler sorgulanıyor. Avrupa’nın karşısında hiç aklına gelmeyecek rakipler var...
Ancak Trump yönetimi, Grönland’ı resmen ABD Kuzey Komutanlığının sorumluluk alanına kaydırarak fiilî bir durum oluşturdu. Louisiana Valisi Jeff Landry’yi de “Grönland Özel Elçisi” olarak atadı, geri adım atmayacağının sinyallerini verdi. Grönland halkı ise “Satılık değiliz” duruşunu koruyor. Son anketlerde halkının %75’i ABD’ye bağlanmaya karşı çıktı. Grönland artık sadece bir ada değil; Washington, Moskova ve Pekin arasındaki yeni “Büyük Oyun”un merkez üssü.
DEV AMERİKA HAYALİ
Donald Trump’ın “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” (MAGA) vizyonu gerçek mi oluyor? Washington, ABD’yi sadece ekonomik ve askerî olarak değil, coğrafi olarak da dünyanın rakipsiz lideri yapma niyetini gizlemiyor. İşte sınırların yeniden çizildiği o devasa hesap;
ABD şu anda yaklaşık 9,83 milyon km²lik yüz ölçümü ile Rusya, Kanada ve Çin’in ardından dünyanın en büyük dördüncü ülkesi konumunda. Eğer Trump, 2,16 milyon km² yüz ölçümüne sahip olan Grönland’ı bünyesine katmayı başarırsa, ABD’nin toplam yüz ölçümü yaklaşık 12 milyon km²ye ulaşacak. Bu hamleyle ABD; Çin’i ve Kanada’yı geride bırakarak dünyanın en büyük ikinci ülkesi koltuğuna oturacak.
Trump’ın genişleme hayali Grönland ile sınırlı değil. Kanada Başbakanı Justin Trudeau’ya yaptığı “Kanada ABD’nin 51. eyaleti olmalı” teklifi de diplomasi tarihine geçti. Bu çıkış her ne kadar bir “pazarlık taktiği” veya “şaka” olarak nitelendirilse de, alt metinde yatan kıtasal hâkimiyet arzusu net bir şekilde görüldü. Eğer Trump’ın bu “uç” hayali gerçek olursa ve ABD Kanada’yı (yaklaşık 9,98 milyon km²) ilhak ederse, ortaya çıkan yeni süper gücün yüz ölçümü tam 19,81 milyon km² olacak. ABD, 17,1 milyon km²lik Rusya’yı geride bırakarak dünyanın en büyük ülkesi hâline gelir. Stratejik olarak ise Kuzey Kutbu’nun neredeyse yarısı ve iki okyanus arasındaki en kritik ticaret yolları tamamen Washington’un iç suları hâline gelir.
5,6 MİLYAR DOLARLIK TEKLİF
Trump’ın “Grönland’ı almak istiyoruz” çıkışı, tarihte toprakların satın alma, anlaşma, savaş veya baskı yoluyla el değiştirmesinin uzun bir geleneği olduğunu hatırlatıyor. ABD 2,1 milyon kilometrekarelik yüz ölçümü ile dünyanın en büyük adası olan Grönland’ı alabilmek için her ihtimali değerlendiriyor. Son teklifi ise 56 bin kişinin yaşadığı adadaki her bireye yerlerinde kalmak ve vatandaşlık dâhil 100 bin dolar.
ABD, TOPRAKLARINI İKİYE KATLADI
Amerika kıtasında yerlilerin ellerinden alınan topraklar üzerine kurulan ABD, yıllar içinde, bugünkü topraklarının yüzde 40’a yakın kısmını kolonici güçlerden ve bölge ülkelerinden satın almalar yoluyla elde etti. Tarih boyunca el değiştiren topraklarından bazıları:
TRUMP'IN RÜYASI
Beyaz Saray’ın “Grönland’ı aktif olarak bünyemize katmanın yollarını arıyoruz” açıklaması, 19. yüzyılın emlak diplomasisini 21. yüzyılın karmaşık hukuk düzeniyle karşı karşıya getirdi. Trump yönetimi, Alaska’nın Rusya’dan (1867) veya Virjin Adaları’nın Danimarka’dan (1917) satın alınmasını emsal gösterse de, uzmanlar dünyanın artık çok farklı bir yer olduğunu hatırlatıyor.
HUKUKEN MÜMKÜN DEĞİL
Uluslararası hukuk uzmanlarına göre, Trump’ın “satın alma” planının önündeki en büyük engel, 1945 sonrası yerleşen kendi geleceğini tayin (self-determination) hakkı. 2009 yılında yürürlüğe giren Grönland Öz Yönetim Yasası, adayı “uluslararası hukuk uyarınca devletleşme hakkına sahip bir halk” olarak tanıyor. Bu, Danimarka’nın Grönland’ı bir gayrimenkul gibi satma yetkisinin artık olmadığı anlamına geliyor. Herhangi bir statü değişikliği için Grönland halkının referandumla onayı şart; ancak son anketler halkın %85’inin ABD’ye bağlanmaya şiddetle karşı olduğunu gösteriyor.
TEK YOL: ÖZGÜR BİRLİKTELİK
Hukukçular, doğrudan bir “satın alma” yerine tek bir teorik kapı bırakıyor: Grönland’ın önce Danimarka’dan tam bağımsızlığını kazanması ve ardından Marshall Adaları veya Palau örneğinde olduğu gibi ABD ile bir Özgür Birliktelik Sözleşmesi imzalaması. Bu senaryoda Grönland kâğıt üzerinde bağımsız kalırken, savunma ve güvenlik yetkilerini tamamen Washington’a devrediyor. Ancak bu süreç bile, Danimarka Parlamentosunun onayı ve yıllar sürecek müzakereler gerektiriyor. Bunun dışındaki seçenekler uluslararası sistem için “egemenlik ihlali” ve hukuk savaşı anlamına geliyor.
1783’TEN GÜNÜMÜZE ABD YÜZ ÖLÇÜMÜ
ABD’nin bugünkü devasa yapısı, aslında oldukça mütevazı bir başlangıca dayanıyor. 1783 yılında imzalanan Paris Antlaşması ile bağımsızlığını ilan eden Amerika Birleşik Devletleri’nin (13 koloni ve Mississippi Nehri’ne kadar uzanan topraklar) toplam yüz ölçümü sadece 2.310.619 kilometrekare idi.
Trump’ın planları gerçekleşirse şu rakamlara ulaşacak:
Mevcut Durum=9,83 milyon km² (Dünya sıralamasında 4. ülke)
ABD+Grönland=12,01 milyon km² (Dünya sıralamasında 2. ülke)
ABD+Kanada=19,81 milyon km² (Dünya sıralamasında 1. ülke)
FRANSA / LOUİSİANA › ABD (1803)
Napolyon, Avrupa’daki savaşlara odaklanmak için Amerika’daki topraklarını 15 milyon dolar karşılığında ABD’ye sattı. ABD bir gecede yüz ölçümünü ikiye katladı.
İSPANYA /FLORİDA › ABD (1819)
ABD fiilen bölgeye nüfuz etti, zayıflayan İspanya daha fazla direnemedi. Florida, Adams-Onís Antlaşması’yla hukuki olarak ABD’ye devredildi.
MEKSİKA / GADSDEN › ABD (1853)
Meksika, bugünkü Arizona ve New Mexico’nun bir bölümünü satışla Amerika Birleşik Devletleri’ne verdi.
RUSYA / ALASKA › ABD (1867)
Rusya, Alaska’yı savunamayacağını ve ekonomik getirisinin zayıf olduğunu düşündü. ABD ise hem stratejik genişleme hem de doğal kaynak beklentisiyle Rusya’nın 7,2 milyon dolarlık satış teklifini kabul etti.
DANİMARKA / VİRGİN ADALARI › ABD (1917)
Danimarka, Batı Hint Adaları’nın içinde yer alan Virgin Adaları’nın kendisine ait olan bölümünü 1917’de 25 milyon dolar tutarında altın karşılığında ABD’ye sattı.
ABD/ PANAMA KANAL BÖLGESİ › PANAMA (1999)
ABD, 1903’ten beri kontrol ettiği kanal bölgesini 1977 Torrijos-Carter Antlaşmaları ile 1999’da Panama’ya devretti.
