Gösteriler durdu ama kaos kapıda! İran'ı bekleyen büyük değişim ne?
İran'da 28 Aralık'ta başlayan ve 5 bini aşkın kişinin öldürülğü protestolar duruldu. Ancak, ekonomik kriz, bölgesel müttefik ağının zayıflaması ve ABD tehdidi altında İran'da iç husursuzluğa neden olan sorunlar olduğu gibi duruyor. Uzmanlar, bu noktadan sonra İran'ın artık hep daha kötüye gideceğini söyledi ve yönetimin dini liderlikten askeri liderliğe kayacağını açıkladı.
Katar merkezli Al Jeezara gazetesinin analize göre, İran'da 28 Aralık’tan beri bir süredir devam eden protestolar geçen hafta duruldu. On binlerce kişi tutuklandı, huzursuzluğu desteklediği iddia edilen kişilerin iş varlıklarına el konuldu ve haklarında "terörizm" suçlamalarıyla soruşturmalar başlatıldı. Görünüşe göre yetkililer, kontrolü yeniden sağladı.
Ancak uzmanlar, bu görünür sükunetin gölgesinde, İran’da protestoları tetikleyen sorunların olduğu gibi durduğunu belirtti. Analistlere göre İran, ya yaptırımların kalkması ve ekonominin düzelmesi için zorlu tavizler vermek ya da daha fazla çalkantıyla yüzleşmek zorunda… Ekonomisi hırpalanmış, bölgesel müttefik ağı zayıflamış ve ABD saldırısı tehdidi altında olan İran, kritik bir yol ayrımında bulunuyor.
"ANCAK SADECE DAHA KÖTÜYE GİDEBİLİR"
Uluslararası Kriz Grubu İran Projesi Direktörü Ali Vaez, "Bu, sürdürülebilir bir statüko değil; bu durumun devamı mümkün değil. Sistemin yarın dibe vuracağını tahmin etmiyorum, ama bir sarmalın içinde ve değişmeyi reddederse bu noktadan sonra sadece daha kötüye gidebilir” değerlendirmesini yaptı.
TARİHİNİN EN ŞİDDETLİ ÇATIŞMALARINDAN BİRİNİ YAŞADI
İran’da son gösteriler, Aralık sonunda İran riyalinin Çöküşüne karşı başlayan protestoların, kısa sürede rejimin devrilmesi çağrılarına dönüşmesiyle ülke çapında bir ayaklanmaya dönüştü. Yetkililerin bu duruma tepkisi, ülkenin 1979 devriminden bu yana görülen en şiddetli çatışmalardan birine yol açtı.
İran devlet medyası protestolarda 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiğini iddia ederken, ABD merkezli insan hakları aktivistleri ise 5 binden fazla kişinin öldürüldüğünü bildirdi.
REJİM GÖSTERİLERE GEÇMİŞTE KARŞILIĞI VEREBİLİYOR MU?
Geçmiş yıllardaki protestoların (2019'daki akaryakıt zammı ya da 2022'deki Mahsa Amini gösterileri gibi) ardından devlet sübvansiyonlar dağıtarak ve sosyal kısıtlamaları gevşeterek tepkilere karşılık vermişti. Ancak bu kez, onlarca yıllık uluslararası yaptırımlar, kötü yönetim ve yolsuzluk nedeniyle düşen riyal değeri ve azalan petrol gelirleriyle birlikte devletin elindeki seçenekler kısıtlı halde bulunuyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre İran'da enflasyon geçen yıl yüzde 42'nin üzerine çıkarak rekor kırdı.
Tüm bunlara ek olarak, İran halkı sürekli elektrik kesintileri yaşıyor ve su sıkıntısı çekiyor, bu da ortalama bir İran vatandaşının hayatını giderek zorlaştırıyor.
HAMANEY, TRUMP İLE MASAYA OTURMALI MI?
Uzmanlar, yaptırım baskısını hafifletmek isteyen İran'ın, ABD ile bir anlaşma müzakere etmesi gerektiğini söyledi. Ancak bu, ülkenin nükleer programı, balistik füzeleri ve bölgesel müttefik ağına verdiği destek gibi temel dış politika konularında Hamaney'in taviz vermesini gerektiriyor. Bu unsurlar, İran'ın çatışmaları kendi topraklarından uzak tutmayı amaçlayan "ileriye dönük savunma" stratejisinin kilit bileşenleri… Bu konularda yapılacak herhangi bir değişiklik, Hamaney tarafından kurulan güvenlik mimarisinde derin bir kaymaya işaret edecek.
Politika analisti Mohammad Ali Shabani, "İran'ın bu üç elemente resmi olarak kısıtlama getirmeyi isteyip istemediği belirsiz. Trump'ın zenginleştirmeye devam etmesi halinde yeni bir bombardıman kampanyası tehdidinde bulunmasıyla, Hamaney karar verme sürecinde felç olmuş görünüyor" açıklamasını yaptı.
İran ve ABD arasındaki müzakereler tamamen masadan kalkmış değil. ABD Başkanı Donald Trump, protestoların zirve yaptığı dönemde İran'a saldırı imasında bulunsa da, Körfez Arap ülkelerinin bölgeyi kaosa sürükleyecek böyle bir adımdan kaçınması yönündeki baskısıyla söylemini yumuşattı.
Perşembe günü Trump, Washington ve Tahran arasındaki iletişim kanallarının açık olduğunu işaret etti. Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı konuşmada, "İran konuşmak istiyor ve biz de konuşacağız" dedi.
Ancak bu açıklamalar, ABD'nin muhtemelen İran'ı bir anlaşmaya zorlamak amacıyla Ortadoğu'ya askeri varlıklarını sevk ettiği bir dönemde geldi. Trump, Cuma günü, "O yöne doğru giden devasa bir filomuz var ve belki de onları kullanmak zorunda kalmayacağız" açıklamasını yaptı.
İRAN’DA LİDERLİK DİNİ ALANDAN ASKERİ ALANA MI KAYIYOR?
Diğer taraftan uzmanlar, İran büyük tavizler vermek zorunda kalırsa, güvenlik ve meşruiyet algısının yeniden tesis edilmesi zor olacağını açıkladı. Araştırmacılar, yıllardır, İran halkı ile sistem arasındaki örtük toplumsal sözleşmenin, sosyal ve siyasi özgürlük pahasına güvenlik garantisine dayandığını belirtti. Ancak bu durum, geçen yıl İsrail ile yaşanan ve 12 gün içinde İran'da en az 610 kişinin öldürüldüğü savaşla sona erdi.
Şabani, “İran'da devlet ve toplum arasındaki sosyal sözleşme on yıllar içinde zayıfladı ve son bir yılda elektrik ve su krizleri nedeniyle temel hizmetlerde yaşanan aksamalar göz önüne alındığında, güvenlik sağlanması da artık sorgulanıyor” dedi.
İRAN’DA DEĞİŞİM ARTIK KAPIDA MI?
Alman Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü'nde misafir araştırmacı Halireza Aziziye göre ise 1979 İslam Devrimi'nden sonra kurulan seçkin bir güç olan İslam Devrim Muhafızları'nın ülkenin en güçlü ekonomik ve siyasi aktörü haline gelmesiyle birlikte, siyasi sistemin dinî yönetimden askeri yönetime doğru dönüşümü çoktan başladı.
Azizi, "Hamaney'in ölümünden veya görevden alınmasından sonra, bildiğimiz İslam Cumhuriyeti'ni görmeyeceğiz. Bu durum, halkın rejim değişikliği başlatmak için sokaklara dökülmesine daha fazla ivme kazandıracak mı, yoksa güvenlik teşkilatının farklı bir biçimde yeniden ortaya çıkmasıyla Sovyet tarzı bir rejim dönüşümü senaryosuna mı yol açacak, bu açık bir soru; ancak değişim kaçınılmaz" ifadelerini kullandı.
İran mı önce vuracak ABD mi? Kritik detay ortaya çıktı! Avrupa Tel Aviv uçuşlarını durdurdu
Dünya tetikte! İran'dan ABD'ye uyarı geldi: Herhangi bir saldırı topyekün savaş sayılacak
