Hürmüz’de füzeler havayken Doha’da gizli imzalar atıldı! ABD basını İran'ın neden misilleme yapmadığını deşifre etti
The Wall Street Journal gazetesinin sızdırdığı gizli istihbarat raporuna göre, CENTCOM’un füze fırlatma üslerini bombalaması sonucu askeri kayıplar veren Tahran yönetiminin, 24 milyar dolarlık dondurulmuş fonun serbest bırakılmasını sabote etmemek adına sessiz kaldığı ve misilleme yapmayı ertelediği ortaya çıktı.
- İran'ın ana stratejisi, ülkenin ekonomisini rahatlatacak mali kaynağa erişirken Donald Trump'ın iç politikada bir zafer ilan etmesine zemin hazırlayacak düzeyde büyük bir nükleer taviz vermemek.
- ABD, Hürmüz Boğazı'nda mayın döşediği iddia edilen İran Devrim Muhafızları'na ait sürat teknelerini vurdu ve ardından İran topraklarındaki füze fırlatma üslerini bombaladı.
- Tahran'ın baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, saldırının hemen ardından dondurulmuş fonlar ve boğazın yeniden açılmasına ilişkin temaslarını sürdürdü.
- Taraflar, İran'ın yurt dışında dondurulan 100 milyar dolarlık rezervinin dörtte biri olan 24 milyar doların serbest bırakılması konusunda bir uzlaşmaya yakın.
- Nükleer program konusunda Trump, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarının doğrudan ABD'ye teslim edilmesi şartından geri adım atarak, uranyumun UAEA gözetiminde imha edilebileceğini ileri sürdü.
- Trump, aralarında Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, Türkiye, Mısır ve Ürdün'ün de bulunduğu ülkelerin derhal Abraham Anlaşmaları'nı imzalayarak İsrail ile diplomatik ilişkiler kurmasını şart koştu.
ABD ile İran arasında doğrudan askeri çatışmaya rağmen müzakere masası devrilmedi.
The Wall Street Journal gazetesinin Dubai, Londra ve Washington’daki istihbarat ve diplomasi kaynaklarına dayandırdığı özel raporuna göre, Tahran yönetimin, maruz kaldığı ağır ekonomik kriz ve iç baskılar nedeniyle iki temel önceliğe odaklandı ve masada kalmayı tercih etti.
İranlı yetkililer, Tahran’ın ana stratejisini, "Donald Trump’ın iç politikada bir zafer ilan etmesine zemin hazırlayacak düzeyde büyük bir nükleer taviz vermeden, çöküşün eşiğindeki ülke ekonomisini rahatlatacak mali kaynağa erişmek" diye aktardı.
ABD NASIL SALDIRDI?
Pazartesi gecesi geç saatlerde ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Hürmüz Boğazı'nda mayın döşediğini iddia ettiği İran Devrim Muhafızları'na ait sürat teknelerini vurdu. İran ordusunun ABD uçaklarına ateş açarak misilleme yapmasının ardından, ABD Hava Kuvvetleri de İran topraklarındaki füze fırlatma üslerini bombaladı. Çatışmada İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nun birkaç askerini kaybetmesine rağmen, Tahran yönetimi müzakerelerin sabote edilmesini önlemek adına bu kayıpları kamuoyuna duyurmayı erteledi.
Tahran’ın baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, saldırının hemen ardından Salı günü Katar’ın başkenti Doha’da kalarak dondurulmuş fonlar ve boğazın yeniden açılmasına ilişkin temaslarını sürdürdü. Katarlı ve Mısırlı yetkililerle kritik pürüzleri ele alan Kalibaf, Salı günü geç saatlerde Tahran'a döndü.
MASADAKİ UZLAŞI: 24 MİLYAR DOLARLIK İLK PAKET VE URANYUM FORMÜLÜ
Arabulucular, İran’ın yurt dışında dondurulan toplam 100 milyar dolarlık rezervinin dörtte biri olan 24 milyar doların serbest bırakılması konusunda tarafların bir uzlaşmaya çok yakın olduğunu ileri sürdü. Anlaşma sağlandığı takdirde 12 milyar dolar erken aşamada Tahran’ın kontrolüne geçecek ve İran yeniden dünya petrol piyasalarına erişim sağlayacak.
Müzakerelerin en büyük tıkanma noktası olan nükleer program konusunda ise Trump’ın geri adım attığı ileri sürüldü. Hafta sonu, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarının doğrudan ABD’ye teslim edilmesini şart koşan Trump, Truth Social hesabından yaptığı yeni açıklamada geri adım sinyali vererek, uranyumun Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) gözetiminde "yerinde veya başka bir kabul edilebilir ülkede imha edilebileceğini ileri sürdü.
ABD basını da "Trump, Tahran’ın kırmızı çizgilerine yakın bir formülü kabul etti" şeklinde yorumladı.
TRUMP’TAN "ABRAHAM ANLAŞMALARI" DAYATMASI
Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz ve Lindsey Graham gibi şahin isimlerin, "Bu anlaşma Obama’nın nükleer anlaşmasına benziyor, Tahran'ı güçlendiriyorsunuz" eleştirilerine maruz kalan Trump, masayı büyüterek iç politikadaki baskıyı kırmaya çalıştı. Trump, aralarında Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, Türkiye, Mısır ve Ürdün’ün de bulunduğu ülkelerin derhal "Abraham Anlaşmaları"nı imzalayarak İsrail ile diplomatik ilişkiler kurmasını şart koşmuştu.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, söz konusu adımın ABD-İran barış anlaşmasını doğal bir şekilde tamamlayacağını savunsa da, ABD’li yetkililer özellikle Körfez ülkelerinin liderlerinin karardan önceden haberdar olmadıklarını ve Trump’ın sosyal medya çıkışıyla büyük bir şaşkınlık yaşadıklarını dile getirdi.
Trump'tan ateşkes için Abraham şartı! "Bölge ülkeleri imzalasın"
İRAN'DA BÖÜNME
İran içinde ise diplomasi trafiği tartışmaları beraberinde getirdi. Devrim Muhafızları’nın füze ve İHA programından sorumlu Komutanı Macid Musevi, "Düşmanla müzakere etmek tamamen kayıptır" diyerek anlaşma zeminini eleştirdi. Ancak İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani, askeri güç ile Galibaf’ın diplomatik rolünün birleşiminin İran halkının çıkarına olacağını savunarak barış masasının korunacağı yönünde sinyal verdi.
