Trump'tan ateşkes için Abraham şartı! "Bölge ülkeleri imzalasın"
Truth Social hesabından uzun bir açıklama yayımlayan ABD Başkanı Donald Trump, Orta Doğu’daki savaşların sona ermesi için yeni bir diplomatik sürecin başlatılması gerektiğini ifade etti. Haklı gerekçeleri olan bir iki ülkenin bu sürecin dışında kalmasının kabul edilebileceğini belirten ve esnek bir açık kapı bırakan Trump, buna karşın bölgesel aktörlerin genel katılımını ve Abraham Anlaşmaları’na dahil olmasını masanın temel şartı olarak öne sürdü.
- Trump, 10 bölge lideriyle telefon diplomasisi yürüttüğünü belirtti.
- Trump, İran ile barışın sağlanması için Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve Pakistan gibi ülkelerin İbrahim Anlaşmaları'na katılmasını istedi.
- Trump, İbrahim Anlaşmaları'na katılmayan ülkelerin kötü niyetli olduğunu savundu.
- Trump, İran'ın da İbrahim Anlaşmaları'na katılabileceğini ifade etti.
- Trump, ABD temsilcilerine bu ülkelerin katılım sürecini başlatma talimatı verdi.
- Türkiye, Filistin halkının hakları güvence altına alınmadan ve İsrail'in saldırgan politikaları durdurulmadan İbrahim Anlaşmaları ekseninde bir ortaklığa yanaşmıyor.
Hafta sonu aralarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bulunduğu bölge liderleriyle bir telefon diplomasisi yürüten ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabı üzerinden yayınladığı mesajda, İran ile yapılacak barış mutabakatı için bölge ülkelerinin Abraham Anlaşmaları’na katılması gerektiğini ileri sürdü.
Haklı gerekçeleri olan bir iki ülkenin bu sürecin dışında kalmasının kabul edilebileceğini belirterek esnek bir açık kapı bırakan Trump, buna karşın genel katılımı masanın temel şartı olarak öne sürdü.
BÖLGE LİDERLERİNE UYARI: 'KATILMAYAN KÖTÜ NİYETLİDİR'
İran ile yürütülen 14 maddelik mutabakatın ya "harika" olacağını ya da hiç olmayacağını belirten Trump, masadaki barışın kalıcı olması için bölgedeki tüm aktörlerin İbrahim Anlaşmaları koalisyonuna dahil olmasını şart koştu:
"İran ile müzakereler güzel şekilde ilerliyor. Cumartesi günü Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Pakistan, Türkiye, Mısır, Ürdün ve Bahreyn liderleriyle yaptığım görüşmeler sırasında şunu ifade ettim: Amerika Birleşik Devletleri’nin bu çok karmaşık yapbozu bir araya getirmek için yürüttüğü tüm çalışmaların ardından, bu ülkelerin en azından eş zamanlı şekilde Abraham Anlaşmaları’na katılması zorunlu olmalıdır. Katılmayan bir ya da iki ülkenin gerekçesi olabilir ve bu kabul edilebilir ancak çoğu ülke İran ile yapılacak bu uzlaşmayı çok daha tarihi bir olay haline getirmeye hazır, istekli ve muktedir olmalıdır. İbrahim Anlaşmaları, dahil olan ülkeler için finansal, ekonomik ve sosyal anlamda büyük bir patlama etkisi yarattı. Bu anlaşmalar, Orta Doğu’ya 5 bin yıl sonra ilk kez gerçek güç, kuvvet ve barış getirecektir. Eğer bunu yapmazlarsa bu anlaşmanın parçası olmamalıdırlar çünkü bu kötü niyet göstergesidir."
İSRAİL İLE NORMALLEŞME DAYATMASI
İbrahim Anlaşmaları, özü itibariyle Orta Doğu ülkelerinin Filistin meselesini çözüme kavuşturmadan İsrail ile doğrudan diplomatik ve askeri ortaklık kurmasını hedefleyen bir zemin üzerine kurulu.
Türkiye ise Filistin halkının meşru hakları güvence altına alınmadan ve İsrail'in bölgedeki saldırgan politikaları durdurulmadan bu eksende bir ortaklığa imza atmayı reddediyor.
"İRAN DA BU KOALİSYONA KATILABİLİR"
ABD Başkanı mesajının devamında temsilcilerine katılım sürecini başlatma talimatı verdiğini belirterek şunları yazdı:
"Yukarıda adı geçen büyük liderlerin birçoğuyla yaptığım görüşmelerde, belgemiz imzalanır imzalanmaz İran da Abraham Anlaşmaları’nın parçası olmasından onur duyacaklarını söylediler. Vay canına, işte bu gerçekten özel bir şey olurdu. Eğer İran benimle, yani Amerika Birleşik Devletleri Başkanı ile anlaşmasını imzalarsa, onların da bu eşsiz dünya koalisyonunun bir parçası olması büyük bir onur olacaktır. Bu mesajımın bir kopyasıyla temsilcilerime, bu ülkelerin katılım sürecini başarıyla tamamlamaları talimatını veriyorum."
DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN NE DEMİŞTİ?
Trump'ın "barış koalisyonu" adı altında İsrail merkezli Abraham Anlaşmaları’nı dayatması, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın krizlerin ilk dalgasında 2023 yılında TRT Haber’e yaptığı ve Washington-Tel Aviv arasındaki suç ortaklığını ifşa eden analizini akıllara getirdi:
Bakan Fidan katıldığı programda, "7 Ekim’deki kriz aslında birçok ilgili çevrenin geleceğini gördüğü, fakat üstünü örttüğü bir kriz. 7 Ekim’de başlayan Hamas saldırıları, aslında İsrail’in özellikle son 10 yıldır bölgede yürüttüğü politikaların yanlışlığının bir delili oldu. Kendisi için geliştirdiği ulusal güvenlik sisteminin zafiyetlerini ortaya koymakla beraber, esas itibariyle diplomasi yoluyla ortaya koymaya çalıştığı yapının, sistemin aslında bir başarısızlık projesi olduğunu da gösterdi. Biz Türkiye olarak başından beri özellikle İsrail’in sadece kendi komşularıyla barış yapıp Filistinlilerle iki devletli çözümü kabul etmemesini stratejik bir hata olarak görüyorduk. Ama gerek konuyu Amerikan merkezli anlatan mecralar, gerek Avrupa’nın bunu satın alması, bölgede bu konuyu destekleyen unsurlarla beraber, hikaye sanki doğrunun kendisiymiş gibi sunulmaya başladı. Ama biz biliyorduk ki, bu kriz bir yerden patlak verecek. Çünkü her ne kadar Abraham Anlaşmaları ile birtakım şeyler ilerliyor gibi gözükse de, esas itibariyle konunun muhatabı olan Filistinlilere yönelik baskının, zulmün daha sistematik, daha yaygın ve daha sık hale geldiğini gördük. Bunun bir yerde patlayacağı aşikardı. Yani bunun bir şekilde patlaması ve arkasından bu krizin doğması aslında kimse için şaşırtıcı olmamalı." demişti.
