İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'den hibrit savaş uyarısı!
İran dini lideri Mücteba Hamaney, "hain düşman" olarak nitelendirdiği küresel güçlerin, İran silahlı kuvvetlerinin mücadelesi karşısında ağır bir yenilgiye uğradığını açıkladı.
- Mücteba Hamaney, küresel tahakküm sistemi ve Amerika Birleşik Devletleri'nin bağımsız ve güçlü bir İran'ı hiçbir zaman kabul etmediğini söyledi.
- İsrail'in bölgede bir ileri karakol olarak kullanıldığını ve İran'ın ilerlemesini engellemek için her türlü girişimin yapıldığını belirtti.
- Düşmanın İran Silahlı Kuvvetleri karşısında askeri olarak varlık gösteremediği için hibrit savaş yöntemlerine başvurduğunu dile getirdi.
- Hibrit savaşın temel hedefinin halk arasında şüphe, umutsuzluk, korku ve ayrılık tohumları ekmek olduğunu ifade etti.
- Bu nedenle birlik, dayanışma, karşılıklı güven ve düşmanın propagandasına karşı bilinçli duruşun büyük önem taşıdığını vurguladı.
İran dini lideri Mücteba Hamaney, İmam Humeyni'nin vefatının 37. yıl dönümü vesilesiyle mesaj yayınladı.
"ABD, BAĞIMSIZ VE GÜÇLÜ BİR İRAN'I ASLA KABUL ETMEDİ"
Mesajında küresel güç dengelerine ve Washington'ın bölge politikalarına değinen Mücteba Hamaney, şunları söyledi:
"Küresel tahakküm sistemi ve onun başındaki Amerika Birleşik Devletleri, bağımsız ve güçlü bir İran'ı hiçbir zaman kabul etmemiştir. Bu egemenlik sisteminin ve emperyalizmin asıl sorunu, bizim bu teslim olmayan kimliğimizledir. Karmaşık savaş, halkımızın direnme gücünü zayıflatmaya ve yetkililerimizin tahminlerini bozmaya dayanıyor.
"İSRAİL, BÖLGEDEKİ BİR İLERİ KARAKOLDUR"
İsrail'i bölgede bir ileri karakol olarak kullanan bu sistem, İran'ın ilerlemesini engellemek için her türlü girişimde bulunmaktadır. Ancak düşman, İran halkının ve silahlı kuvvetlerinin direnci karşısında başarısızlığa uğramış, derin ve anlamlı bir aşağılanma yaşamıştır."
"KARMA SAVAŞ"
İran Silahlı Kuvvetleri karşısında askeri olarak varlık gösteremeyen düşmanın artık sinsi yöntemlere başvurduğunu belirten Mücteba Hamaney, hibrit savaş tehlikesine dikkat çekti:
"Düşmanın güçlerimize karşı başarısız olması ve sahada ağır bir yenilgi almasından sonra şimdi karmaşık bir savaşa odaklanıyor. Bugün düşmanın temel hedefi, halk arasında şüphe, umutsuzluk, korku ve ayrılık tohumları ekmektir. Bu nedenle birlik, dayanışma, karşılıklı güven ve düşmanın propagandasına karşı bilinçli duruş büyük önem taşımaktadır. Herkes düşmanla aynı ses tonunda olmadan onun hain planını boşa çıkarmalıdır."
NELER OLMUŞTU?
Son haftalarda üzerinde çalışılan çerçeve anlaşmasının, öncelikle Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını ve ABD'nin İran'a yönelik ablukasının kaldırılmasını öngördüğünü savunan yetkililer, Trump'ın, İran'ın ABD askerlerini öldürmesi halinde Tahran ile ateşkesi sonlandırmayı değerlendireceğini yakın çevresine söylediğini öne sürdü.
ABD Başkanı Trump, İran'la devam eden müzakerelere ilişkin, "Müzakerelerin çok çok iyi gittiğini ilettiler. Eğer anlaşma olursa, olmayabilir de ama olursa mesela bu hafta sonu olabilir." ifadelerini kullanmıştı.
Diğe yandan Rubio, Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinin, Başkan Trump'ın Dışişleri Bakanlığı için 2027 mali yılı bütçe talebi ve İran ile devam eden çatışma hakkındaki sorularını cevapladı.
Temsilciler Meclisi üyeleri, Dışişleri Bakanı'nı İran'la savaşın ekonomik ve siyasi neticeleri konusunda sorgularken Rubio, bu savaşın başlatılmaması durumunda Tahran'ın nükleer silah geliştirme riski olduğunu, yapılabilecek misillemeleri öngörmelerine rağmen saldırı kararı aldıklarını ifade etti.
Demokrat Kongre üyesi Gregory Meeks'in söz konusu savaşla ilgili eleştirileriyle muhatap olan Rubio, Başkan Donald Trump'ı, İran'a savaş açması ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılması durumunda benzin, gıda ve nakliye gibi maliyetleri artıracağı konusunda uyarıp uyarmadığı sorusuna doğrudan cevap vermekten kaçındı.
Rubio, aynı yönde ısrarla sorulan sorular neticesinde, "İran'ın misilleme olarak neler yapabileceğinin herkes farkındaydı ama nükleer silaha sahip olmamalıydılar." ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı ayrıca, "Başkan (Trump) ve yönetim, eylemlerin sonuçları olacağının farkındaydı ancak İran'ın nükleer silaha sahip olmasının sonuçları daha da kötüydü." değerlendirmesinde bulundu.
İsrail'in nükleer kapasitesi hakkında ancak "gizli" bir ortamda konuşabileceğini söyledi
Dışişleri Bakanı Rubio, İsrail'in nükleer silahı olup olmadığı sorusuna da net bir cevap vermekten kaçınırken bu konunun "dikkatli bir şekilde ele alınması" gerektiğini söyledi.
İsrail'in nükleer kapasiteye sahip olduğu konusunda diğer ülkelerin değerlendirmelerinin bulunduğunu aktaran Rubio, "Ancak biz bu konuyu hiçbir zaman, daha doğrusu onlar bu durumu hiçbir zaman, kamuoyu önünde kabul etmediler. Biz de dış politikamızın bir gereği olarak ve çeşitli nedenlerden ötürü, bu konuyu o şekilde tartışmıyoruz." ifadelerini kullandı.
Rubio, bu konuyu tartışmak için "gizli" bir ortamın daha uygun olacağını belirterek bu konunun, ABD'nin dış politikası açısından hassasiyetini vurguladı.
