Jeopolitik gerçekliğin düğümü! Irak'ta ABD-İran güç savaşının yeni perdesi
Irak’ta iki dönem Başbakan olarak görev yapan Nuri el-Maliki’nin yeniden aday olması son dönemde İran eksenli ilerleyen bölgesel kriz sahasına Bağdat’ı da dahil etti. ABD Başkanı Donald Trump’ın ‘Maliki seçilirse ülkeye yardımları keseriz’ tehdidi, Irak’ın son yıllarda yürüttüğü pasif siyasetin aksine yeniden gerilimin odak noktası olmasının ilk adımı olarak değerlendiriliyor. Yıllardır Tahran ile Washington’ın güç mücadelesi arasında sıkışan Irak’ın yeni dönemde ilerleyeceği rota merak ediliyor. Araştırmacı gazeteci Mehmet Alaca, İran-ABD krizi, terörsüz Türkiye süreci, 7 Ekim ve 8 Aralık Suriye devriminin bölgesel etkileri çerçevesinde Irak’taki tabloyu gazetemize değerlendirdi.
- Irak, Iran’ın Arap dünyasına açılan kapısı ve Körfez güvenliğinin kara bağlantısı olarak kabul ediliyor.
- İran, Irak'ın Irak’taki etkisini sürdürmek için büyük çaba harcıyor.
- Bahsedilen başbakan adayın ise Nuri el-Maliki.
- ABD'nin Irak'taki başbakanlık seçimlerindeki rolü vurgulanıyor.
- İran'a yönelik olası bir ABD saldırısının Irak'ı nasıl etkileyebileceğine dair endişeler dile getiriliyor.
- Irak'taki pkk varlığı ve Türkiye'nin bu konudaki endişeleri de haberde yer alıyor.
SEZER DOĞRU - Dünya siyaset sahnesinin ana aktörlerinden, 2003’teki ABD işgali sonrası kriz ve çatışmaların sahası haline gelen Irak, son dönemde bölgede yaşanan diğer kriz ve savaşlarla beraber gölgede kaldı.
7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e karşı başlattığı Aksa Tufanı Operasyonu, 8 Aralık 2024’te Suriye’de 61 yıllık Baas rejimiyle beraber Beşar Esad’ın devrilmesi ve İran-İsrail arasında patlak veren 12 gün savaşı gündem belirleyici faktörler oldu.
Bağdat’ta geniş bir nüfuz alanına sahip olan İran, Lübnan’da Hizbullah’ın büyük darbe alması, Yemen’de Husiler’in etki sahasının daraltılmasıyla bölgedeki aktörler ile arasındaki duvar olan Irak’ın karar mekanizmasında belirleyici olmak niyetini koruyor.
Irak’taki Şii partilerinin desteği ile başbakanlık için Nuri el-Maliki’nin aday gösterilmesi tartışmaların fitilini ateşledi. İran’a yönelik tehditlerini sürdüren ve Tahran’a olası bir saldırı için Körfez’e donanma gönderen ABD Başkanı Donald Trump, Maliki’nin adaylığına sert tepki gösterdi. Trump "Maliki'nin başbakanlık koltuğuna oturması durumunda ABD'nin artık Irak'a yardım etmeyeceğini" söylemişti.
ABD’nin İran’a muhtemel saldırısını engellemek için diplomatik temaslarını sürdüren Türkiye’nin, Bağdat-Washington hattında oluşabilecek bir kriz ortamında alacağı rol merak ediliyor. Suriye’de YPG’nin Şam’a entegrasyonu ile birlikte terörsüz Türkiye süreci ve Irak’taki PKK güçlerinin geleceği merak edilen ana başlıklar arasında yer alıyor.
Araştırmacı gazeteci Mehmet Alaca, Maliki’nin adaylığı sonrası kriz çanlarının yeniden çaldığı Irak’taki gelişmeleri, Bağdat’ın yıllardır Tahran-Washington arasında yürüttüğü denge politikasını ve terörsüz Türkiye sürecine odaklanan Türkiye başta olmak üzere bölgesel aktörlerin rollerini gazetemize değerlendirdi.
IRAK’IN İSTİKRARSIZLIĞI BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIĞI DOĞURUR
Irak’ın pek çok yönüyle bölgede merkezi bir konumda yer aldığını ve İran’ın Arap dünyasına açılan kapısı, Körfez güvenliğinin kara bağlantısı olduğunu belirten Alaca “Irak, Suriye’nin yeniden inşasında kilit geçiş ülkesi ve Türkiye’nin güney güvenliği açısından stratejik bir denge unsuru. Bölgede yaşanan her gelişme de Irak’ı göbekten kesiyor. Bu nedenle, Irak’ın merkezi konumunu daha önemli kılıyor ve Irak’ın stabilizasyonu bölgesel istikrar açısından hayati. Irak’ın istikrarsızlığı bölgesel bir bulaşıcı etki oluşturabilecek bir kapasiteyi haiz” ifadelerini kullandı.
BAĞDAT KENDİ ROTASINI ÇİZMEDİKÇE KÖŞEYE SIKIŞIR
İran’ın bölgedeki etki alanı daraldıkça Tahran’ın Bağdat üzerindeki nüfuz arayışının arttığını söyleyen Mehmet Alaca “Irak hem Şii siyasi karar vericileriyle hem de İran destekli milis unsurlarıyla İran açısından son kale. İran bu konuda Irak’ı öne sürdükçe ve Bağdat bu durumda kendini koruyacak bir mekanizma geliştirmedikçe, Irak hem ABD hem de İsrail’in daha açık hedefi olacak gibi görünüyor. İran’ı vuracak savaşın derecesi Irak’ı da paralel ölçüde etkileyebilir. Ancak bundan uzak durmak Bağdat yönetiminin becerisiyle ilişkili. Başbakan Sudani hem 7 Ekim hem 8 Aralık’taki gelişmelerde hem de İran’ın Haziran’da hedef alınması sırasında ülkesini bu gerilimin dışında tutmayı başardı. Bu trendi sürdürememeleri Irak’ta kaosu dolayısıyla da bölgesel gerilimi tırmandırır” açıklamasında bulundu.
İRAN EKSENİNİN SON KALESİ IRAK MI?
Tahran’ın geleneksel olarak kendi içinde sıkıştıkça veya Washington ile gerildikçe uydusu olarak konumlandırdığı ülkelerdeki etki alanını genişletmeye ve vekil güçleriyle saflarını sıklaştırmaya çalıştığını dile getiren Alaca, Hizbullah’ın ağır darbe alması, Esad rejiminin çöküşü ve Husilerin sınırlandırılmasıyla İran’ın vekil operasyon ağının önemli oranda Irak’a sıkıştığını vurguladı.
ABD’nin Irak’ta İran nüfuzunun artmasına yönelik adımları tehdit olarak gördüğünü ve bu nedenle harekete geçtiğinin altını çizen Alaca “Şu an bölgesel jeopolitikte İran’ın Irak dışında erişimi oldukça daralmış durumda. Özellikle de içinde bulunduğu varoluşsal tehdit nedeniyle Tahran’ın ideolojik öncelikleri güvenlik beklentileriyle yer değiştirmiş görünüyor. Irak’ta yönetilebilir bir hükümet yapısının sürmesi ve Haşdi Şaabi milis gücünün korunması Tahran açısından hayati. ABD de tam buradan vurmaya çalışıyor son zamanlarda. Bu nedenle İran, nüfuzunu daha diplomatik ve sessizce korumanın derdinde. Bunu kısa vadede koruyacak gibi görünüyor. Ancak olası bir savaştan sonra herkesin kendi başının çaresine bakacağı bir resim ortaya çıkması muhtemel. Zaten Irak’ta karar vericiler ve Şii aktörler bu konuda ayrışma yaşamaya başladı bile” diyerek Irak iç siyasetindeki parçalanmış yapıya dikkat çekti.
TAHRAN’IN IRAK’TAKİ SON KARTI MALİKİ Mİ?
ABD Başkanı Donald Trump’ın Irak’ta başbakanlık için adaylığını açıklayan Nuri el-Maliki’ye yönelik tehditlerinin altını çizen Alaca “Maliki her yönüyle eskiyi, siyasi Şiiliği ve Sünnilere baskıyı temsil ediyor. İran’ın Şii hilalinin yok olmasıyla boşluğu, teritoryal bir Sünnilik dolduruyor Türkiye-Suriye-Körfez hattında. İran hem bu gerçekliğe hem de ABD ile başbakanlık konusunda pazarlık gücünü artırmak için Maliki gibi bir aktörü destekliyor olabilir. Zira Irak’ta başbakanın belirlenmesinde İran-ABD dengesi önemli faktör. ABD geçmişte kapalı kapılar ardından bu sürece müdahale ediyordu. Bu kez Trump açıktan yaparak, İran’ın Irak’a nüfuzuna açıktan hedef aldı. Aynı zamanda olası savaşta Maliki gibi bir İran yanlısı aktörü kontrol edememe ihtimali güçlü” dedi.
MALİKİ SEÇİLİRSE ABD YAPTIRIMLARA BAŞVURUR
Irak’ın stabil kalması ABD’nin yeni bölge tahayyülü için kritik öneme sahip olduğunu dile getiren Mehmet Alaca “O nedenle yönetilebilir bir kırılganlığa dahi yer bırakmıyor. Tabii Trump’ın açık müdahalesi Iraklı siyasileri devlet onuru ile ülkenin çıkarı arasında bir dilemmaya itiyor. Maliki’nin seçilmesi ülkeyi ABD’nin ağır yaptırımlarına maruz bırakabilir veya milislerin direkt hedef alınması vs. Bu açıdan Washington-Bağdat ilişkilerinin yönelimi seçilecek başbakanın profiliyle ilgili. Maliki de ısrar Irak’ta her boyutuyla gerilim ve yıpranma demek” sözlerini kullandı.
TRUMP İÇİN İRAN’DAN SONRA HEDEF IRAK MI?
Alaca ‘İran'a muhtemel bir ABD-İsrail saldırısı olursa ve Tahran rejimi tehlike altına girerse Washington'un sonraki hedefler listesine Irak dahil edilir mi’ sorusunu ise “Iraklı milislerin bu savaşa yönelik tutumları Irak’ın hedef olup olmamasında belirleyici olacak. ABD, Irak’ı topyekün hedef almaz, hatta İsrail’in belli milis güçlerini hedef almasına da karşı çıkıyor. Ancak Tahran’da rejimin ne ölçüde etkileneceği ve savaşın nasıl sonuç doğuracağı Irak’ın kaderini belirleyecek. Şu an için bazı şahin milis gruplar dışında daha itidalli bir tutum benimsiyor Iraklı siyasiler” cevabını verdi.
PKK’NIN IRAK’TAKİ VARLIĞI VE TÜRKİYE’NİN TUTUMU
Terörsüz Türkiye süreci kapsamında terör örgütü PKK’nın tasfiyesi ve örgütün Irak’taki varlığının Ankara-Bağdat hattındaki etkisine dikkat çeken Mehmet Alaca “Türkiye’de yeni barış süreci başından itibaren ülke içi siyasetin veya güvenlik bürokrasisinin sınırlarını aşan etkiye sahip. PKK’nın ana konuşlanma ve lojistik alanlarının Irak’ın kuzeyinde yer alması, Türkiye’nin Irak topraklarındaki askeri varlığı nedeniyle Bağdat hükümetinin egemenlik iddiaları, IKBY’nin hem Türkiye’ye ekonomik ve siyasi bağımlılığı hem de kendi iç siyasi fragmantasyonu, süreci kaçınılmaz biçimde Irak ve IKBY denklemine daha fazla oturtuyor. Bu nedenle Ankara’da konuya ilişkin atılan her adım Bağdat ve özellikle Erbil’de farklı anlamlar üretiyor. Dolayısıyla sürecin başarısı veya akameti Ankara ve bölgesel Kürt jeopolitiğinde olduğu kadar Irak ve IKBY açısından da çok katmanlı sonuçlar üretecek” şeklinde konuştu.
IRAK İLE ARADAKİ TEK DUVAR PKK
Hem Erbil’in hem Bağdat’ın terörsüz Türkiye sürecinin ilerlemesine ciddi katkılar sunduğunu ifade eden Alaca “Özellikle Suriye düğümünün yavaştan çözülmesi dikkate alındığında Ankara-Bağdat ilişkilerini yıllardır dinamitleyen PKK dosyasının kapanması konusunda sürecin hızlanacağı aşikar. Her halükarda PKK’ya harcanan zamanın ilişkilerin diğer yönlerine kanalize edilmesi, ikili ilişkilerde güven bunalımının aşılmasını sağlayacak. Özellikle iki ülkenin merkezde olduğu Kalkınma Yolu gibi devasa bir proje konusunda daha emin adımlar atılacak” dedi.
BÖLGEDE SÖZÜ DİNLENEN AKTÖR ANKARA
Türkiye’nin İran’a yönelik saldırıları durdurmak için yürüttüğü diplomatik temaslara ve bölgesel barış hedefi ile attığı adımların Irak çerçevesinde de devam edeceğini söyleyen Alaca “Ankara artık bölgesel krizlerde adı saygıyla anılan ve sözü dinlenen bir aktör. Nitekim Türk diplomasisi ABD-İran hattında olası gerilimin azaltılması için mekik dokuyor. Bağdat’ın da bu konuda çaba harcadığını biliyoruz. İran ve ABD gerilimi konusunda Ankara-Bağdat hattı da geçmişten beri çaba harcıyor. Türkiye, Bağdat’ın bu savaşın dışında kalması yönünde de geçmişten beri diplomatik girişimlerde bulunduğunu biliyoruz” sözlerini kullandı.
IRAK’IN REFAHI BAĞIMSIZ SİYASETTEN GEÇİYOR
Irak’ın 2003’teki işgalden bu yana ABD ve bölgesel güçlerin ajandasında bir ara alan olarak tanımlandığının altını çizen Alaca “İç sorunları, İran nüfuzu, ABD işgalinin etkisi, siyasi uzlaşmazlık gibi pek çok nedenle Irak hak ettiği özne konumuna oturamıyor. Son üç yıllık Sudani yönetiminde nesnellikten özneliğe doğru bir gidişat vardı ancak Kasım seçimleri, İran’a yönelik baskılar bunu gölgeliyor görünüyor. Irak’ın bölgesel jeopolitiğin aksine davranması ve İran’a taraf tutum benimsemesi Irak’ı ana gündem haline getirir ancak bu gündem çöküş ve savaşla andığımız Irak demek. Irak’ın İran nüfuzunu reddederek kendi gündemini oluşturabilecek bir çerçeve belirlemesi lazım. Ancak bu şekilde özneye dönüşebilir” dedi.
