Yarım asırdır çözülemeyen düğüm! ABD Heybeliada Ruhban Okulu için neden tarih verdi?
Yarım asırdır çözülemeyen Heybeliada Ruhban Okulu meselesi, ABD’nin ilk kez somut bir takvim açıklamasıyla yeniden uluslararası gündemin merkezine oturdu. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, okulun Eylül 2026’da açılabileceğini söyleyerek hem Atina’ya hem Ankara’ya dikkat çeken mesajlar verdi.
- ABD Büyükelçisi Barrack, Heybeliada Ruhban Okulu'nun Eylül 2026'da yeniden açılmasını hedef gösterdi.
- ABD, Türkiye ve Yunanistan arasında yeni bir sayfa açılmasını ve bölgesel düzene destek olmak için "köprü" görevi görmeyi hedefliyor.
- Büyükelçi, Türkiye ve Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'de ortak bir forum oluşturmasının "kesinlikle gerekli" olduğunu belirtti.
- Kıbrıs meselesinin bölgesel düzenin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve çözüm sürecine dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.
- Ruhban Okulu'nun açılış tarihinin, Yunan lobisi baskısı ve CAATSA/F-35 gibi stratejik konularla ilgili Türkiye-ABD pazarlıklarının bir parçası olduğu belirtildi.
Ankara–Atina hattında tansiyonun yeniden yükseldiği, Türkiye ile ABD ilişkilerinin kritik başlıklar üzerinden yoğunlaştığı bir dönemde, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack Yunan basınına konuştu.
Barrack’ın röportajı, İstanbul’da gerçekleşen diplomatik temaslar sırasında yapıldı ve Papa XIV. Leo’nun İznik Konsili’nin 1700. yılı için düzenlenen zirveyle aynı zamana denk gelerek açıklamaların önemini daha da artırdı.
ABD'NİN ANKARA BÜYÜKELÇİSİ NELER DEDİ?
Yunanistan merkezli Kathimerini’ye konuşan ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Barrack, Ruhban Okulu’nun yeniden açılması için ilk kez somut bir takvim vererek Eylül 2026’yı hedef gösterdi.
Okul meselesinin hem Başkan Trump hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan için taşıdığı öneme dikkat çekti.
WASHİNGTON’UN YENİ HEDEFİ: TÜRKİYE–YUNANİSTAN ARASINDA "KÖPRÜ"
Büyükelçi, ABD’nin iki ülke arasında yeni bir sayfa açılmasını istediğini anlattı.
Barrack, “Bu iki büyük ülke arasında yüzyıllar öncesinden kalan kinle yol alınamaz” ifadesini kullanarak Yunanistan’a açık bir mesaj gönderdi. Washington’un amacını "Yeni bir bölgesel düzenin kurulmasına destek olmak ve bunun için köprü görevi görmek" sözleriyle açıkladı.
Türkiye ve Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de ortak bir forum oluşturmasının "kesinlikle gerekli" olduğunu söyledi.
Barrack, iki ülkenin iletişim kurması halinde bölgede yeni bir birlik ve refah dönemi doğabileceğini savundu.
ATİNA’YA UYARI GİBİ MESAJ: HER ŞEY TÜRKİYE İLE BAŞLAR
Barrack, yeni Yunanistan büyükelçisinin göreve başlamasını hatırlatarak Washington’un bu süreci hızlandırmak istediğini belirtti. Trump yönetiminin, Türkiye ve Yunanistan’ı “iki tuğla gibi yeniden yan yana getirme” hedefi taşıdığını aktarırken şu ifadeyi kullandı:
“Her şey iletişimle başlar. Ve iletişim, korkudan değil refahtan beslenir.”
Büyükelçi'nin mesajı Ekathimerini’nin yayınında diplomatik bir söylem gibi sunulsa da, Türkiye lehine net bir vurgu olarak öne çıktı.
HAZAR’DAN AKDENİZ’E "BÜYÜK HAT" ÖNERİSİ
Büyükelçi, Hazar Denizi’nden Akdeniz’e uzanan geniş bir ekonomik çizgiden söz etti. Baharat Yolu ve İpek Yolu benzetmesi yapan Barrack, ulus devletlerin bu akışı 1919’dan beri engellediğini öne sürdü.
Türkiye’nin Akdeniz’e açılan kapı olarak bu denklemde kilit rol oynadığını belirten diplomat, siyasi engellerin refah yoluyla aşılabileceğini açıkladı.
KIBRIS VURGUSU: “VÜCUDUN ORTASINDA APSE OLAMAZ”
Barrack, Kıbrıs meselesini bölgesel düzenin ayrılmaz bir parçası olarak görüldüğü dile getirdi. “Sağlıklı bir vücudun ortasında apse olamaz” diyen Barrack, çözüm sürecine Kıbrıs’ın da mutlaka dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
ABD NEDEN TARİH VERDİ? BÖLGESEL DENKLEMİ DEĞİŞTİREN ÇIKIŞ
ABD, yarım asırdır kapalı olan Heybeliada Ruhban Okulu için ilk kez somut bir tarih açıkladı.
İddialara göre Büyükelçi'nin açıklaması Atina’nın baskısını sınırlama çabası hem de Türkiye ile yürütülen stratejik pazarlıkların önemli bir parçası.
Türkiye ile ABD’nin diplomatik temaslarının yoğunlaştığı ve ikili ilişkilerde yeni başlıkların masaya geldiği bir dönemde Heybeliada Ruhban Okulu yeniden gündeme taşınmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’daki görüşmesinde dosya doğrudan konuşuldu.
Erdoğan, “Heybeliada’daki Ruhban Okulu ile ilgili üzerlerine ne düşerse yapmaya hazır olduklarını” ifade ederken Trump, “Yardıma ihtiyaçları vardı ve ben de bunu gündeme getireceğimi söyledim” dedi. Böylece iki lider, yarım asırlık konuyu yeniden diplomatik sürecin merkezine çekmiş oldu.
YUNAN LOBİSİ VE STRATEJİK DOSYALAR: CAATSA–F35 DENKLEMİNDE HEYBELİADA
Türkiye–ABD ilişkilerini izleyen uzmanlara göre Ruhban Okulu’nun gündeme gelmesinin nedeni yalnızca inanç özgürlüğü ya da kültürel talepler değil. Washington’ın bu adımı, ABD’de etkili olan Yunanistan lobisinin CAATSA yaptırımları ve F-35 programı üzerindeki baskılarına karşı denge arayışının bir parçası olarak görülmekte.
Erdoğan Trump görüşmesinden 10 gün önce Fener Rum Patriği Bartholomeos’un ABD Başkanı tarafından kabul edilmesi de diplomatik trafik açısından dikkat çekici bir gelişme olmuştu.
YUNANİSTAN’DA MANŞET OLDU: HEYBELİADA AÇILIYOR MU? KARAR TÜRKİYE'NİN!
Fener Rum Patrikhanesi çevreleri ve ABD’deki Ortodoks yapılar, Ankara–Washington hattındaki mesajları memnuniyetle karşıladı. Yunanistan’ın önde gelen gazeteleri ise Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılma ihtimalini manşetlerine taşıdı. Ancak kararın belirleyici noktası Türkiye’de ve mevzuata bağlı süreçlerde bulunuyor.
HEYBELİADA RUHBAN OKULU’NUN TARİHİ: OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E UZANAN BİR KURUM
1844’te Fener Rum Patrikhanesi tarafından kurulan Heybeliada Ruhban Okulu, “Yüksek Ortodoks Teoloji” adıyla faaliyete başladı. Osmanlı döneminden itibaren Ortodoks dünyasının önemli din adamları burada yetişti. Gökçeadalı Fener Rum Patriği Bartholomeos da okulun mezunları arasında yer alıyor.
1894 depreminde hasar gören yapı kısa sürede onarıldı. Cumhuriyet döneminde de faaliyetlerine devam ederek İstanbul’daki Rum toplumunun en önemli eğitim kurumlarından biri oldu.
KAPATILMA SÜRECİ: 1971 KIRILMA NOKTASI
1971’de Anayasa Mahkemesi’nin özel yükseköğretim kurumlarının devlet denetimine alınması yönündeki kararıyla okulun “yüksek teoloji” statüsü sonlandırıldı. Aynı yıl açılan Danıştay davası ise Patrikhane’nin tüzel kişiliği olmadığı gerekçesiyle reddedildi.
TESEV’e göre bu süreç sadece Heybeliada’yı değil, Türkiye’deki tüm özel yüksekokulları etkiledi. Ancak Heybeliada’nın kapanması, azınlık hakları bağlamında sembolik bir dönüm noktası olarak öne çıktı.
HANGİ STATÜ İLE YENİDEN AÇILABİLİR?
Okulun yeniden açılması tartışılırken en kritik başlık “statü” meselesi.
