MAHMUT ÖZAY

Üniversite hayali kuran milyonlarca öğrencinin heyecanlı bekleyişi sürüyor. Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) 18 Temmuz’da açıklanacak. Ardından asıl sınav olan tercihler başlayacak. Tercihlerde dikkat edilmesi gerekenleri Kariyer ve Tercih Danışmanı Nur Erdem Özeren ile konuştuk. “İş garantisini ne bir meslek, ne bir bölüm ne de üniversite sağlayamaz” diyen Özeren uyarılarda bulundu. Özeren’in sorularımıza cevapları şöyle:

* Kontenjan değişimleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz.
Kontenjanlar ne yazık ki mezunların talebine göre belirleniyor. Öğrencilerin doldurduğu bölümlerin kontenjanları arttırılırken, boş kalan bölümlerin kontenjanları azaltılıyor. Yeni isimli bölümler yeni mesleklere götürür zannedilerek talep görüyor. Ancak bu yaklaşım doğru değil. Beş sene sonra mezun olup 50 sene çalışacak gençlere bugünün kavramları ile bölüm öneriyoruz. Bu çok yanlış.

* Doğru tercih nasıl yapılır...
Doğru tercih, çok uzun, adım adım, detaylı bir çalışma ile yapılmalı. Önce kariyer planı yapılmadan tercih yapılmaz. Ama işin özünde, bölüm ya da meslek seçmeye çalışmak yerine ne iş yapmak istediğini ve gelecek hedeflerini belirlemek önemli. Bu çerçevede bölüm de meslek de sektör de birer araç.

* Üniversiteleri seçerken nelere bakılmalı.
Üniversiteleri seçerken her şeyden önce mevcut öğrenciden alınacak bilgiler en önemli kaynak. Ancak burada yorumdan çok yorumun içinde yatan bilgi önemli. Her hâlükârda üniversiteyi yerinde ziyaret etmek, havasını koklamak önemli. Bu konuda univerlist.com gibi tüm üniversiteleri bir arada görebilecek web sitelerinden de yararlanabilirler. Ancak elbette en önemli soru, bir üniversiteden ne bekledikleri.

* ‘Geleceğin meslekleri’ diye bir kavrama katılıyor musunuz?
Geleceğin meslekleri kavramını tercihler için bir rehber gibi kullanmaya hiç katılmıyorum. O gelecek henüz gelmedi. Ve nasıl geleceğini de bilmiyoruz. Burada en önemli faktör adaptasyon. Günün şartlarına adapte olmayı başarırlarsa, o zaman işlerini garantiye alabilirler. İş garantisini ne bir meslek, ne bir bölüm ne de üniversite sağlayamaz. İş garantisi kişinin kendisinde. Gençler mesleğin popülaritesine değil, kendilerine uygunluğuna bakmalı. Gelecek farklı şekillenecek. Önemli olan değişime ayak uyduracak kadar adaptasyon kabiliyetine sahip olmak. Kendilerini tanıyıp kendilerine yatırım yapsınlar.

* Tercih süresince aileler nasıl bir yol izlemeli...
Aileler çocuklarının kendilerini tanımasında destek olabilirler. Çünkü kariyer planlamada en önemli eksiklerden biri gençlerin kendilerini tanımaması. Bu anlamda aileler destek olabilir. Ancak bunun dışında hiçbir konuda, öğrenci sorup talep etmedikçe onun adına karar vermeye de, araştırmaya da kalkmamalılar. Yuvadan uçmak üzere olan kuşa, kanatlarını kuvvetlendirmesi için imkân tanımazsanız, uçamaz.

* Üniversiteye hazırlanmak için ikinci bir şans sizce risk mi?
Bence değil. İnsan ömründe bir sene nedir ki!.. Kaçımız çevremizdekilerin kaçıncı yılında üniversiteye girip, kaç yılda bitirdiğini biliyoruz.

ÖSYM YERLEŞTİRMELERİ İŞTE BÖYLE YAPIYOR
ÖSYM tercihte nasıl bir yol izliyor.
Bu konuda ciddi kafa karışıklığı var. Özellikle “Üst sıralara yazarsam gelme şansı artar mı?” en çok gelen soru... Öyle bir şey elbette yok.  ÖSYM bütün adayları tercih listesine yazdıkları tüm programlara götürüp koyuyor. İlgili programı tercih eden tüm adayları da o programın puan türüne göre büyükten küçüğe diziyor. Sonra dönüyor her aday için tek tek, tercih sırasıyla, orayı tercih eden tüm adaylar içinde kaçıncı olduğuna bakıyor. Önce ilk tercihine bakıyor, ilk tercihinde eğer kontenjan dâhilinde kalmadıysa ikinci tercihe geçiyor. İkinci tercihe yerleşirse, sonrakilere bakmıyor. O nedenle ÖSYM diyor ki gençlere; “Kardeşim, hangi bölümü daha çok istiyorsan lütfen yukarı yaz ki, ben seni önce oraya yerleştirmeye çalışayım.”

TOHUM İYİ TOPRAK İSTEDİKLERİ GİBİ DEĞİL
Niçin genç beyinler ‘reçete’yi dışarıda arıyor? Ne söylemek istersiniz?
 Gitmeyin diyemem. Geleceklerine daha iyi yatırım yapacaklarına inanıyorlarsa gitsinler. Çünkü gerçekçi olmak gerekirse, gençlerin gelecek hayallerini yeşertecek toprak Türkiye’de kuruyor. Tohum iyi, ama toprak istedikleri gibi değil. Gidip kendilerine yatırım yapıp gelsinler ki bu toprağı birlikte yeşertecek kıvama getirelim. Ama unutmasınlar, şirketler kimseyi yurt dışında okudu diye kapıda karşılamak için beklemiyor. Ve iş, üniversitede öğrenci iken bulunuyor. O nedenle çalışmayı düşündükleri yer Türkiye ise, çalışacakları şirketlerle iletişimden uzak kalacakları için şansları azalabilir.