OSMAN ÇOBANOĞLU - Türkiye, finansal alanda son dönemlerin en kritik ve önemli adımını attı. Yıllardır uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının haksız uygulamalarına maruz kalan Türkiye, küresel çapta bilinen ve prestiji yüksek JCR Avrasya’nın çoğunluk hissesini satın aldı. Türk bankaları ve finans kuruluşlarının yüzde 85 gibi yüksek bir oranla gerçekleştirdiği satın alma işlemi ile, millî derecelendirme kuruluşumuza kavuştuk. Zaman zaman “finansal terör” boyutuna dahi varan “not çeteleri”nin tavırlarına karşı, uzun süredir millî derecelendirme kuruluşu üzerinde çalışılıyordu. Konuyla ilgili Türkiye Bankalar Birliği tarafından yapılan açıklamada “Türk Finans Sektörü’nün öncü kurumları, JCR Avrasya’nın yüzde 85,05 hissesinin kurucu ortaklarından satın alınması ve Japonya Kredi Derecelendirme Kurumu olan JCR (Japan Credit Rating) ile mevcut ortaklığın devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya vardı. Yeni ortaklık, finansal piyasalardan borçlanmak isteyen şirketlerin kredi değerliliğini tespit edecek. Gerçek kredi notu sayesinde kaynaklar daha verimli kullanılarak, ekonomide sağlıklı büyümeye destek sağlanacak. JCR Avrasya, yeni yönetim ekibi ile birlikte, derecelendirme faaliyetlerinin kapsamını önemli ölçüde genişleterek özel sektör tahvil piyasasının gelişimine ve Türk şirketlerinin finansal yapılarının güçlendirilmesine de katkı sağlayacak. İşlem, bankaların kredi riski ölçümünde standart bir yaklaşımın hayata geçmesine de imkân tanıyacak” denildi.
BDDK tarafından derecelendirme faaliyetleri ile ilgili olarak yetkilendirilmiş tek şirket, JCR Avrasya olarak biliniyor. Şirket, uluslararası bağlantıları ve iş modeli sebebiyle finansal kaynaklara ulaşmada oldukça etkili konumda...

Kimin payı ne kadar?
JCR Avrasya’nın önceki ortaklık yapısında Orhan Ökmen ve Rafi Karagöl yüzde 41,025’er oranla büyük pay sahipleri olarak dikkat çekerken; Şevket Güleç, Ekrem Kılıç ve Polat Tayfun Öztürk yüzde birer ortaklığa sahipti. Geriye kalan pay ise, yüzde 14,95 ile Japan Credit Rating Agency’nin (JCR) idi. Yeni hisse yapısında, şu kurumlar yer alıyor: Borsa İstanbul (%18), Japan Credit Rating (%14,95), Finansal Kurumlar Birliği (%6,00), Sermaye Piyasaları Birliği (%6,00), Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği (%6,00), ve yüzde 2,86’lık payla Ziraat Bankası, Halkbank, İş Bankası, Vakıfbank, Garanti Bankası, Yapı Kredi, Akbank, QNB Finansbank, Eximbank, TEB, Kuveyt Türk, Türkiye Finans, Albaraka Türk, Kalkınma Bankası, Ziraat Katılım Bankası, Vakıf Katılım, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası AŞ.

Şirketlere not verecek
Konu gündeme geldiğinden bu yana bahsedilen “Türkiye kendi kendine not verecek” iddiası doğru değil. Yeni şirket, hazinenin ya da bankaların kredi notlarını vermeyecek. Sadece finansal sektörden kredi kullanan müşterilerin kredi değeri tespit edilecek. Daha çok yerli firmaları derecelendirmek için büyük fayda sağlayacak. Yapılacak analizlerle, gerçek maliyetler üzerinden şirketlerin fonlanması sağlanacak. Bu kuruluşla riskler; objektif, bağımsız ve sistematik ölçülecek. Derecelendirme alanında karşılaştırılabilir bir referans oluşacak. Ülkede derecelendirme kullanımının yaygınlaşmasına katkıda bulunulacak. Kaynakların, daha verimli şirketlere kullandırılması için objektif bilgi sağlanacak.
Sıfırdan kurulması durumunda; istihdam, çalışma modelinin geliştirilmesi ve BDDK’nın bunları onaylanması için en az dört yıl gerekecekti. Mevcut bir şirkete ortak olunarak hem zamandan hem de maliyetten avantaj sağlanmış oldu.