İki yerli salep tescil edildi: 'Bal ve Bol Yumru' artık tarla şartlarında üretilecek
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yerli salep çeşitleri “Bal Yumru” ve “Bol Yumru”nun tescil edildiğini belirterek, üretimde verim artışı ve ihracat potansiyeli açısından önemli bir döneme girildiğini söyledi.
- Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) bünyesindeki Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nün 20 yıldır sürdürdüğü yumrulu salep türlerinin kültüre alınması çalışmaları sonuç verdi.
- Tescil edilen çeşitler, salep üretimini doğadan toplama yerine tarla şartlarında standartlara uygun hale getirerek hem genetik kaynakları koruyacak hem de üreticilere yüksek verimli, güvenilir bir üretim imkanı sunacak.
- “Bol Yumru” türünün bilimsel adı “Orchis sancta” olup, glikomannan oranı %18-22 seviyesindedir.
- “Bal Yumru” olarak tescillenen “Serapias vomeracea” türünün glikomannan oranı ise %35-40 düzeyindedir.
- Bu tescillerle salep ihracatının önünün açılabileceği belirtildi.
- Yüksek yumru verimi ve kalite değerleri, tescil edilen çeşitlerin öne çıkan özellikleri arasındadır.
CEMAL EMRE KURT- Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin yerli salep çeşitleri olan “Bal Yumru” ile “Bol Yumru”nun resmen tescil edildiğini söyledi.
Yumaklı, Türkiye’de yüzyıllardır kültürel ve ekonomik önemi bilinen salep bitkisinde tescilli yerli çeşitlerin kazanılması tarım sektörü için son derece anlamlı ve kıymetli bir dönüm noktası olduğunu belirterek “Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) bünyesindeki Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından yaklaşık 20 yıldır sürdürülen yumrulu salep türlerinin kültüre alınması çalışmaları meyvesini verdi.
Enstitümüzün özverili çalışmalarıyla dünyada ve ülkemizde bir ilki başardık. Artık salep, doğadan tahrip edilerek toplanan bir bitki olmaktan çıkıp tarla şartlarında, standartlara uygun şekilde üretilen bir ürün olacak.
Hem genetik kaynaklarımızı koruma altına alacak hem de üreticimize yüksek verimli, güvenilir bir üretim kapısı aralayacak. Bal Yumru ve Bol Yumru isimli çeşitlerimiz hem genetik kaynaklarımızı koruma altına alacak hem de üreticimize yüksek verimli, güvenilir bir üretim kapısı aralayacak” dedi.
Karadeniz ilk sırada! Türkiye’de 1.842 coğrafi işaretli ürün tescil edildi
İHRACATIN ÖNÜ AÇILABİLECEK
Tescil edilen çeşitlerin üretim materyalleri ile Türkiye’nin farklı bölgelerinde üretim denemelerinin yapıldığını ve çalışmalar kapsamında en uygun bölgelerin belirlendiğine dikkat çeken Yumaklı, şunları söyledi:
Bu alanlarda üretici birlikleri kurularak üretim alanları genişledi. Enstitümüz tarafından özel sektöre damızlık yumru ve fide temini gerçekleştirildi. Talebin çok fazla olması nedeniyle artık üretim materyali temini tamamen özel sektör tarafından yapılıyor. Bu türlerin tescil edilmesi ile hem verim artışı hem üretim alanı artışı hedefliyoruz. İki veya daha fazla yumru yapması birim alandan daha yüksek verim alınmasını sağlıyor. Ülkemiz açısından en büyük getirisi, doğadan toplanması yasak olan salep türlerinin tarla şartlarında yetiştirilerek doğadaki tahribatın önüne geçilmesine katkı sağlamasıdır. Bunun yanında dünyada ilk defa uygulanan bu yöntem sayesinde üretimin artması ve bunun sonucunda ülkemizden yasak olan salep ihracatının da önünü açabilecek.
ÜRETİM KAPASİTESİ YÜKSELECEK
Tescil edilen çeşitlerin en önemli özellikleri arasında yüksek yumru verimi ve kalite değerleri öne çıkıyor. Hâlen yaklaşık 400 dekarlık alanda gerçekleştirilen yıllık 150 tonluk üretimin yeni çeşitlerle birlikte daha profesyonel ve yüksek katma değerli bir yapıya kavuşması hedefleniyor. Böylece hem endemik türlerin korunması hem de üreticinin gelirinin artırılması amaçlanıyor.
Geçen yıl dolu, bu yıl yağmur vurdu! Zarar çok büyük, çiftçi 2 yıldır hasat alamıyor
GLİKOMANNAN ORANIYLA DİKKAT ÇEKİYOR
“Bol Yumru” adı verilen türün bilimsel adı “Orchis sancta” olarak belirtilirken, kıyı bölgeleri ve ılıman iklimlerde yüksek verim sunduğu ifade edildi. Türün glikomannan oranının yüzde 18-22 seviyesinde olduğu kaydedildi. “Bal Yumru” olarak tescillenen “Serapias vomeracea” türünün ise glikomannan oranının yüzde 35-40 düzeyine ulaştığı bildirildi. Bu madde, gıda, içecek ve kozmetik sektörlerinde yaygın olarak kullanılıyor.
