Petrol de kontrol de Amerika’nın elinde
Venezuela’da Maduro’ya yapılan operasyon ve petrolün kontrolünün ABD’nin eline geçmesi dünya ekonomisi açısından bir milat olabilir. Fiyatların artışı gelişmekte olan ülkelerin, düşüşü ise petrol çıkaran ülkelerin iflası demek. Gümrük tarifesi sopasıyla dünyaya “patron benim” mesajı veren Trump, Çin’i ucuz petrolden, Rusya’yı savaş bütçesinden mahrum edecek. Kayıt dışı satışlarla yaptırımları delen İran, şatafatlı hayat süren Körfez de diken üstünde.
- ABD, Venezuela operasyonuyla petrol fiyatlarını 50 dolara düşürmeyi hedefleyerek, bunu çok boyutlu bir jeopolitik silah olarak kullanıyor.
- Bu strateji, Rusya ve İran gibi rakiplerin ekonomilerini ciddi şekilde zorlarken, Çin'in enerji tedarikini ve finansal egemenlik çabalarını hedef alıyor.
- Petrol fiyatlarının düşmesi, Suudi Arabistan gibi büyük üreticiler dahil birçok petrol bağımlısı ülkenin bütçelerinde büyük açıklar ve ekonomik istikrarsızlık oluşturacak.
- ABD, Avrupa'yı Rus petrolünden tamamen uzaklaştırıp, enerji ihtiyacını kendi kontrolündeki (Venezuela dahil) kaynaklara yönlendirerek enerji rotasını Washington'a bağlıyor.
- ABD, serbest piyasa yerine petrolün fiyatını, alıcısını ve kazancını Washington'un belirlediği "Yönetilen Ekstraksiyon Modeli"ne geçiş yaparak küresel piyasa üzerinde tam kontrol sağlamayı amaçlıyor.
OSMAN SAĞIRLI - ABD’nin Venezuela’daki operasyonu ve Nicolas Maduro’nun New York’a götürülmesi, küresel ekonominin en kritik tartışma noktalarından biri olan “petrol fiyatları bundan sonra ne olacak?” sorusunu gündeme getirdi. ABD Başkanı’nın “petrol fiyatlarını varil başına 50 dolara indirme” vaadi ve Venezuela’daki devasa rezervleri kontrol etme planı, sadece bir enerji hamlesi değil, aynı zamanda çok boyutlu bir jeopolitik silah olarak değerlendiriliyor. Petrol fiyatlarının 50-55 dolar bandına inmesi, ekonomisi tamamen petrol gelirine dayalı olan ülkeler için “ekonomik bir deprem” niteliğinde: Trump petrol fiyatlarını düşürse kim kazanır, kim kaybeder;
Trump'tan "Hazırız" tehdidi! ABD, İran'a müdahale edecek mi?
RUSYA VE İRAN’A DARBE
Ukrayna savaşı ve yaptırımlar nedeniyle hâlihazırda bütçe baskısı altında olan Rusya için petrol fiyatının 60 doların altına düşmesi, savaş bütçesinin çökmesi, rublenin değer kaybı ve kamu harcamalarını ciddi tehlike işareti. Yaptırımları “indirimli petrol satışı” ile aşmaya çalışan İran, küresel fiyatlar düştüğünde hem pazar payını hem de gelirini büyük ölçüde kaybeder. Suudi Arabistan veya Kuveyt gibi ülkelerde petrolü topraktan çıkarmanın maliyeti varil başına 15-20 doların altında. Yani 50 dolarlık bir fiyat bu ülkeleri “zarar ettirmez”, hâlâ her varilden kâr ederler. Asıl sorun bu ülkelerin çoğu, okullarını, hastanelerini ve ordularını petrol geliriyle finanse ediyor olması. Suudi Arabistan’ın devasa vizyon projesini (Vision 2030) finanse edebilmesi ve bütçesini denkleştirmesi için petrolün 75-80 dolar civarında olması gerekiyor. 50 dolarlık fiyat, birçok petrol üreticisi ülkede devasa bütçe açıklarına, sosyal yardımların kesilmesine ve ekonomik istikrarsızlığa yol açar.
AVRUPA’YA “ALTERNATİF YOK” MESAJI
ABD, Avrupa Birliği ile imzaladığı (ve değeri 750 milyar dolara ulaşan) dev enerji anlaşmalarıyla, Rusya’dan boşalan koltuğu tamamen doldurmayı hedefliyor. Şimdi buna Venezuela’nın ağır ham petrolü de eklendi. ABD, Avrupa’ya “Rus petrolünü tamamen unutun, ihtiyacınız olan ağır ham petrolü artık sadece benden (Venezuela kanalıyla) alacaksınız” diyerek Avrupa’nın enerji rotasını Washington’a bağlıyor. Trump yönetiminin son hamlesi ise “Rus petrolü alan ülkelere %500 gümrük vergisi” tasarısı. Bu adım, Hindistan ve Çin gibi ülkeleri Rusya’dan petrol almamaya, bunun yerine ABD denetimindeki kaynaklara yönelmeye zorlamayı amaçlıyor.
ÇİN’İN ALACAKLARI BUHARLAŞACAK
Dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı Çin, bu stratejinin en büyük hedefi konumunda. ABD, Venezuela operasyonuyla Çin’e iki koldan saldırıyor. Maduro döneminde Venezuela petrolünün aslan payı borç karşılığı Çin’e gidiyordu. Yeni dönemde ABD, bu petrolü doğrudan kendi rafinerilerine yönlendirerek Çin’in en ucuz enerji kaynaklarından birini elinden aldı. Petrol fiyatlarının indirilmesi, Çin’in enerji ithalat maliyetini düşürse de; ABD’nin bu petrolü “Petroyuan” yerine tekrar “Petrodolar” üzerinden satmaya başlaması, Çin’in finansal egemenlik çabalarına vurulmuş büyük bir darbe olacak. Dahası Venezuela’nın Çin’e 17-19 milyar dolar civarında bir borcu olduğu tahmin ediliyor. Maduro yönetimi bu borcu nakit yerine “petrol sevkiyatı” ile ödüyordu. Çin’deki bağımsız rafineriler de yaptırımlar nedeniyle petrolü piyasanın 15-20 dolar altında alıyordu. Yeni yönetimin bu borçları tanımaması veya ödemeyi nakde çevirmesiyle Çin’in enerji için daha fazla dolar harcayacak bu da hem bükçede ciddi bir delik açacak hem de siyasal bir krize kapı aralayacak.
PİYASA MÜHENDİSLİĞİ
ABD’nin Venezuela hamlesi, sadece bir hükûmet değişimi değil, petrolü bir “diplomatik silah” olarak kullanma döneminin zirve noktası. ABD, sadece kendi petrolünü değil, kontrol altına aldığı Venezuela petrolünü de kullanarak müttefiklerine ve rakiplerine “kimden alacaklarını” dikte etmeye başladı. ABD, serbest piyasa kuralları yerine “Yönetilen Ekstraksiyon Modeli” dediğimiz bir sisteme geçiyor. Bu modelde petrolün fiyatı, kimin kime satacağı ve kazancın hangi banka hesabına (ABD hazinesinin kontrolündeki hesaplara) yatacağı tamamen Washington tarafından belirleniyor.
VENEZUELA CAN SİMİDİ
ABD için düşük petrol fiyatı bir yandan büyük bir avantajken, diğer yandan kendi içine zarar verebilir. Düşük benzin fiyatları ABD’de enflasyonu düşürür, seçmen memnuniyetini artırır ve sanayi maliyetlerini aşağı çeker. 2027 yılı itibarıyla ABD’deki üreticiler için de sondajların durması ve yerel iflaslar demek. Ancak analistlere göre ABD teknolojisi ve sermayesiyle üretim günlük 700 bin varilden 2-3 milyon varile çıkabilir. Bu da küresel piyasaya günlük 1-2 milyon varil ek arz demek. Venezuela’nın petrol çıkarma maliyeti düşük olduğu için, ABD burayı kendi “sübvansiyonlu üretim merkezi” olarak kullanacak. Yani kendi üreticisine teşvik verirken, piyasadaki fiyat baskısını kurmayı sürdürecek
ABD’NİN GÜNLÜK AÇIĞI 7 MİLYON VARİL
ABD, günlük 13,6 milyon varil ile dünyanın en büyük petrol üreticisi olmasına rağmen, aynı zamanda 20,6 milyon varil ile en büyük tüketici. Yaklaşık 7 milyon varillik farkı ithalatla kapatıyor. Dünyada üretilen her 2 varil petrolden biri araçlar için harcanırken; ABD’de tüketilen her 3 varil petrolden 2’si doğrudan araçların deposuna gidiyor.
ÇİN YÜZDE 73 DIŞA BAĞIMLI
Çin, dünyanın en büyük petrol ithalatçısı ve ikinci büyük petrol tüketicisi. Çin, yerli üretimini artırmak için büyük yatırımlar yapsa da devasa talebi sebebiyle dışa bağımlılığı yaklaşık %73. Günlük 4,3 - 4,5 milyon varil petrol üretimine karşılık tüketim 16,5 - 17 milyon varil. Çin petrolün %35 - %40’ını plastik, tekstil ve endüstriyel üretimde kullanıyor.
FİYATLAR DÜŞTÜKÇE ZARAR EDECEKLER
● Venezuela’dan ucuz petrol gelirse, ABD içindeki pahalı sahalar kapanır.
● Kanada’da maliyet yüksek, düşük fiyat ortamında ciddi zarar görür.
● İngiltere (Kuzey Denizi), Norveç, Brezilya (derin deniz) Offshore üretim pahalı olduğundan yeni yatırımlar durur.
● Nijerya ve bazı Afrika üreticileri hem maliyet yüksek hem gelir bütçeye çok bağlı. Bu sebeple ciddi bütçe açığı olur.
OPEC VE DÜŞÜK MALİYETLİ ÜLKELER NASIL ETKİLENİR?
● Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt üretim maliyetleri çok düşük olduğu için teknik olarak ayakta kalırlar. Ancak, pazar payı baskısı artar. OPEC içinde üretim kısıntısı baskısı doğar. Suudi Arabistan muhtemelen “fiyat savaşı mı, kısma mı?” ikilemine girer.
● Irak, İran maliyetleri düşük ama devlet bütçeleri petrol gelirine çok bağımlı. Fiyat düşerse, bütçe açıkları büyür, iç ekonomik baskı artar.
● Rusya, petrol + doğalgaz gelirine çok bağımlı. Fiyat düşüşü, bütçeyi zorlar. Ruble üzerinde baskı olur. Ayrıca Venezuela’nın Batı pazarına yönelmesi, Rusya’nın Avrupa ve Asya’daki pazar payını da sıkıştırır.
● Avrupa için daha fazla arz, daha ucuz enerji fırsatı doğar. Rus petrolüne bağımlılık daha da azalır.
BÜYÜK KAYBEDENLER KULÜBÜ
● Yüksek maliyetli üreticiler: Kanada, İngiltere, Norveç, Brezilya, ABD
● Bütçesi petrole bağlı ülkeler: Nijerya, Angola, Irak, İran, Rusya
DÜNYA GÜNLÜK PETROL ÜRETİM VE TÜKETİMİ
Günlük Toplam Üretim (2025): Yaklaşık 106,2 milyon varil
Günlük Toplam Tüketim (2025): Yaklaşık 104,5 milyon varil
2026 tahminî: Üretim 108,6 milyon varil, tüketim 105,5 milyon varil
