Ticaret Bakanı Bolat: Aynı şehirde uyanmak bile lüks
Çocukluğunun samimi ve sıcak bayramlarını hasretle yâd eden Ticaret Bakanı Ömer Bolat “Hem yurt içi hem de uluslararası temaslarımız sebebiyle bazen birkaç gün üst üste aynı şehirde uyandığımız bile nadir oluyor. Zaman zaman evlatlarımızdan ve özellikle torunlarımızdan ‘daha fazla vakit ayırmamız’ yönünde tatlı sitemler geliyor. Bu da bizim için büyük bir mutluluk vesilesi” dedi.
- Bakan Bolat, çocukluğunda bayramların daha sade, samimi ve sıcak bir atmosferde yaşandığını belirtiyor.
- Yoğun iş temposu nedeniyle ailesinden, özellikle torunlarından daha fazla vakit ayırması yönünde tatlı sitemler aldığını ifade ediyor.
- Sinema, tiyatro gibi aktivitelere vakit ayırmanın zor olduğunu ancak fırsat buldukça katıldığını söylüyor.
- Yazı yazmayı sevdiğini ve uzun yıllar akademik çalışmalar yaptığını belirtiyor.
- Gençlere tarih, düşünce ve ekonomi alanlarında kitaplar okumalarını tavsiye ediyor.
- Bir Konyalı olarak bamya çorbası ve etli ekmeğin kendisi için özel bir yeri olduğunu dile getiriyor.
BERAT TEMİZ - Ticaret Bakanı Ömer Bolat, yoğun diplomasi trafiği ve ekonomi gündemine kısa bir bayram molası vererek gazetemize özel açıklamalarda bulundu. Bolat, yoğun çalışma temposu sebebiyle ailesinden gelen “tatlı sitemleri” anlatırken; çocukluğunun eski bayramlarına duyduğu özlemi ve Konya mutfağına olan tutkusunu ilk kez paylaştı.
Çocukluğunuzda bayramlar nasıl geçiyordu, şu anda nasıl geçiyor? Şimdi, eski bayramların tadını bulabiliyor musunuz?
Ramazan Bayramı denildiğinde benim zihnimde ilk olarak aile büyükleri, bayram sabahı heyecanı, ziyaretler ve komşuluk kültürü canlanıyor. Çocukluğumuzda bayramlar çok daha sade ama bir o kadar da samimi ve sıcak bir atmosferde yaşanırdı. Bayram sabahı erkenden kalkılır, bayram namazı kılınır, ardından büyüklerimizin evleri tek tek ziyaret edilir, elleri öpülür, duaları alınırdı. Mahallelerde çocukların sevinci, kapı kapı dolaşıp bayramlaşmaları, komşuların birbirine ikramları bayramın ruhunu oluştururdu. O günlerde aile olmak, komşu olmak, birlikte yaşamak çok güçlü bir anlam taşırdı. Bugün hayatın temposu ve şehir hayatı birçok şeyi değiştirmiş olabilir. Bayramın özü, yani aileyi hatırlamak, büyükleri ziyaret etmek, kırgınlıkları geride bırakmak ve gönülleri birleştirmek hâlâ milletimizin en güzel geleneklerinden biri olarak yaşamaya devam ediyor. Biz de aileyi merkeze alan bu güçlü kültürü yaşatmaya büyük önem veriyoruz. Açıkçası ben hâlâ bayramların o sıcaklığını hissettiğimize inanıyorum. Çünkü bayramın ruhunu yaşatan şey sadece şartlar değil; aileye verilen değer, büyüklerin duasına olan hürmet ve gönüller arasındaki muhabbetin canlı tutulmasıdır. Bu değerler yaşadıkça bayramların tadı da yaşamaya devam edecektir.
“ÇALIŞKANLIĞI VE DÜRÜSTLÜĞÜ ÖNCELEYEN BİR AİLEDE BÜYÜDÜM”
Nasıl bir ailede büyüdünüz? Hayal ettiğiniz bir meslek var mıydı?
Çok şükür ki değerlerine bağlı, çalışkanlığı ve dürüstlüğü önceleyen bir aile ortamında büyüdüm. Ailem bize her zaman ahlakı, çalışmayı, eğitimi ve topluma faydalı olmayı öğretti. Çocukluk yıllarımdan itibaren okumaya ve öğrenmeye karşı büyük bir merakım vardı. Zamanla ekonomi ve ticaret alanına olan ilgim arttı. Akademik hayat da bu ilginin doğal bir devamı olarak gelişti. Üniversite yıllarından itibaren ülkemizin ekonomik kalkınmasına katkı sağlayacak çalışmalar içinde bulunmayı hedefledim. Yüce Allah da çok şükür, bana akademisyenliğimde de, iş hayatımda da ve siyasi kariyerimde de bu duamın gerçek olmasını nasip etti.
“TORUNLARIM SİTEM EDİYOR”
Yoğun iş temponuzda ailenizle vakit geçirebiliyor musunuz, bu konuda onlardan bir sitem var mı?
Aile benim hayatımda en kıymet verdiğim değerlerden biridir. Ancak görevimizin gereği olarak gerçekten çok yoğun bir tempoda çalışıyoruz. Hem yurt içi hem de uluslararası temaslarımız sebebiyle bazen birkaç gün üst üste aynı şehirde uyandığımız bile nadir oluyor. Buna rağmen aile gibi mukaddes bir değer için fırsat bulduğumuz her anı değerlendirmeye çalışıyoruz. Elbette zaman zaman evlatlarımızdan ve özellikle torunlarımızdan “daha fazla vakit ayırmamız” yönünde tatlı sitemler geliyor. Bu da aslında bizim için büyük bir mutluluk vesilesi.
İş dışında neler yapıyorsunuz? Sinema, tiyatro gibi aktivitelere vakit bulabiliyor musunuz?
Bu yoğun çalışma temposunda sinema ve tiyatro gibi aktivitelere vakit ayırmak zor oluyor. Ancak yoğun gündem arasında fırsat buldukça bu tür etkinliklere katılmaya gayret ediyoruz. Ben ayrıca yazı yazmayı çok seviyorum. Uzun yıllar akademik çalışmalar yaptım, makaleler yazdım ve kitaplar kaleme aldım. Yoğun tempoya rağmen okumaya ve düşünmeye zaman ayırmaya gayret ediyorum. Tefekkür etmek, fikrimizi ve muhayyilemizi daima geliştirmek gerektiğine inanıyorum.
Gençlere hangi alanlarda kitaplar okumalarını tavsiye edersiniz?
Okumak insanın ufkunu genişleten, düşünce dünyasını zenginleştiren en önemli alışkanlıklardan biridir. Gençlerimize özellikle tarih, düşünce ve ekonomi alanındaki eserleri okumalarını tavsiye ederim. Geçmişimizi bilmek ve dünyayı doğru analiz etmek, geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlememizi sağlar.
ETLİ EKMEĞİN YERİ BENDE AYRI
En sevdiğiniz yemek nedir, yemek yapmayı sever misiniz?
Türk mutfağı gerçekten çok zengin ve bereketli bir mutfak. Geleneksel yemeklerimizin çoğunu severim. Bir Konyalı olarak da, bamya çorbasının ve etli ekmeğimizin yeri bende ayrıdır. Ancak yoğun akademik hayat ve iş temposu dolayısıyla yemek yapma konusunda çok uzmanlaşma fırsatımız olmadı. Daha çok aile sofralarında bir araya gelmek ve birlikte yemek yemek bizim için en kıymetli tarafı.
