Antakya'yı dümdüz eden 'alüvyon' etkisi! Uzmanlar açıkladı: Deprem esnasında sıvılaşıyor
Kahramanmaraş merkezli 10 ilde yıkıma neden olan şiddetli depremlerin ardından arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. Depremin yıkıp geçtiği Hatay'ın en büyük ilçelerinden biri olan Antakya'da taş üstünde taş kalmazken, uzmanlar ilçe genelindeki yıkıcı etkiyi zeminin alüvyon olmasına bağlıyor. Peki alüvyon zemin nedir? Nasıl önlem alınmalı? Alüvyon zeminler Türkiye'de nerelerde görülür?
Hatay'ın en kalabalık ilçesi ve kent merkezi olan Antakya, depremde ağır hasar bölgeler arasında. Binaların kağıt gibi yıkılıp geçitği Antakya'da uzmanlar alüvyon zemine dikkat çekiyor. Akarsuların taşıdığı kil, kum, çakıl taşı gibi kütle parçalarının suyun akış hızının azalması sonucu elverişli yerlere birikmesiyle meydana gelen alüvyon zeminler, şiddetli sarsıntılarda sıvılaşarak yapıların hızla çökmesine neden oluyor.
Haber Global'in haberine göre Jeoloji Mühendisleri Odası Deprem Danışma Kurulu tarafından 2020 yılındaki Elazığ Sivrice depreminden sonra hazırlanan “Fay Üzerinde Yaşayan Kentlerimiz” başlıklı raporda, bu zeminler için şu ifadelere yer veriliyor:
“Deprem dalgaları bu tür zeminler tarafından büyütülerek binalara iletilir. Zemin büyütmesi olarak tanımlanan bu durum, bir deprem olduğu takdirde Antakya’nın kaya üzerinde yer alan illerden daha şiddetli olarak sarsılacağı, bunun sonucunda da hasar oranının fazla olacağı anlamına gelmektedir.”
'ALÜVYON ZEMİN YUMUŞAK VE SAĞLAM DEĞİL'
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan İTÜ Jeoloji Mühendisliği bölümünden Prof. Dr. Cenk Yaltırak, alüvyon zeminin yumuşak olduğunu ve sağlam olmadığını söylüyor. Bu zemine inşa edilen yapılar, deprem esnasında yüzey dalgaları ile hareketleniyor ve en yüksek ivmeler de burada yaşanıyor. Yaltırak, deprem süresi arttıkça sert kaya olan zeminlerin bile zorlanacağına dikkat çekiyor.
ALÜVYON ZEMİNDE JÖLE ETKİSİ
“Bir masanın üstüne jöle ve kitap koyun. Masaya vurduğunuzda jöle hareketlenecek ancak kitap hareket etmeyecektir. Kitabı sert kaya, jöleyi de alüvyon zemine benzetebiliriz.” diyen Yaltırak, depremin normal şartlarda oluşturduğu ivmeyi alüvyon zeminin daha da yükselttiğini, yüzey dalgasının daha yüksek olduğunu ve bunun da yıkıcı etkiyi arttırdığını söylüyor. Alüvyon zeminler olan ovalara, tarımsal ve sulak alanlara ise asla yapılaşma izni verilmemesi gerekiyor. Yaltırak, “İlla verilecekse de tek katlı yapılaşma olmalı” ifadelerini kullanıyor.
'ALÜVYON ZEMİN DEPREMDE SIVILAŞIYOR'
İTÜ İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Beyza Taşkın, alüvyon zeminin dere, deniz kenarı, delta ve ovalarda, tarıma elverişli zeminlerde olduğunu söylüyor. Alüvyonun muhteviyatında su olduğunu vurgulayan Taşkın, “Deprem esnasındaki titreşimlerle alüvyon zemin sıvılaşarak su gibi davranır” diyerek, Antakya'da yaşanan yıkımı da özetliyor.
Alüvyon zemin, yapı yönetmeliğinde ZF kodu ile gösteriliyor ve mutlaka özel tasarım ile üzerine yapı inşa edilmesi gerekiyor.
'MALİYETLERİ YÜZDE 30-40 ARTIRIYOR'
Alınabilecek önlemlerden bahseden Taşkın, maliyetten kaçma uyarısı da yaparak, şunları söylüyor:
“Zemin alüvyon ise, kazıklar ile sağlam zemine ulaşılması maliyetli olduğu için tercih edilmiyor. Böyle bir yapının inşaatı için maliyetin yüzde 30-40'ını altyapıya vermek gerekiyor. Direkt inşa edildiğinde ise, altyapı maliyetleri toplam maliyetin yüzde 10-15'ine tekabül ediyor.”
ALÜVYON KALINLIĞI ÖNEMLİ
Yumuşak zeminlerin deprem dalgalarını da yükselttiğini bununda zemin büyütmesine neden olarak depremin yıkıcı etkisini artırdığına dikkat çeken uzmanlar bu zeminlerde yapılacak inşaatların kazıklar ile sağlam sağlam bir altyapı oluşturulduktan sonra mümkün olabileceğini söylüyor.
2021'de TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, tarafından hazırlanan deprem riskli illerin ele alındığı “Fay üzerinde Yaşayan Kentlerimiz” başlıklı raporda incelenen Aydın, Burdur, Balıkesir, Bingöl, Erzurum, Hatay ve Konya arasından, Bingöl il merkezinin neredeyse tamamının alüvyon zemin üzerine kurulu olduğuna dikakt çekiliyor. Öte yandan Türkiye'de Büyük Menderes, Küçük Menderes, Gediz, Seyhan, Ceyhan ırmaklarının vadileride alüvyon ovalar olarak biliniyor. Bu bölgedeki fay hattı geçen yerleşim merkezleri de alüvyon zemin nedeniyle tehlike arz ediyor.
