Bahçeli'den “Ahlaki iflas” çıkışı! Netanyahu'ya tarihi ayar verildi
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Netanyahu’nun Erdoğan’ı hedef alan hadsiz açıklamalarına sert tepki gösterdi. Bahçeli, Netanyahu’yu "terör makinesi" ve "ahlaki iflasın tezahürü" olarak tanımladı, İsrail’in ise köşeye sıkıştıkça çirkinleştiğini vurguladı. Erdoğan'ın yanında olduğunu belirten MHP lideri, bu küstah saldırıların asıl sebebinin Türkiye’nin bölgedeki artan diplomatik gücü olduğunu belirtti.
- Bahçeli, Netanyahu'nun ifadelerini 'siyasi hezeyan', 'ahlaki iflas', 'suçluluk psikolojisi' ve 'köşeye sıkışmışlık korkusu' olarak değerlendirdi.
- Netanyahu'nun sözlerinin 'hakikatle bağı kopmuş, vicdan terazisi kırılmış, siyasi aklı esarete düşmüş bir zihnin ürünü' olduğunu belirtti.
- Gazze'de yaşananlara değinen Bahçeli, İsrail yönetimini 'masum sivilleri hunharca katleden bir terör makinesi' olarak tanımladı.
- İsrail yönetiminin bölgesel barışı dinamitlediğini, uluslararası hukuku ayaklar altına aldığını ve organize bir kriz odağına dönüştüğünü ifade etti.
- Bahçeli, Netanyahu'nun sözlerinin 'siyasetin değil, panik halinin ürünü' olduğunu vurguladı.
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yöneltilen dilin, Türk devletinin hükümranlık haklarına ve Türk milletinin itibarına yöneltildiğini söyledi.
On binlerce insanın katili olan ve kandan beslenen İsrail Başbakanı Netanyahu, İran ile ABD arasındaki ateşkes sonrası kendi hakkındaki yolsuzluk soruşturmasını unutturmak için yeni bir arayış içine girdi. Netanyahu haddini aşarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef aldı. Onun bu sözlerine Türkiye'den misliyle karşılık verildi. Bir tarihî ayar da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den geldi. Sosyal medya hesabı üzerinden açıklamada bulunan Bahçeli şu ifadeleri kullandı;
AHLAKİ İFLASIN TEZAHÜRÜ
"İsrail’in suç kaydı kabarık, temel insan hak ve özgürlüklerinden bihaber ve demokrasinin düşmanı olan başbakanı Netanyahu’nun, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan hakkında sarf ettiği seviyesiz ve küstah ifadeler; yalnızca bir siyasi hezeyanın değil, aynı zamanda ahlaki iflasın da tezahürüdür. Netanyahu’nun mesnetsizlik abidesi ifadelerini; dizginlerini yitirmiş bir suçluluk psikolojisinin, kan ve katliam üzerine kurduğu alçak siyasetinin ve köşeye sıkışmışlık korkusunun dışavurumu olarak değerlendirmeliyiz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ait denilen sözler kurgu çıktı! DMM'den 'kara propaganda' vurgusu
Hakikatle bağı kopmuş, vicdan terazisi kırılmış, siyasi aklı esarete düşmüş bir zihnin ürünü olan bu çürük sözler; muhatabını değil, sahibinin içine düştüğü derin meşruiyet krizini gözler önüne sermektedir. Türkiye Cumhuriyeti, kirli ağızların iftiralarıyla sarsılacak, ucuz propagandalarla yönü değiştirilecek bir devlet değildir.
Bugün asıl konuşulması gereken, sözün değil, suçun sahibidir.
ÜSTAHLIĞIN ULAŞTIĞI DİP NOKTA
Bölgesel ve küresel istikrarsızlık dalgasının her gün daha da sertleştiği; bölgemizdeki huzur ve güvenlik ikliminin siyonist hesaplarla dağıtılmak istendiği, emperyalizmin bu kanlı ve kirli oyuna çanak tuttuğu günümüzde; masum sivilleri hunharca katleden bir terör makinesinin Sayın Cumhurbaşkanımıza, ülkemize, devletimize söz söylemeye kalkışması, utanmazlığın ve küstahlığın ulaştığı yeni bir dip noktadır.
Gazze’de çocukların üzerine yağan bombaların hesabını veremeyenler; Batı Şeria’yı gasp eden, Lübnan’ı işgal eden, Suriye’nin egemenliğini tehdit eden ve İran’da gayrimeşru yollarla rejim mühendisliğine soyunan, çevre ülkelerin iç dengelerini bozmayı alışkanlık haline getiren bu anlayış; bölgeyi ateş çemberine çeviren saldırgan politikalarıyla insanlık vicdanında mahkûm olmuştur ve şimdi dikkatleri başka yöne çekmek için gürültü çıkarmaktadır.
Ankara'dan Netanyahu'ya "İnsanlık" tokadı! Ömer Çelik Tel Aviv'in kirli planlarını yazdı
Barışı çalan, güvenliği talan eden, insanlığın ortak değerlerini yağmalayan bu yaklaşım; sadece bir saldırganlık değil, aynı zamanda bir kleptokrasi ve ahlaki çöküştür.
İsrail yönetimi, bölgesel barışı dinamitleyen, uluslararası hukuku ayaklar altına alan, istikrarsızlığı besleyen organize bir kriz odağına dönüşmüş durumdadır. Bu yapı, yalnızca Ortadoğu’nun değil bütün dünyanın huzurunu hedef almaktadır.
SİYASETİN DEĞİL PANİK HALİNİN ÜRÜNÜ
Bütün bunların gölgesinde konuşan Netanyahu’nun sözleri, siyasetin değil, panik halinin ürünüdür.
Cumhur İttifakı’nın Türk milletinin dirliğini ve düzenini düstur edinen, hiçbir zorluk ve odak karşısında eğilmeyen, bükülmeyen, değişmeyen tavizsiz duruşu çerçevesinde altını çiziyorum:
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başıdır. O’na yöneltilen hayasız ve hadsiz dil, doğrudan doğruya Türk devletinin hükümranlık haklarına, Türk milletinin itibarına ve milli iradenin bizzat kendisine yöneltilmiştir.
KİMSE TÜRKİYE’Yİ HEDEF ALARAK KENDİ SUÇLARINI PERDELEYEMEZ
Türkiye Cumhuriyeti; tarihi, devlet aklı ve köklü medeniyet birikimiyle bu tür kirli senaryoların karşısında dimdik durmaya devam edecektir. Hiç kimse Türkiye’yi hedef alarak kendi suçlarını perdeleyemez, kendi karanlığını başkalarının üzerine yıkamaz.
Türkiye’yi hedef alan bu saldırgan üslubun gerisinde; siyonist terör örgütü elebaşının Türkiye’nin artan diplomatik ağırlığından, Sayın Cumhurbaşkanımızın mazlum coğrafyalar lehine yükselttiği hakikat sesinden ve Türkiye’nin milli birlik ekseninde güçlenen duruşundan duyduğu rahatsızlık vardır. Meselenin özü budur.
Netanyahu’nun Cumhurbaşkanımıza dönük sözleri yok hükmündedir.
Cumhurbaşkanımız’ın yanındayız. Devletimizin kudretine ve hürriyet üzerine inşa edilmiş duruşuna yönelen her sinsi ve hain operasyonun, tahriklerin, iftira ve tehditlerin ise karşısındayız.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur."
