'Başbakan'ın gizli ajandası yok, aklından geçeni söyler'
Akif Beki, 'Başbakan, aklından geçeni söyleyen birisi. Öğrenci yurtları tartışmasında da, 'Ben eğilip bükülmem' dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eski basın danışmanı ve Hürriyet gazetesi yazarı Akif Beki ile Başbakan Erdoğan'ın sözleri üzerine alevlenen "öğrenci evleri tartışması"nı konuştuk...gt; Türkiye'de muhafazakârların kentlileşmesi ve orta sınıfı değişime zorlaması bağlamında, Başbakan Erdoğan'ın evlerin denetlenebileceğine yönelik açıklamasını nasıl okudunuz?
Bunun altında bir sorun var. O da öğrencilerin barınma sorunu. Başbakan muhafazakâr-demokrat kimliğiyle siyaset yapıyor. Üniversite öğrencilerinin barınma sorunları, onu endişeye sevk eden biçimler almış. Denizli Emniyeti'nin verilerine göre şehirde 40 bine yakın üniversite öğrencisi var. Bunların 5 bini devlet yurdunda kalıyor. Geriye kalanlar, ya kendi evlerinde, ya cemaat-vakıf ev ve yurtlarında yahut da resmi statüsü olmayan ev ve apartlarda kalıyorlar. Bu apartlarda hiçbir resmi denetim ve mali kayıt yok. Emniyet de bu sorunu hükümete rapor etmiş. Başbakan da asayiş boyutu dışındaki boyutlarını da görerek, muhafazakâr duyarlılığıyla tepki verdi. Ha ahlâkın alanını, evin içini yasayla tanzim etmek doğru bir davranış değil.
gt; O niyet dile getirildiğinde, "İnsanların hayat tarzlarına karışmıyoruz" ifadesi, boşa çıkmıyor mu?
Başbakan o açıklamayı yaparken, "Hayat tarzlarına karışmıyoruz" dedi. AB'nin verdiği tepkide de, son demokratikleşme paketinde başkalarının hayat tarzına müdahaleyi suç haline getirenlerin bizzat kendileri olduğunu da söyledi. "Bu bir çelişki değil mi?" diyeceksiniz. Bence de çelişki! Başbakanın algısına göre belli ki değil. Sonrasında Hüseyin Çelik'in ve Bülent Arınç'ın yaptıkları açıklamalardan anladık ki, apart ve ev sistemiyle ilgili yasal bir boşluk var ve düzenleme gerekiyor. Mesele doğru zemine kaymaya başladı.
gt; En önemli kaygılardan birisi de o yasal boşluğu doldurma çabasına toplumun da dahil edilmesi. Böylece ciddi bir jurnalle(n)me kaygısı olduğu da ortaya çıktı.
Bu, ahlaken denetlemek. Ben bunun yanlış olduğunu düşünüyorum.
gt; Yazınızda da bahsettiniz. Siz öğrenci evinde ne zaman jurnallenip, basıldınız?
Üsküdar'da öğrenci arkadaşlarımla bir apartmanın bodrum katında kalıyordum. Bir erkek öğrenci evi olduğu için, apartmandakiler işkilleniyor. Ara ara eve polis gelir, yoklar. Bakkal sizinle ahbaplık kurar, sonra anlarsınız ki polisle birlikte çalışıyor. Sabahın 6'sında da, akşamın 8'inde de evimizin basıldığını bilirim. Bizde zaten kolay kolay bekâra ev verilmez. Apart sistemi de burada devreye giriyor zaten.
gt; Apart, modern ve bireysel bir oturum alanı. Anadolu'dan gelen öğrencilerden çok, büyükşehirden gelenlere hitap ediyor. Yani yaşam tarzına karışıldığı kaygısını en fazla duyan kesime…
Türkiye'de muhafazakârlığın bastırıldığı dönemler oldu. Bu baskılar, AK Parti döneminde ortadan kalkınca, muhafazakârlığın görünümü arttı. Bunun yol açtığı bir rahatsızlık, tedirginlik var.
gt; Öğrenci evleri tartışmasındaki gibi söylemler, bu endişeyi yükseltmiyor mu?
Aslında, tek başına o söylemler değil… Zaten böyle bir zemini var. Sadece Başbakan'ın değil, AK Partili bir milletvekilinin de böyle çıkışları gelince, hararetli tartışmalar başlıyor. "Türkiye muhafazakârlaşıyor." demek değil bu. Toplum, 10 yıl önce ne kadar muhafazakârsa, bugün de o kadar muhafazakâr! Sadece muhafazakârlığın orta sınıftaki görünümü arttı. Askeri vesayetin kalkması da bunda etkili.
gt; Muhafazakârlığın orta sınıf içindeki yükselişi, Yeni Türkiye'nin parametrelerinden birisi mi?
Türkiye'yi 'eski-yeni' diye ayırmanın doğru olduğunu düşünmüyorum. Buna, "Türkiye'nin demokratikleşme tekâmülü" diyelim.
gt; Basın danışmanlığını yürüttüğünüz iktidardaki ilk yıllarında, Başbakan Erdoğan'ın Batı'yla daha fazla ilişkide ve daha çoğulcu bir anlayışa sahip olduğu eleştirisi var. Özellikle de liberal kesimde. Bu eleştirileri nasıl karşılıyorsunuz?
Tayyip Erdoğan, aklından geçeni söyleyen birisi. Öğrenci yurtları tartışmasında da, "Ben eğilip bükülmem" diyerek, kapalı toplantıdaki konuşmasını doğruladı. Bu, bir fıtrat meselesi. Başbakan, gizli ajandası, gizli niyetleri olacak birisi değil. Başbakan'ın icraatlarından çok memnun, ama muhafazakâr kimliğinden hoşlanmayanlar var. Ne zaman muhafazakâr yanı ortaya çıksa, alarmları çalıyor! Evet, Başbakan Erdoğan, iki yıl öncesine kadar muhafazakâr kimliğini, politikalarına bu ölçüde yansıtamıyordu.
gt; Neden?
Askeri vesayet apaçık ortadaydı. O alan kendiliğinden açıldı. Kendisine baştan beri "muhafazakâr demokrat" olduğunu söyleyen bir Başbakan'dan irrite olanlar, "Biz böyle bilmiyorduk seni" dediler. Nasıl bilmiyordunuz? "Nobel, Kürt sorununu çözmek için bu adımları atan Erdoğan'ın hakkıydı. Erdoğan'dan başka kimse bu sorunu çözemez" diyenler, Gezi'den sonra ortalığı "Diktatör" diye inletmeye başladı. Mesele, Cumhurbaşkanlığı adaylığı kanıksanmış Başbakan'ın Köşk'e çıkarken, önünü ve arkasını, kafasındaki modele göre dizayn etmemesi! Erdoğan'ın, işlerin daha hızlı yürüyeceği bir devlet mekanizmasını öngören modellerini hayata geçiremeden Köşk'e çıkmasını istiyorlar. Mümkünse de halk tarafından seçilmekten vazgeçip Meclis'ten çıkacak kararla Köşk'e çıksın istiyorlar.
|
Dünyada öğrenci nüfusunun onda
birini karşılayacak kadar yurt var
gt; Türkiye'de sadece 2013 yılında 671 bin öğrenci üniversitede örgün eğitime kaydolmuş. Resmi verilere göre ise 365 devlet yurdu ve 302 bin 778 yatak kapasitesi var. Devlet bu boşluğu kapatabilir mi?
gt; Türkiye'de sadece 2013 yılında 671 bin öğrenci üniversitede örgün eğitime kaydolmuş. Resmi verilere göre ise 365 devlet yurdu ve 302 bin 778 yatak kapasitesi var. Devlet bu boşluğu kapatabilir mi?
Bütün öğrencileri sadece yurtlarda barındırmanın dünyada örneği yok! Hüseyin Çelik'in söylediğine göre, bütün dünyada öğrenci nüfusunun onda birini karşılayacak kadar yurt yapılırmış.
gt; Geriye kalan yüzde 90'ın barınma ihtiyacı nasıl karşılanıyormuş?
Bu öğrencilerin önemli bir bölümü, sene başında devlet yurduna kayıt yaptırdıkları için kapasite yüzde 120'lerin üstüne çıkıyormuş. Sezon ortasında ise bu oran, yüzde 70'lere geriliyormuş. Geldikleri şehre alıştıktan sonra özel eve çıkmayı tercih ediyorlar. Bütün dünyada da böyleymiş. Bizde üniversite sayısı 77'den 175'e çıktı. Çok hızlı arttığı için de bu denge oluşmuş değil.
Bu öğrencilerin önemli bir bölümü, sene başında devlet yurduna kayıt yaptırdıkları için kapasite yüzde 120'lerin üstüne çıkıyormuş. Sezon ortasında ise bu oran, yüzde 70'lere geriliyormuş. Geldikleri şehre alıştıktan sonra özel eve çıkmayı tercih ediyorlar. Bütün dünyada da böyleymiş. Bizde üniversite sayısı 77'den 175'e çıktı. Çok hızlı arttığı için de bu denge oluşmuş değil.
Röportaj
Fatih VURAL
Fatih VURAL
TÜRKİYE GAZETESİ
Bizi Takip Edin
YORUMLAR
ÖNE ÇIKANLAR
