Berat Albayrak: Nükleer herkese helal de bize mi haram!
Enerji Bakanı, “Petrol ve gazın yüzde 95’ini ithal ediyoruz. Türkiye’nin enerji ihtiyacını istikrarlı sağlayabilmesi için ‘nükleer’e sahip olması şart. Böylece 2030 yılında enerjimizin yaklaşık yüzde 50’sini yerli kaynakla karşılayabiliriz” dedi.
Nuri ELİBOL / HANGZHOU - Enerji Bakanı Berat Albayrak, nükleer enerjinin Türkiye’nin 1956’dan beri rüyası olduğunu ancak buna karşı bazı çevreler tarafından büyük bir direnç gösterildiğini söyledi. Albayrak, “Farklı lobiler ve yapılar ne söylerse söylesin. 60 yıldır tüm dünyaya helal olan bir teknoloji, Türkiye’ye haram deniliyorsa, orada bir numara var demektir” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte G20 zirvesi için Çin’de bulunan Enerji Bakanı Albayrak, temaslarını takip eden gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu. Albayrak’ın açıklamaları özetle şöyle:
ENERJİ ANLAŞMALARI
Çin’de üzerinde anlaşmaya varılan 4 mutabakat zaptının 3’ü enerji ile ilgili. Bunlar; Nükleer, Yenilenebilir enerji ve Kömür konusu. 3. nükleer santral konusunda ilerleme var. Hem Çin tarafının hem de Amerikalı ortakları Westinghouse’un içinde olduğu bir çalışma grubuyla hareket ediyoruz. Haziran ayında aldığımız kararı bir üst düzeye çıkardık. Bu, ABD-Çin konsorsiyumunun talip olduğu bir proje. Önümüzdeki günlerde konsorsiyumla birlikte üçüncü nükleer santralin saha seçimi ve fizibilite ile ilgili açıklamalar yapılacak.
ÜÇÜNCÜ SANTRAL
2023-2030 bandında üç nükleer santralin çalıştırılmasını hedefliyoruz. İlk iki nükleer santral Akkuyu ve Sinop. Üçüncüsü ile ilgili saha çalışmaları bir noktaya geldi, hangi bölge olacağı henüz belli değil. Üçüncüsü için 17-18 kriter incelenerek, yer araştırması yapılıyor. Suya yakınlık, depremsellik, havaalanlarına olan mesafe gibi kriterler var. Tamamını karşılaşan yada en yüksek puan alan bölge seçilecek. Haritalarda birkaç yer öne çıkıyor. Bunun için üst düzey istişare ile stratejik bir karar verilecek.
JAPONYA İLE TEMASLAR
Türkiye’nin 2023-2030 hedefleri var. Nükleer bunun içinde önemli bir yer tutuyor. 2023-2030’un Türkiye’si, 120-150 bin megavat kurulu gücü ifade ediyor. Bunun yüzde 10’u nükleerden sağlanacak. Japonya ile de nükleeri hızlandırmak için bir anlayış birliği belgesi imzalayacağız. Türkiye’nin teknoloji ile ilgili iyileştirme beklentisi var. Zaman kaybetmemek, 2023-2030 yıllarını kapsayan planda ilk reaktörü devreye almak istiyoruz. Türkiye’nin ilk iki nükleer santralinde alım garantisi yöntemiyle ilerleniyor. Üçüncüsünü de böyle devam etme niyetimiz var.
6 BİN TON URANYUM
Nükleer, Türkiye’nin 1956’dan beri rüyası, çok stratejik. Ama şimdiye kadar ekonomide, bürokraside, siyasette bir yere takılıyor ve hayata geçmiyor. Türkiye’nin güvenli enerji kaynaklarını genişletmesi ve menfaatleri için bunu yapmak zorundayız. Farklı lobiler ve yapılar ne söylerse söylesin. Türkiye’nin enerji ihtiyacını istikrarlı sağlayabilmesi için nükleer enerjiye sahip olması şart. Yozgat Sorgun’da 20-30 yıllık, 5-6 bin ton uranyum rezervli saha mevcut. İşletme yabancı bir firma eli ile yürütülüyor. Türkiye, nükleer teknolojiye geçtikten sonra, doğal kaynakları itibariyle alt yapısı hazır. İthal edebilir, zenginleştirme alt yapısı kurabilir veya 3. ülkelerde rafine altyapısı ile birlikte ortak yatırım ve üretim yapılabilir.
‘YENİLENEBİLİR’ AR-GE
Enerji maliyetleri iş dünyasının rekabet edebilmesi için önemli. Yenilenebilir enerjide yeni bir model ve yeni bir strateji ile yürüyoruz. Yıl sonuna kadar güneş ve rüzgârda iki ihale açmayı düşünüyoruz. Hedefimiz yerli Ar-Ge’nin önünü açmak. Teknolojinin önünü açmak için sadece alım garantisi yetmiyor. Alım garantisi ile teknolojiyi tüketiyor, ama üretmiyoruz. Türkiye’de yerli üretimi teşvik edecek bir model geliştireceğiz.
BORU HATLARIMIZ
Enerji stratejik bir alan. 10-20 yıl sonrasını görerek karar vermeliyiz. Türkiye’nin elektrik tüketiminin üçte biri Marmara’da. Peki, bunu nasıl karşılıyoruz? İthalat ve taşıma ile. Enerji ile ilgili stratejik vizyonu, tüketildiği merkezlere, sanayiye, demografik yapıya göre düzenliyoruz. Haritayı, arz talep dengesinde tüketim ve üretim maliyetine göre dengelememiz lazım. Enerjide B, C, D planlarınız olması lazım. Bir kriz yaşarsınız, uluslararası bir sorun olur. Elektrik gittiğinde hayat duruyor. Bunun için bugüne kadar alınmış tedbirlerin ötesinde birçok senaryoyu çalışıyoruz. Mesela sessiz sedasız doğalgaz depolama kapasitesi oranını artırdık. Türkiye’ye şu an 4 boru hattı geliyor ama yetmez, bunların sayısını 8’e, 10’a çıkarmamız lazım. Petrol ve gazın yüzde 95’ini ithal ediyoruz. 2030 yılında enerjimizin yaklaşık yüzde 50’sini yerli kaynakla karşılamamız mümkün olabilir.
Türkiye ile Çin arasında üç anlaşma imzalandı
G20 Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesine katılmak için Çin’in Hangzhou kentine gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, başbaşa görüşmelerinin ardından heyetlerarası görüşmelere başkanlık etti. Xi-hu Devlet Konukevi’nde gerçekleşen görüşmelerin ardından, Türkiye ile Çin arasında 3 ayrı anlaşma imzalandı.
1- Türkiye’den Çin’e ihraç edilen Antep fıstığı için bitki sağlığı gereklilikleri protokolüne, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ile Çin Kalite, Kontrol, Denetim ve Karantina İdaresi Bakanı Zhi Shuping imza attı.
2- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çin Enerji İdaresi arasında, “Yenilenebilir Enerji ve Kömür Alanında İşbirliği” anlaşmasını, Türkiye adına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Çin adına Ulusal Enerji İdaresi Başkanı Nur Bekri imzaladı.
3- Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanlığı ile Çin Nükleer Güvenlik İdaresi arasında, Nükleer Güvenlik Alanında İşbirliği Hakkında Düzenlemeye, Türkiye adına Berat Albayrak, Çin adına Dışişleri Bakanı Wang Yi imza attı.
