Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye enerjide seyirci değil, oyun kurucu olacak
Cumhurbaşkanı Erdoğan 2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan, "Enerji dönüşümünün hızlandığı yeni dönemde kritik madenler artık petrol kadar, doğal gaz kadar önemli hale gelmiştir. Türkiye bu yarışta seyirci değil oyun kurucu olmayı hedeflemektedir" dedi.
- Türkiye, zengin enerji kaynaklarına sahip coğrafyalarla bunlara ihtiyaç duyan ülkeler arasındaki en güçlü köprüdür ve bu özelliği son krizlerle teyit edilmiştir.
- Görevi devraldıklarında günlük doğalgaz giriş kapasitesi 90 milyon metreküp olan Türkiye'nin bugünkü kapasitesi 495 milyon metreküpe çıkmıştır.
- Sakarya gaz sahasında gerçekleştirilen keşifle günlük üretim 9,5 milyon metreküpe ulaşmış olup, 2026'da 20 milyon metreküpe, 2028'de ise 45 milyon metreküpe çıkarılması hedeflenmektedir.
- Şırnak Gabar'da yapılan petrol keşfi, Cumhuriyet tarihinin en büyük petrol keşfi olarak kayıtlara geçmiştir ve yurt içi petrol üretiminin %44'ü buradan sağlanmaktadır.
- Savunma sanayinde olduğu gibi enerjide tam bağımsızlık Türkiye'nin hedeflerinden biridir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde 2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'ne katıldı. Erdoğan burada önemli açıklamalarda bulundu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'ndan ilk icraat: 3 ismi azletti, basın danışmanı atadı
Erdoğan'ın açıklamaları şu şekilde:
"Kıymetli bakanlar, enerji sektörünün değerli temsilcileri, değerli katılımcılar, saygıdeğer misafirler, sizleri en kalbi duygularımla saygıyla selamlıyorum. Zirve vesilesiyle Avrupa'dan Asya'ya, Afrika'dan Orta Doğu'ya uzanan coğrafyanın seçkin temsilcilerini ülkemizde ağırlıyoruz. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'nin ikincisinde sizleri güzel İstanbul'umuzda misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyduğumu belirtmek istiyorum.
Enerji, madencilik, kritik mineraller ile hidrokarbon alanlarında güncel meseleler yanında tehdit ve fırsatların da ele alınacağı zirvenin ülkelerimiz arasındaki işbirliklerinin geliştirilmesine katkı yapacağına inanıyorum. Değerli misafirler, enerji arz güvenliğinin günlük hayattan uluslararası siyasete her alanda çok daha önem kazandığı bir süreçten geçiyoruz. Enerji; milli güvenliğin, kalkınmanın, bağımsızlığın ve bölgesel istikrarın merkezinde yer alan bir güç unsuru olma vasfını giderek perçinliyor. Petrol ve doğalgaz halen stratejik kaynaklar olmaya devam ediyor.
Bu kaynaklara ulaşmak, bu kaynakları istikrarlı ve maliyet etkin şekilde temin etmek devletler için daha fazla önemli hale geliyor. Bölgemizde son yıllarda yaşanan olaylar bir taraftan enerji arz güvenliğinin nefesinde kadar mühim olduğunu ortaya koyarken diğer taraftan ülkeler arasındaki bağımlılık ilişkisinin ulaştığı seviyeyi de göstermektedir. Hatırlarsanız Rusya-Ukrayna savaşı patlak verdiğinde gündeme ilk gelen konulardan biri enerji tedarikiydi. Doğalgaz ve petrol hatlarının güvenliğiydi. Aynı şekilde 28 Şubat'ta İran'a karşı başlatılan hava saldırılarının olumsuz etkilediği alanların en başında enerji tedariki ve ticareti geliyor.
"TÜRKİYE GÜÇLÜ BİR KÖPRÜDÜR"
Petrol ve doğalgaz fiyatlarında yüzde ellileri bulan artışlar gördük. Sadece fiyatlar uçmadı. Enerji tedarikiyle ilgili ciddi sıkıntılar da baş gösterdi. Bu jeopolitik gerilimin artık sarsıntıları, günlük hayatı, üretimi, turizmi, hava ulaşımını ve ekonomiyi vurmaya devam ediyor. Bir defa şunu burada sizlerin dikkatine getirmek isterim. Türkiye, zengin enerji kaynaklarına sahip coğrafyalarla bunlara ihtiyaç duyan ülkeler arasındaki en güçlü köprüdür. Bölgemizde meydana gelen son krizler, Türkiye'nin bu özelliğini teyit ve tahkim etmiştir. Ülkemiz tüm tahriklere rağmen sağduyulu siyasetiyle savaşın dışında kalmış diplomasiyi ve diyaloğu önceleyen girişimleriyle de sükunetin tesisine katkı sağlamıştır. Türkiye hem enerji naklinde güvenilir bir ortak hem de barışın kilit aktörü olarak son süreçte öne çıkmıştır.
Bunun olumlu tesirlerini orta ve uzun vadede daha fazla göreceğimize inanıyorum. Sizlerin de bildiği gibi enerji kaynaklarının güvenli, istikrarlı ve düşük maliyetlerle geçişini temin etmek Türkiye'nin güvenilir enerji tedarikindeki vazgeçilmezliği bu süreçte bir kez daha anlaşılmıştır. Değerli dostlarım, bunda elbette son 23 yılda hükümetimizin attığı adımların çok büyük payı vardır. Bakınız göreve geldiğimizde Türkiye'nin günlük doğalgaz giriş kapasitesi yaklaşık 90 milyon metreküptü. Bugün bu rakam 495 milyon metreküpe çıktı.
Rusya'dan iki, Azerbaycan'dan iki ve İran'dan bir olmak üzere toplam beş boru hattı ile doğal gaz temin ediyoruz. Türkiye artık 39 ülkeden 50'den fazla şirketten doğalgaz tedarik eden dev bir enerji altyapısına sahiptir. Kendi mühendislerimizle, kendi gemilerimizle, kendi ekipmanlarımızla, mavi vatanda arama faaliyetleri yürüttük. Fatih Sondaj Gemimizle Cumhuriyet tarihimizin en büyük doğalgaz keşfini gerçekleştirdik. Muhalefetin küçümsediği Sakarya gaz sahasında günlük üretimimiz bugün 9,5 milyon metreküpe ulaştı. Bu üretim miktarıyla milyonlarca hanemizin enerji ihtiyacını karşılıyoruz.
"GABAR'DA DA TARİH YAZDIK"
Osman Gazi üretim platformumuzun devreye alınmasıyla birlikte 2026 yılında günlük üretimimizi 20 milyon metreküpe yükselteceğiz. Böylece inşallah 8 milyon hanenin ihtiyacını Karadeniz'den karşılamış olacağız. İkinci yüzer üretim platformumuzun inşası sürüyor. 2028'de onun da hizmete girmesiyle üretim günlük 45 milyon metreküpe çıkacak ve 16-17 milyon haneye yerli gazımız ulaşacak. Değerli dostlar, tabii sadece Karadeniz'de değil, Gabar'da da tarihi yazdık. Şırnak, Gabar'da gerçekleştirilen petrol keşfimiz, Cumhuriyet tarihimizin en büyük petrol keşfi olarak kayıtlara geçti. On yıllar boyunca terörle ve terör eylemleriyle anılan bölgeler, bugün üretimle, yatırımla, istihdamla anılıyor. Güvenlik tehdidi nedeniyle yıllarca atıl kalan yerlerde bugün turizm canlanıyor, istihdam artıyor, tarım gelişiyor.
Bakınız bugün Gabar'dan elde edilen üretim Türkiye'nin enerji arz güvenliğine çok büyük katkı sağlamaktadır. Yurt içi petrol üretimimizin % 44'lük kısmı sadece Gabar'daki kuyularımızdan gelmektedir. Terörsüz Türkiye sürecinin menziline ulaşmasıyla birlikte inşallah yeni bir hikaye yazılmaya başlanacaktır. Ekonomiye doğrudan ve dolaylı maliyeti 2 trilyon doları aşan ağır bir yükten kurtulurken terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar daha verimli alanlara tahsis edilecek. Bunun da en büyük kazananı on yıllardır sıkıntı çeken bölge halkıyla birlikte 86 milyonun her bir ferdi olacak. Terörün sıfırlandığı bir atmosferin ülkemiz açısından ne manaya geldiğinin işaretlerine şimdiden şahit oluyoruz. Gabar'daki keşiften sonra Diyarbakır'da 4 saha belirlendi.
Önümüzdeki 3 yıl içerisinde 24 kuyuda çalışma planlıyoruz. Bunların haricinde başka hazırlıklarımız da söz konusu. Türkiye petrollerinin toplam 1 milyon varil petrol ve doğalgaz üreten bir şirket haline gelmesi için hem yurt içinde hem de yurt dışında arama, sondaj ve üretim çalışmalarımızı artırarak sürdüreceğiz.
Değerli misafirler, Türkiye kendi kaynaklarını geliştirirken aynı zamanda küresel enerji diplomasisinin en güvenilir ortaklarından biri olarak adından sıkça söz ettiriyor. Somali'deki sondaj faaliyetlerimiz, Pakistan'da planlanan çalışmalarımız, Libya'dan Orta Asya 'ya uzanan işbirliklerimiz bunun en somut göstergesidir. Somali açıklarında yürüttüğümüz çalışmalar Türkiye 'nin yurt dışındaki ilk derin deniz arama sondajı olması hasebiyle tarihi önemlidir.
"SEYİRCİ DEĞİL OYUN KURUCU OLACAĞIZ"
Enerji dönüşümünün hızlandığı yeni dönemde kritik madenler artık petrol kadar, doğal gaz kadar önemli hale gelmiştir. Savunma sanayinden yüksek teknolojiye birçok sektörün geleceği bu kaynaklara bağlıdır. Türkiye bu yarışta seyirci değil oyun kurucu olmayı hedeflemektedir. 23 yılda bunun altyapısını çok sağlam bir şekilde zaten hazırladık. Ufku ve vizyonu eski Türkiye'yi aşamayanlara rağmen dünyanın en büyük derin deniz filosuna sahip dördüncü ülkesi olduk. Mersin Akkuyu nükleer güç santraliyle bu alanda yeni bir çığır açtık.
Güneş ve rüzgar enerjisinden hidroelektrik santrallerine temiz enerji alanında tarihimizin en büyük projelerini hayata geçirdik. Bütün bunları da öncelikle ülkemizde tesis ettiğimiz güven ve huzur iklimi sayesinde başardık. Türkiye'nin önünü kesmek isteyenlere aldırmadan diğer alanlar gibi enerjide de tarihi bir başarıya imza attık. İnşallah enerjide, madencilikte ve doğal kaynaklarda çok daha büyük başarılarla ülkemizi buluşturmakta kararlıyız. Bunun için karada veya denizde ne kadar tabii kaynağımız varsa işleyecek, bu kaynakların Türkiye'nin atılım sürecinde lokomotif vazifesi görmesini mutlaka sağlayacağız.
Altını çizerek ifade etmek isterim ki savunma sanayinde olduğu gibi enerjide tam bağımsızlık ülkemizin kızıl elmasıdır. Türkiye bu hedefine doğru emin adımlarla yürümektedir. Bu yürüyüşün önünün kesilmesine de hiçbir surette müsaade etmeyecektir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Bu düşüncelerle 2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'nin ülkemiz, bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum."
