Orta Doğu'da güç dengesi değişiyor! Pakistan'da yeni bir ittifak doğdu
İslamabad’da bir araya gelen Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır dörtlüsünün zirvesi dünyada ses getirdi. Dört İslam ülkesi arasında kurulan “savunma ittifakı” dostlara güven verirken, İsrail basını, olayı, “İsrail için son derece tehlikeli bir gelişme” diye yorumladı.
- Toplantıda İran'daki savaş krizi, Hürmüz Boğazı, enerji, İran'dan bölgeye atılan füzeler, barış ve müzakere zemini konuları ele alındı.
- Dışişleri kaynakları, bu girişimi 'barış mesaisi' olarak nitelendirerek, bölge dışı aktörlerin değil İslam dünyası ve bölgesel güçlerin çözüm olması gerektiğini vurguladı.
- İslamabad toplantısında bir dizi ilke kararı alındı ve bir sonraki toplantının Türkiye'de yapılması kararlaştırıldı.
- İsrail basını zirveyi 'İsrail için tehlikeli gelişme' olarak değerlendirirken, Türkiye'nin bölgesel Müslüman liderliğinin adayı olduğu ve İsrail'in Türklerin gözünde engel olarak görüldüğü yorumları yapıldı.
- Doğu Asya Analisti Ahmet Khan'a göre Türkiye ve Pakistan, hem İran hem de ABD ile konuşabilen ülkeler olarak çözümde kritik rol oynuyor.
- Kafkassam Başkanı Prof. Dr. Hasan Oktay, İran'da ciddi bir iktidar karmaşası ve Devrim Muhafızları'nın tüm yönetim erkini eline geçirdiğini belirtti.
YILMAZ BİLGEN - Pakistan’da geçtiğimiz günlerde yapılan ve iki gün süren Türkiye-Mısır-Pakistan-Suudi Arabistan dörtlüsünün İran krizi odaklı toplantısı, dünyada yeni bir “Savunma ittifakı kuruluyor” şeklinde yorumlandı.
Zirvenin tek ve kesin gündemi şüphesiz İran’daki savaş krizi oldu. Dört ülkenin dışişleri bakanları Hürmüz Boğazı, enerji, İran’dan bölge ülkelerine atılan füzeler, barış ve müzakere zemini ve savaşın, Körfez başta olmak üzere farklı coğrafyalara taşınmaması gibi konuları ele aldı. Gazetemize konuşan bir Dışişleri kaynağı, yürütülen diplomasiyi “barış mesaisi” olarak nitelendirdi.
Söz konusu kaynak, “Türkiye başta olmak üzere bölgenin önemli aktörlerinin aldığı inisiyatif, bölge ve dünya barışı için kıymetli bir adımdır. ABD ve Avrupa’nın İslam dünyası ve Orta Doğu’da salt İsrail’in güvenliği eksenli stratejik konumlanması artık dünyayı tehdit eder boyut kazandı. Yeni güvenlik ve istikrar konseptlerinin zorunluluğu bu son toplantıda da vurgulandı” ifadelerini kullandı.
Pakistan, ABD'nin teklifini İran'a iletti! "Görüşmeler Türkiye veya Pakistan'da olabilir"
SAVAŞ YAYILMAMALI
İsrail’in yıkıcı emellerine karşı savaşın farklı noktalara sıçramaması, tıkanan enerji koridorunun açılması ve barışa kapı aralanmasının önemini vurgulayan Dışişleri kaynağı, çözüm kapısının, bölge dışı aktörlerin değil yine İslam dünyası ve bölgesel güçler olması gerektiğini aktardı.
Gazetemizin ulaştığı bilgilere göre İslamabad toplantısında bir dizi ilke kararı alındı ve bir sonraki toplantının Türkiye’de gerçekleştirilmesi konusunda mutabık kalındı.
İSRAİL BASINI KORKTU
Bu arada, zirveyi en yakından takip eden ülke beklendiği gibi İsrail oldu. İsrail basını zirveyi “İsrail için tehlikeli gelişme” olarak duyurdu. İsrail’in önde gelen gazetelerinden Jerusalem Post’ta Elie Podeh imzalı analizde, “İran zayıfladı, Türkiye daha güçlendi. Pakistan zirvesi de gösteriyor ki, Türkiye bölgesel Müslüman liderliğinin en birinci adayı olmaya devam ediyor. Öyle ki, İsrail Türklerin gözünde şüphesiz bir engel olarak algılanıyor” ifadelerine yer verildi.
TÜRKİYE, KABUKLARINI KIRDI
Söz konusu zirveyi gazetemize değerlendiren Doğu Asya Analisti Ahmet Khan’a göre Türkiye ve Pakistan, hem İran hem de ABD ile konuşabilen ülkeler olarak çözümde özel önem arz ediyor. Bugüne kadar İslam dünyasını ilgilendiren sorun ve çözümler konusunda sürekli Batı’dan çözüm beklenildiğini kaydeden Ahmet Khan, “Türkiye bu anlamda kabuğunu kıran ve diplomasi eğrisini çok üst noktalara çıkaran bir güç olarak hemen her kriz bölgesinde kendisini gösteren bir denge unsuru oldu. Şimdi bu son krizde de Pakistan’la birlikte kritik rol oynuyor” dedi.
ABD VE İRAN ÇIKIŞ ARIYOR
Khan şöyle devam etti: “Mısır ve Suudi Arabistan’ın da kapsam dahili olması özel bir stratejinin ürünüydü. Bir anlamda bizimle ilgili (İslam dünyası) kararları ‘Kendimiz alırız’ mesajı veriliyor. İslamabad’da, Hürmüz Boğazı, ABD’nin muhtemel kara çıkarması, enerji sorunu, İsrail saldırganlığının boyutları, Gazze-Akdeniz dahil savaşın seyri ve bundan sonrasına ilişkin senaryolar konuşuldu. Burada her şey çözülür diyemeyiz ancak geleceğe dönük bir yol haritasının şekillenmesi adına önemli bir girişimdi.”
ATEŞ SÖNSÜN İSTENİYOR
“İsrail bölgenin ateş topuna dönmesini istiyor. Türkiye ve Pakistan ise ateşin sönmesini. Bu açıdan da atılan adımlar çok önemli. Elbette ABD’nin zaman kazandığı ve özellikle Kiş, Hark, Ebu Musa, Tomb adalarına çıkarma yapacağı ile ilgili yorumlar da mevcut. Fakat Amerika’da olan bitenin İsrail komplosu olduğu kabulü yaygınlaşıyor. Bu da bir baskı aracına dönüştü. İslamabad’da, Irak, Bahreyn, Suriye, Ürdün, Katar, Türkiye, Azerbaycan dahil bölgeye atılan füzelerle ilgili Tahran’la özel bir trafiğin yürütülmesi kararlaştırıldı.”
TAHRAN’DA MUHATAP KİM?
Aynı şekilde, İran krizi ve İslamabad’ta Türkiye ile birlikte dört ülke Dışişleri Bakanları toplantısına dair görüşlerini paylaşan Kafkassam Başkanı Prof. Dr. Hasan Oktay, İran’da ciddi manada iktidar karmaşası yaşandığını belirtti. İran müesses nizamında çok büyük kırılmalar ortaya çıktığını kaydeden Oktay, “Türkiye öncülüğünde birçok alanda barış ve istikrar diplomasisi yürütülüyor. İsrail’in emelleri konusunda Ankara’daki farkındalık en üst boyutta. Fakat İran’da şu an çok ciddi bir muhatap-merci sorunu var. İktidar çekişmesi derinden ve etkin biçimde sürüyor. Aslında tam anlamı ile bir askerî darbe süreci yaşıyorlar. Dinî otorite yok hükmünde. Ali Hamaney’in yerine seçilen Mücteba Hamaney Rusya’da ve konuşma zorluğu çekiyor. Başka sağlık sorunları da var ve tedavi görmekte” dedi.
TÜRKİYE İRAN’I DA ETKİLER
Oktay, “Devrim Muhafızları tüm yönetim erkini eline geçirdi. Gerçek manada bir ara dönem yaşanıyor. Geçtiğimiz müzakere sürecinde masayı deviren Devrim Muhafızlarıydı. Şimdi Pezeşkiyan-Arakçi ikilisini tamamen etkisiz hâle getirdiler. Barış masası Devrim Muhafızları açısından yok oluş olarak algılanıyor. Bu anlamda denklemi Devrim Muhafızları-Netanyahu olarak kurabiliriz. Zira iki faktör birbirlerinin varlığını meşru hatta zorunlu kılıyor. Bu açmazdan çıkış ciddi bir sistem revizyonu ve seçimle işbaşına gelen, hesap verilebilir iktidar yapısıyla mümkün. Bu nedenle Türkiye’nin yürüttüğü çaba çok daha kuşatıcı boyut kazanarak İran içi denklemi de etkileme niteliği kazanıyor” yorumunda bulundu.
