Reklamcımızdan değişimin öyküsü, 'Değişmeseniz olmaz mıydı'
Türkiye gazetesi yöneticileri "Değişim de değişim' diye tutturmuştu, değişim önce logodan başladı ve tabelamızla devam etti.
FİKİREVİM REKLAM AJANSI GENEL MÜDÜRÜ NECMİ ÇİÇEKÇİ YAZIYORAma yine de içimizde bir umut vardı; "Yok canım, gerçek değildir, değişmek öyle kolay mı, kolay olsa biz değişirdik önce"… Ta ki Nuh Albayrak ve yeni yazar kadrosuyla bir otelin lobisinde buluşuncaya dek. "Değişim lobisi" iş başındaydı… Ve Nuh Bey sanki işimizi zorlaştırmaktan biraz da haz alır gibi "İnanmayacaksınız ama gerçekten değişiyoruz yahu" dedi…Elimizdeki tek silah olarak jargonumuz kalmıştı. Penetrasyon süreçlerinden, satın alma ataletinden, rasyonel faydalardan alabildiğine sorular yağdırdık. Ama Yeni Türkiye'nin bu oyuna gelmeye hiç niyeti yoktu. "Ya değişim, ya değişim" diyorlardı. "Değişmeseniz olmaz mı ya, ne güzel oturuyorduk işte"…
Tamam dedik. Pes! Anlatın, neyin nesi bu değişim? Ve masada yeni yazar kadrosunun ilk politik tartışması cereyan etmeye başladı. Fikirler havada uçuşuyor, herkes bir diğerine karşı çıkıyor, en aykırı fikirler masanın bir ucundan diğer ucuna orta yapıyor ve Nuh Albayrak bu manzara karşısında sadece gülümsüyor. Evet dedik, Türkiye Gazetesi gerçekten değişiyor. "Bu ne özgürlük ortamı kardeşim ya"!
Bize müsaade dedik. Allah hayırlı değişimler versin deyip ayrıldık. Bu değişimi en çarpıcı şekilde anlatmak için şimdi bize sağlam bir fikir lazımdı. "Ne vardı kardeşim değişecek, değişiyormuş gibi yapsaydınız ya, bize de biraz acıyın…"
"Neden?" sorusu etrafında ajansı topladık. "Bir insan, bir durum, bir kurum neden değişir?" diye sordu sevgili başkanımız Necmi Çiçekçi. Sorması kolay tabii başkan! Ama cevap vermek pek de kolay olmadı. Zaten en keyiflisi soru sormak bu hayatta.
Ve uzun gecelerin, yorucu günlerin ardından cevap bulundu; "Öyle bir an gelir ki, sen değişime kayıtsız kalamazsın"… 43 yıllık bir gazete bu. 43 yılda her şey değişti. Siyaset, gündelik hayat, teknoloji, moda… Her şey! Yahu dünyanın dönme hızı yavaşladı, daha ötesi mi var!
Böylece reklam kampanyamızın ana aksı oluşmuş oldu. "Türkiye çok değişti, biz aynı kalamazdık"… Hasbelkader aracına bindiğiniz bir taksici size Bernanke'den bahsedebilir, bir gün tanıştığın bir tamirci Kyoto Protokolü'nden dem vurabilir… Ve bunun karşısında sen hâlâ aynı kalamazsın… Yani sana birisi küresel ısınmadan bahsederken, sen ona "havalar da ısındı" diyemezsin…
"Yeni Türkiye'nin, yeni Türkiye'si" böylece oluştu. Biz hazırız dedik, Nuh Beyleri görücüye çağırdık. Gördüğü tablo karşısında "Ya acaba biraz daha mı klasik bir reklam yapsaydık" demek istedi belki ama çıtayı öyle bir yükseltmişti ki artık geri adım atamazdı. Geçmiş olsun. Değişim kaçınılmazdı!
Köşe yazarlarını bir reklam filminde oynatmanın zorluğundan hiç bahsetmeyelim. Ve yazarlarımıza hayatta yardımcı olacak bir tüyoyla bitirelim; bir reklamcı size "Taş çatlasın yarım saatte biter" diyorsa sakın ola inanmayın…
Türkiye gazetesi yöneticileri "Değişim de değişim' diye tutturmuştu, değişim önce logodan başladı ve tabelamızla devam etti.
|
Eski logomuzun son fotoğrafı...
|
Harfler tek tek söküldü ve depoya kaldırıldı...
|
Yeni logomuz, binamızın önündeki yerini işte böyle aldı...
|
BU ÇAYIR BAŞKA ÇAYIR...
Fotoğrafa bakıp, yazarlarımızın Kırkpınar çayırına çıktığını düşünmeyin. Onlar binamızın önündeki çimlerde reklam çekimine hazırlanıyor.
Bizi Takip Edin
YORUMLAR
