Kaydet
a- | +A

Sözlerimin en ince dokunuşlarla bile yaralayabileceğinin farkındayım ama yalnız sevdiklerime değil hiç kimseye zarar vermek istemiyorum.

Zeytin ağacına gelince o bir başkadır: Başta Kur’ân-ı kerimde zikredilmekle şereflenmiştir. Su ile fazla işi olmaz, zeytin mizaçlı insanlar da parayla çok işleri yoktur zaten; ihtiyacı kadarını alır, kimseye tepeden bakmaz, rüzgârın onu eğmesine asla izin vermez, dallarını sopayla kırarsın da bir sene küser ama öbür sene yine sana vereceğini verir, kin tutmaz, bütün bunlara rağmen bir de zeytin verir ki faydasını sayamazsın. Bu zihniyetteki insan da eser verir çeşit çeşit. Zeytin meyvesini; ister yeşil ister sofralık, ister kırma, istersen sele zeytin olarak kullan daha da istersen sıkıp yağını çıkar, yetmedi dilersen posasından Pirina yap sobada yak, daha neler neler? Zeytin ağacı mizaçlı insandan da hep huzur ve saadet yayılır, her mahluka faydası dokunur, mutluluk dağıtır, mesut ve bahtiyar olur.

Rahmetli Hüsna Nineciğim küçük iken boynumun uzunluğundan dolayı “gerdanlı oğlum” der severdi. Biraz boy atıp serpilince “Selvi boylu oğlum…” demeye başladı. Kavakla selvi ağacı farklı cins ağaç olsalar da her ikisini de uzun boylulara lakap olarak takarlar memleketimizde. Sevmediklerini kavağa, sevdiklerini selviye benzetmek âdet olmuştur.

Uzun söze ne hacet!

Ömrüm boyunca, aklım erdiğince hep zeytin ağacı gibi mütevazı ve bütün insanlara faydalı olmaya çalıştım. Bu hususta ne kadar muvaffak oldum onu bilemem. Takdir okuyucularımızın. Şundan eminim ki; hep doğrudan, güzelden, faydalı olandan yana oldum. Malayaniden, boş işlerden, faydasız tutum ve davranışlardan şeytandan kaçar gibi kaçmaya çalıştım. Bunları yaparken ahiretimi hiç ama hiç unutmadım. Bu eseri de bu hissiyatla, fisebilillah Allah rızası için yazdım. Belki duâ edenler çıkar. Hayırla yâd edilirsem benim için ne saadet. Bütün ömrünüz zeytin ağacı gibi bereketli olsun...

Kulaklarımdadır hatıralardan bir ses,

Yankılanır durur, peşim sıra her nefes,

Dökülür hıçkırık, titrek dudaklarımdan.

Yaşadığım daha neler geçer aklımdan?

Hayat, nice acı tatlı hatıralarla dolu. Üç beş günlük şu koca dünyada yakınlarımızla kimi zaman huzur ve saadetimizi, kimi zaman ise üzüntülerimizi paylaşırız. İyi düşünmek lazım; gelip geçici bu hayatta kırgınlıklara, kedere, boş kavgalara yer olmamalı. Yakınımızdakilere sevdiğimizi söylemekten çekinmemeli, bir anlaşmazlık olmuş ise onlara bu durumu telafi etme şansı verebilmeliyiz.

Hatıralarıma yüklediğim mânâların başkalarıyla âlâkası yok, sadece benim dünyamda yaşıyor onlar. Bu hatıralar benim içimde var olan kocaman bir dünyadan ibaret.

Sözlerimin en ince dokunuşlarla bile yaralayabileceğinin farkındayım ama yalnız sevdiklerime değil hiç kimseye zarar vermek istemiyorum. Sadece hissiyatımın sürüklediği karanlık yolda, yeşeren huzur ve saadetimi paylaşıyorum.

İşleri ayarladık,

Artık ihtiyarladık,

Hoca der hepinize,

Allah’a ısmarladık.

DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR