Farklı duygularla karşıladığımız bu yılın ramazan ayındayız. Ve her zaman olduğu gibi bir çoğumuz o klasik: “Nerede o eski ramazanlar?” cümlesini kurmuşuzdur. Ama ne çare ki sadece bu cümleyi zikretmekten başka bir şey gelmiyor artık elimizden. Yeni ramazan düzenine alışıyoruz sanki.
Çok değil daha on yıl öncesinin ramazan günlerini özlemle anlatmaya devam ediyoruz. Peki neler değişti o günlerden bugüne bir bakalım:
İftarlarda bütün aile fertleri her gün sofrada olurdu eskiden, şimdi ancak hafta sonları bütün aile bir araya gelebiliyor. Malum iş, trafik…
Ramazan günleri neşeli, sabırlı ve fedakârca geçerdi eskiden ama şimdi birçok insan orucu bahane ederek kavga, gürültü ve patırtıya meyilli hâle geldi. Sanki eskiden duyarlı anlayışlı insan sayısı daha fazlaydı.
Hasta ve yaşlı olanlar ramazan ayında oruç tutanlara hürmeten açıktan yiyip içilmediğini biliyorlardı ama küçük çocuklara da bunu anne babalar bir eğitim diliyle nezaketle anlatırlardı... Şimdilerde bu hassas bilgiyi nice aile büyükleri bile bilmiyor...
Eskiden ramazanlar daha bir manevi havada geçerdi sanki. Şimdi akla müzik ve diğer eğlence dışında bir etkinlik gelmiyor.
Yeni neslin, yeni anlayışlarla inşa etmeye çalıştığı ramazanlara rağmen manevi gücü ağır basan bu ayların sultanını en iyi şekilde ibadet ve taat ile değerlendiren insanlar da var şükür...
Özlemlerini yaşayan, ramazan ayından istifade nispetini artırma çabasındaki güzel insanların arasında olmayı istemeyen yoktur herhâlde. O zaman iki ihtimal var: Ya o güzel insanları örnek alıp istifade nispetini artırmak ya da konser konser gezip ramazan ibadetini "ramazan eğlencesi"ne çevirmek!..
Rabbim herkesi bu mübarek gün ve gecelerin feyiz ve bereketinden istifade edenlerden eylesin.
Ayhan Özbek/Eğitimci-Yazar
ŞİİR
Toprak uyanırsa
Toprak uyanır da ekin verirse bir gün,
Başakların boyun büktüğü yerde bekle beni.
Heybemin dibinde kalmış ziyan kokan sızıyla,
Kırağı tutmuş gözlerimi avuçlayıp geliyorum.
Yorgun, durgun, darmadağınım;
Bilinmez hangi sokağa düşer yarınım.
Bozkır ayazında kavak dibinde
Kemiklerime yürüyen ince sızıyla
Yırtık mektupları düğümlüyorum.
Eprimiş günler, ilmeği kaçmış kazak gibi,
Yama tutmuyor ömrüm,
Boynumda muskası kayıp bir yetim telaşı,
Herkes unutuyor ben hatırlıyorum.
Burcu burcu tüterse bir yerde reyhanlar,
Uğurlu dağlarına beni de çağır.
Çatlamış toprağın avuçlarından
Sandık lekeli kilimlere türküler seriyorum.
Göçen kuşların ardından üşüyerek,
Tel örgülere takılmış heveslerimle
Mevsimler kuruyor…
Düşen her yaprak, seni bana soruyor...
Mehmet Emin Gülicem
SAĞLIK OLSUN
Omega-3 yağlarının vücuda sağladığı faydalar:
1. Kalp Sağlığı: Omega-3 yağ asitleri, HDL (iyi) kolesterol seviyelerini artırırken, LDL (kötü) kolesterol seviyelerini düşürerek kalp sağlığını korur. Ayrıca, trigliserit seviyelerini %15-30 oranında düşürme yeteneği sayesinde kalp damar sağlığını destekler.
2. Kan Basıncı ve Damar Sağlığı: Omega-3, kan basıncını düşürmeye yardımcı olur ve damar sertliğine yol açan plak oluşumunu önleyebilir. Bu, damarların esnekliğini korumasına yardımcı olur ve kalp krizi riskini azaltır.
3. Ruh Sağlığı: Omega-3 yağ asitleri, ruh sağlığını destekler ve depresyon gibi psikolojik rahatsızlıkların tedavisine yardımcı olabilir.
4. Astım ve Solunum Sağlığı: Özellikle astım hastalarında, Omega-3 yağları astım ataklarını azaltabilir ve solunum yollarının sağlığını iyileştirebilir.
5. Çocuklarda Dikkat ve Hiperaktivite: Omega-3, çocuklarda hiperaktiviteyi azaltır ve dikkat eksikliğini gidererek, bilişsel işlevleri destekler.
6. Karaciğer Sağlığı: Omega-3 yağ asitleri, karaciğer yağlanmasını azaltarak, karaciğerin sağlıklı çalışmasına katkıda bulunur. [www.turkiyehastanesi.com]

