Gelenekten geleceğe 3. sayısı çıktı
Hazret-i Mevlana'nın pergel metaforu bizim için yol göstericidir.
Baytekin: Biz,öncelikle kendi değerlerimiz diyoruzHazret-i Mevlana'nın pergel metaforu bizim için yolgöstericidir. Bir ayağımız/sabit ayağımız sıkıca ve sağlamca kendideğerlerimizin üzerindedir; öteki ayağımızla da evrensel değerlerle temashalindeyizdir. Gelenekten Geleceğe dergisinin 3. sayısı yine dopdolu.Derginin, Genel Yayın Yönetmeni Serhat Buhari Baytekin imzasıyla yayınlanan"Takdim" yazısında, "Değerlerimiz" temasıyla çıkan 3. sayısında yer alan imzave konular hakkında şu bilgilere yer veriliyor "Bu derginin temel misyonu, bizi biz yapan, bizi "değerli" kılankadim değerlerimizi, mana tarihimizi, köklerimizi yeniden keşfetmek. Bu keşif sürecinde ortaya çıkarılanlarıyeniden üretmek, yeniden okumak, yeniden yorumlamak, zamanın ruhuna ve asrınidrakine yeniden söylemek… Geleneği bugüne ve geleceğe taşımak; geleneğin oluşturucu yenilenmesini temin etmek… Bir nevi oluşturucu muhafazakarlık…Bu sayımızda değerlerimizi dosya konusu yaparak bu temelmisyonumuzu değerlerimiz bağlamında hayata geçirmek istedik. Değerlerimizinbilinmesini, tanınmasını, yaşanmasını istedik. Hem keşif hem inşa hem de eylemiçinde olmak istedik. Değerlerimizin önemini vurgulamak istedik. Bunu niçinyapıyoruz: Çünkü değerlerimiz bizlere nasıl yaşamamız gerektiğine işaret edenanlam haritalarımız; eylemlerimiz için ufuk noktalarıdır. Değersiz toplumlarfırtınalı sularda pusulasız yol almaya çalışan gemiler gibidir. Biz öncelikle "kendi değerlerimiz" diyoruz. Kendideğerlerimizi vazgeçilmez sabitelerimiz olarak kabul ediyoruz. Bu bağlamdaHazret-i Mevlana'nın pergel metaforu bizim için yol göstericidir. Birayağımız/sabit ayağımız sıkıca ve sağlamca kendi değerlerimizin üzerindedir;öteki ayağımızla da evrensel değerlerle temas halindeyizdir. Serbestayağımızla, doğuyu ve batıyı, tüm evreni tarıyoruz… Kendi değerlerimizi terketmeden, evrensel değerleri ıskalamadan, dengeli bir yol haritasıoluşturuyoruz… İçi boş bir tarafsızlık, yönsüzlük ve yansızlık içinde değiliz.Kendi değerlerimizi önceleyerek, evrensel olanla irtibatı koparmayarak, kendiyönümüzü tayin ediyoruz…Genel olarak değerleri, özel olarak da değerlerimizi nedenönemsiyoruz; neden merceğimizi bunların üzerine tutuyoruz? Çünkü kontrolsüz,değerden bağımsız ve sabitesiz bir modernleşme/ilerleme söylemi ve eylemi, heminsanlığı hem de evreni hiç de hoş olmayan bir noktaya getirdi. Gözü kapalı vehatta zaman zaman gözü dönmüş bir ilerleme söylemi ve eylemi sonunda katıolan/sabit olan her şey buharlaştırıldı; manevi olan terk edildi; insanı insanyapan geleneksel değerler unutturuldu… İnsanlık anlamsız ve başıboş bir şekildesavaşın ve terörün hükümferma olduğu bir dünyanın ortasına yapayalnızbırakıldı.200 yıllık bir modernleşme macerasının sonunda insanlıkvahim bir manzarayla karşı karşıya kaldı: savaş, terör, devrim, darbe, anomi,gelir dağılımı adaletsizliği, çevre kirliliği, küresel ısınma, açlık,yoksulluk, yabancılaşma… Bu patolojik manzaranın rehabilite edilebilmesi,insanlığın yeniden sükunete kavuşturulabilmesi için modernleşme sürecindeunutulan, tahrip edilen ya da buharlaştırılan değerlerin, manevi (anlamlı)olanın yeniden keşfi ve yeniden yaşam alanına dahil edilmesi gerekiyor… Bubağlamda, aşk gibi, hikmet gibi, adalet gibi, gönül gibi… modern insanınunuttuğu kavramları yeniden gündeme getirmek istiyoruz… Değerlerimizi eğitimsüreçlerine yeniden dahil etmek istiyoruz… Harap olan gönüllerin yenidendiriltilmesini diliyoruz… Bu vadide Yunus'u yeniden okumayı öneriyoruz: Bengelmedim dava için benim işim sevi için/Dostun evi gönüllerdir gönüller yapmayageldim. Değerden yoksun ve kadim bilgelikten yoksul modern insanın,elde etmek için toplumu ve kendini helak etmekten kaçınmadığı iki nesne vardır:İktidar ve kapital. Bu iki nesne uğruna dünya iki defa yangın yerine çevrilmiş,tabiat imha edilmiş, toplumlar kaosa sürüklenmiştir… Günümüzde artık insan"insanlık"tan çıkmış, terör daimileşmiş, şiddet sıradanlaşmıştır… İşte buyüzden geleneksel anlam yüklü (manevi) değerlerin yeniden ihyası gerekiyor.Aşkın, hikmetin, adaletin ve gönlün yeniden diriltilmesi gerekiyor. İktidaruğruna her şeyi mübah gören insanlığa Mevlana'yı hatırlatmak gerekiyor:Allah'ın otoritesi karşısında hepimiz birer oyuncağız/ Zengin ve güçlü olan O,hepimiz dilencileriz./ Birinin diğeri üzerinde imtiyaz aramasının ne gereğivar?/ Hepimiz aynı evin eşiğinde bulunurken.Basit dünyevi çıkarlar uğruna, para ve iktidar hırsıylabirbirinin gırtlağına yapışmış doğunun ve batının insanlarını kadim değerlerekseninde bir barışa davet ediyoruz. Yine Mevlana'nın diliyle söyleyelim: Berigel, daha beri, daha beri/ Bu yol vuruculuk nereye dek böyle?/ Bu hır-gür, bukavga nereye dek?/ Sen bensin işte, ben senim işte/ Ne diye bu direnme böyle?/Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye?/ Topumuz bir tek olgun kişiyiz,bir tek.Evet, Gelenekten Geleceğe dergisinin kadim bilgelikpeşindeki yolculuğu "Değerlerimiz" sayısı ile devam ediyor. Bu sayımızdamevzuun üstadı hocalarımızla yaptığımız çok önemli mülakatlarımızbulunuyor. Yine üstad yazarlarımızınkaliteli yazıları da sayfalarımızı süslüyor. Yeni ve değerli bir sayımızda dahabuluşmak dileğiyle…" www.gelenektengelecege.comSefa KOYUNCU-İSTANBUL
Bizi Takip Edin
YORUMLAR
