Oscar maceramız bitmeyen senfoni
Susuz Yaz’la başlayan Türk sinemasının Oscar’la olan imtihanı, aradan geçen 52 yıla, denenen 23 filme rağmen istenilen neticeye ulaşamadı. Çok sayıda hayal kırıklığı yaşadığımız bu yarışta, Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Üç Maymun’la ilk dokuza kalması yegâne başarımız oldu.
KÜLTÜR SANAT SERVİSİ
Mustafa Kara’nın insanın tabiatla mücadelesini sorguladığı ‘Kalandar Soğuğu’ önümüzdeki yıl ‘Oscar’ adıyla tanıdığımız ‘Akademi Ödülleri’nde Türkiye adına ‘En İyi Yabancı Film’ olmak için yarışacak. ‘Kalandar Soğuğu’nun Oscar için adının açıklanması ülkemizin bu yoldaki önceki maceralarını akıllara getirdi. Peki, Oscar’la imtihanımız nasıl başladı, hangi filmlerle katıldık ve neticeler ne oldu?..
Aslında ‘Akademi’ ile tanışmamız güçlü bir filmle oldu. Türkiye’de sansürlenince gizlice Almanya’ya götürülüp Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı’yı kazanan Metin Erksan’ın filmi ‘Susuz Yaz’, 1964 yılında ülkemizin yabancı film kategorisindeki ilk aday adayıydı. Bu dramatik film, Oscar’da ilk dokuza kalamadı belki ama yıllarca sürecek olan maceramızı da başlatmış oldu. Artık ‘Akademi Ödülleri’ni tanıyacak ve daha çok kapısını aşındıracaktık. Oscar’la tanışmıştık tanışmasına ama hüsranla neticelenen ilk tecrübeden sonra tam 35 yıl yeni bir film göndermeye cesaret edemedik. Bu durgunluğu, annesiyle birlikte hapiste yatan Küçük Barış’ın yürek burkan hikâyesinin anlatıldığı “Uçurtmayı Vurmasınlar” filmiyle bozduk. Fakat Başaran’ın bu unutulmaz filmi bile 1989’daki Oscar’dan ikinci defa eli boş dönmemize mâni olamadı. Yönetmen Tunç Başaran bu yenilgiden yılmadı 3 yıl geçtikten sonra “Piano Piano Bacaksız” filmiyle Türkiye’yi tekrar temsil etti ama yine aday adayı olarak kalmaktan öteye geçemedi. 1993’te ‘Akademi’nin kapısını dördüncü defa çalarken aday adayımız ‘Mavi Sürgün’dü. Erden Kıral’ın bu biyografik filmiyle de ilk dokuza kalmayı başaramadık. Gönderdiğimiz kült filmlerle başarı kazanamayacağımızı düşünmemizden olsa gerek sonraki yıl ‘Manisa Tarzanı’ gibi zayıf bir filmle şansımızı denedik. Bu film de aynı akıbeti yaşadı, çabalar neticesiz kaldı.
EŞKIYA: BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞI
Geçen 3 yılın ardından Türk sinemasının en iyi filmlerinden sayılan, Yönetmen Yavuz Turgul ve Şener Şen’i bir araya getiren, ‘Eşkıya’ filmiyle ‘Akademi’nin karşısındaydık. Ümitli girdiğimiz bu yarışta, ‘Eşkıya’ gibi bir filmle bile ilk etapta elenmemiz, işin siyasi yönünü ciddi ciddi düşünmemize sebep oldu. Sorasında sırayla Tomris Giritlioğlu’nun ‘Salkım Hanım’ın Taneleri’ filmi, Reha Erdem’in ‘Kaç Para Kaç’ı, Handan İpekçi’nin ‘Büyük Adam Küçük Aşk’ı ve Ümit Ünal imzalı ‘9’ filmlerinin hiçbiri aday bile olamadı. Fakat ertesi yıl kendine has tarzıyla sinemada mühim bir yer edinecek olan Nuri Bilge Ceylan’ın devri başlıyordu. Yönetmen Ceylan’ın kocaman hayallerle İstanbul’a gelen Yusuf’u anlattığı ve Cannes Film Festivali’nde Büyük Ödül’ü sırtlayan filmi ‘Uzak’, Oscar için ‘Akademi’ye sunuldu. Fakat Avrupa’yı sallayan film, ‘suyun öteki tarafı’nda hissedilmeyip, aday adayı olarak kaldı. 2005’te yine Yavuz Turgul ve Şener Şen’in buluştuğu ‘Gönül Yarası’ tıpkı ‘Eşkıya’ gibi ilk dokuza kalamadı. ‘Dondurmam Gaymak’ın esprileri 2006’da da ‘Akademi’yi güldürmeye yetmedi, ardından kötü argümanlarla dini sorgulamaya çalışan ‘Takva’ da hâliyle aday bile olamadı. Yıl 2008’i gösterdiğinde Türkiye’nin Oscar’daki en büyük başarısı elde edildi; Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’da en iyi yönetmen ödülünü kazandığı film olan ‘3 Maymun’, dokuza kalmayı başaran ilk Türk filmi oldu. Ceylan’ın nevi şahsına münhasır suç hikâyesi, zorlu yarışta ilk beşe kalmayı başaramadı ama Oscar ümitlerimizin yeşermesini sağladı. Daha ikinci filmi olan ‘Güneşi Gördüm’le Oscar’a talip olan Mahsun Kırmızıgül ise bize bir şeyler öğretmeye çalıştığı bu eseriyle istediği başarıyı elde edemedi. 2010’da Berlin’den Altın Ayı ile dönen kısa ‘Bal’ın kısa listeye kalamamasının ardından, Nuri Bilge Ceylan üçüncü defa ‘Akademi’ karşısına çıkacaktı. Bir cinayet tahkikatının gerilimli hikâyesi olan ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’yı Oscar’a çok yakın görüyorduk ama yine netice hüsran oldu. Yıllar sonra BBC tarafından ‘21. Yüzyılın 100 Harika Filmi’ arasında gösterilecek bu eser, ilk dokuza kalamadı. Sonraki yıllarda aday adaylığı için seçilen ‘Ateşin Düştüğü Yer’, ‘Kelebeğin Rüyası’ ve ‘Uzun Yol’ da göze giremedi. Nuri Bilge, ‘Kış Uykusu’ ile dördüncü defa girdiği yarışta listeyi atlayamadı. En son Kaan Müjdeci’nin dramatik filmi ‘Sivas’la ‘Akademi’ye başvurduk, netice de yine aday adaylığını aşamadık. Yaşanan bu kötü tecrübelerden sonra, sabrın zaferini işleyen ‘Kalandar Soğuğu’ filmi, bakalım Oscar’da zaferimiz olabilecek mi? Bakalım Nobel komitesi gibi siyasi davrandığı söylenegelen ‘Akademi’ bizi şaşırtacak mı?…
