Tanınmış oyuncu Luka Peros: Mülteci probleminin sebebi Batı sömürüsü
Mültecileri anlatan Türk dizisinde rol alan Hırvat oyuncu Luka Peros “Batı ülkeleri, son 700-800 yıl boyunca Afrika, Orta Doğu, Asya ve Güney Amerika’daki ülkeleri soydu, tüketti ve yok etti. Ve şimdi bu durum bir etki oluşturuyor” diyor.
- Oyuncu Luka Peros, mültecilik sorununa odaklanan ve distopik bir oyun içinde kendilerini bulan karakterleri anlatan TRT'nin “Asylum” dizisinde kötü bir karakteri canlandırıyor.
- Peros, küresel olarak önümüzdeki 10-15 seneyi kutuplaşma nedeniyle karanlık görüyor ancak akıllı liderlerle durumun düzelebileceğine inanıyor.
- Mültecilik sorununu yüzyıllar süren sömürgecilik ve emperyalizmin sonucu olarak değerlendiriyor.
- İstanbul'u devasa, eşi benzeri olmayan ve misafirperver bir şehir olarak tanımlıyor.
- Türkçe öğrenmeye devam ettiğini, günde 10-15 dakika çalıştığını ancak dilin 13. dil olması nedeniyle yavaş ilerlediğini belirtiyor.
MURAT ÖZTEKİN - Mültecilik dünyanın bitmeyen dertlerinden biri. Kaosa sürüklenen ülkelerin insanları, ümidi başka coğrafyalarda arıyor. Bu durum ise farklı problemleri beraberinde getiriyor. Ne yazık ki başta Gazze’de olmak üzere yakın coğrafyamızda devam eden savaşlar yüzünden yüz binlerce insan daha mülteci adayı.
TRT’nin tabii platformunda seyirciyle buluşan “Asylum” adlı dizi ise mültecilik meselesine distopik bir hikâye ile odaklanıyor. Senaryosu Ümit Cihan Canpolat’a, yönetmenliği ise Ozan Uzunoğlu’na ait eserde, savaştan kaçan insanların bir adaya düşüp kendilerini “kazananın kurtulacağı” berbat bir oyunun içinde bulmaları konu ediniyor. “La casa de papel”in yanı sıra “Fetihler Sultanı” gibi yapımlardan tanıdığımız Hırvat kökenli oyuncu Luka Peros da dizide her şeyin arkasındaki kötü karakter olarak yer alıyor. Biz de bu vesileyle kendisiyle Boğaz kenarında buluştuk, yeni diziyi ve dünyanın ahvalini konuştuk…
Aslında Türk seyircisinin aşina olduğu bir oyuncusunuz. Türkler sizi “yabancı” görmüyor sanırım... Siz de böyle düşünüyor musunuz?
Böyle görünmeye hiçbir itirazım yok. Ortalama Türk aktörlerine göre biraz fazla uzun olabilirim ama neden olmasın…
“Asylum”la yine Türk seyircisinin karşısındasınız. Esrarengiz ve oldukça kötü bir karakteri canlandırıyorsunuz. Sizi bu yapıma çeken şey neydi?
Yapımın ele aldığı konu global ve çok önemli. Bu husus beni yapıma çekti. Evet, canlandırdığım karakter oldukça kötü. Dolayısıyla beni de kötü hissettirdi. Ancak böyle insanlar da var ve birilerinin onları canlandırması gerekiyor.
ÖNÜMÜZDEKİ YILLAR KARANLIK
Yapımda mültecileri bir oyunun içerisine çeken plan işleniyor. Dediğiniz gibi bu kadar kötü şeyleri yapabilecek insanlar da var. Peki, bu dizi dünyanın geleceğine dair size ne düşündürdü?
Önümüzdeki 10-15 seneyi global olarak çok karanlık görüyorum. Çünkü çok büyük kutuplaşma var. Ancak akıllı ve demokratik şekilde seçilmiş liderlerle durumun düzelebileceğini düşünüyorum. Benim de çocuklarım var ve iyi bir dünyada yaşamalarını arzu ediyorum. Gelecek için ümitvar olmak istiyorum. Bir çaresi olmalı...
BATI TÜKETTİ, YOK ETTİ
Mültecilik dünyanın bitmeyen bir problemi. Her geçen gün yeni mülteciler ortaya çıkıyor. Mesela şimdi Gazze’de yaşananları görüyoruz. Sizce bu durum nasıl çözülecek?
Bu, yüzyıllar süren sömürgecilik, emperyalizm vesairin bir neticesi. Batı ülkeleri, son 700-800 yıl boyunca Afrika, Orta Doğu, Asya ve Güney Amerika’daki ülkeleri soydu, tüketti ve yok etti. Ve şimdi bu durum, intikam değil, böyle etki oluşturuyor. Fakir bırakılan insanların ülkelerinden ayrılmaktan başka çaresi yok. Onlar çaresiz durumdalar. Ve bu, bir gecede kolayca ortadan kalkamayacak, büyük bir problem. Gazze’de ise üç senedir korkunç bir durum var. Ancak bana göre daha büyük sıkıntı, üç yıl önce de sınır komşusu ülkelerden hiçbirinin Gazzelileri yeterince umursamaması.
BİR ŞEY ISMARLAMAK İSTİYORUM ELİME VURUYORLAR!
Luka Peros: Daha evvel New York’ta ve Los Angeles’ta da yaşadım ama İstanbul her zaman bana devasa gelir. Burası kesinlikle eşi benzeri olmayan bir şehir. İnsanlar çok misafirperver. Birine bir şey ısmarlamaya çalışıyorum, “Sen ödeme” deyip elime vuruyorlar. Aynı zamanda buradaki yemekler de harika. Kilo alacağım diye korkuyorum.
GÜNDE 10-15 DAKİKA TÜRKÇE ÇALIŞIYORUM
Aktörler kötü rolleri daha zevkli oynadığını söylüyor. Siz de böyle düşünüyor musunuz?
Evet, genelde kötü adamı oynamak sevilir. Ancak bu biraz da karaktere bağlı. Hafif esprili yanı olan kötü karakterleri oynamak bence daha eğlenceli. Fakat özellikle tarihten alınan kötü karakterleri oynamak duygusal olarak zorlayıcı olabiliyor. Çünkü gerçek bir hadiseyi aktarıyorsunuz. Mesela bir Nazi filminde oynadım oldukça zorlayıcı bir histi.
Seyirci sizden nefret edecek mi?
Ben İstanbul gibi bir yerde Giovanni Giustiniani oynamış biriyim. Neticede işin hakkını verdiğinizde insanlar bunun sadece bir rol olduğunu anlıyor.
Türkçe sizin için önemli. Daha evvelki röportajımızda bana Türkçeyi öğrenmeye devam edeceğinizi söylemiştiniz. Ne durumdasınız?
Her gün 10-15 dakika çalışıyorum ama çok yavaş ilerliyor. Bir dili öğrenmek istiyorsanız o ülkede devamlı bulunmanız lazım. Biraz bana da hak verin; Türkçe, oynadığım yapımlarım arasında 13. dil oldu. Ancak Türk yapımlarında daha fazla rol almak isterim. Umarım böylece Türkçemi de geliştiririm.
