Türkiye'nin üç yüz yıldır kanayan yarası
Sultan III. Ahmed Han, Lale Devri'nde yazma eserlerin Osmanlı İmparatorluğu sınırlarından dışarıya çıkarılmasını yasaklamıştı
Tarihî eser kaçakçılığı Lale Devri'nde başladıSultan III. Ahmed Han, Lale Devri'nde yazma eserlerin Osmanlı İmparatorluğu sınırlarından dışarıya çıkarılmasını yasaklamıştı. Sultan II. Abdülhamid Han zamanında Müze Müdürü olan Osman Hamdi Bey de tarihî eser kaçakçılığını önlemek için bir nizamname çıkarmıştı. İngiltere'de bir müzayede firmasının, Türkiye'den çalınan mezar taşlarını açık arttırma usulü satmak istemesi ve olayı haber alan TC Kültür ve Turizm Bakanlığının devreye girip, satışı engellemesiyle, tarihi eser kaçakçılığı yeniden gündeme geldi. Kaçırılan mezar taşlarının Türkiye'ye iadesi için başlatılan çalışmalar sürerken, biz de Osmanlı'dan bu yana devam eden tarihî eser kaçakçılığı ve bunu önlemek için ortaya konulan mücadeleyi mercek altına aldık. Bu konuda, Vakıflar Genel Müdürlüğü Uzmanı Dr. Phil. İlhan Akçay'ın, Mimarlık Şehircilik Turizm dergisi Arkitekt'de (Sayı: 323, 1966 İstanbul) yayınlanan "Çalınan ve Soyulan Türkiye" başlıklı yazısında şu ilginç bilgi ve değerlendirmelere yer veriliyor: "Vatanımız Türkiye üç kıt'anın geçiş noktasında bulunur. Tarihin belli başlı en büyük medeniyetleri burada kurulmuştur. Hattâ Mezopotamya medeniyetine ait kuzey kısımdaki kavim ve kültürlerle ilgili kalıntıları bile içinde barındırmaktadır. Bunların yanında en büyük iki imparatorluğun başkenti İstanbul buradadır. Hıristiyanlıkla ilgili bölge ve şehirlerin çoğu buradadır. Hitit medeniyeti, Antik devire ait en değerli kalıntılardan çoğu ile tarihten evvelki zamanlara inen muhteşem kültür katları yine buradadır. İslâmiyete ait ise Harran'daki Emevî yapılarından itibaren İslâm âleminin en zengin ve çeşitli kültür eserleri yine ve yalnız Anadolu'da, Türkiye'dedir. XVIII. ve bilhassa XIX. yüzyıllarda yabancıların özellikle iştahını çeken bu eserleri, yabancılar zorluksuz memleketlerine kaçırıyorlardı. Osman Hamdi Bey Müze Müdürü olduktan sonra, yurt dışına böyle kıymetli eserlerin kaçırılmasını yasak eden bir nizamname çıkardı ise de, kaçırılmalara hemen hiç ara verilmemiş olduğunu esefle söylemek gerektir. Daha Lâle Devrinde, yani XVIII. yüzyılda III. Ahmet, Topkapı Sarayındaki ünlü Kütüphane'sini kurarken (kaçakçılık yüzünden) yazma eserlerinin temininin ne kadar güçleştiğini bizzat görmüş ve böyle eserlerin Osmanlı imparatorluğu sınırlarından dışarıya çıkarılmasını yasak etmişti. Bu karar hemen hiç yokmuş gibi nasıl yazmalar kaçırılmış ise de, tıpkı bunun gibi Osman Hamdi Beyin nizamnamesi de çoklukla kâğıt üzerinde kalmıştı. Artık bu seferki çalışmalar gizliden gizliye veya yarı aşikâr yapılmağa başlamıştı. Evvelce eserler yabancı sefaret mensuplarının da gayretleriyle kaçırılırken, bu sefer de, ne acıdır ki içimizdeki, gaflet içinde demiyelim ihanet edenlerin yardımı ile hemen her türlü eserler kolaycacık yurt dışına kaçırılmağa başlanmıştı. Türk halkı yaradılıştan olacak, yabancılara karşı son derece yakınlık gösterir ve misafirperverlikte bulunur. Ne idüğü belirsiz tercüman veya sapık kimseler vasıtasiyle halkımızın içine giren ve yurdu dolaşanlar veya bunlar adına gezen bazı antikacılar vasıtasiyle son yirmi yıl içinde Türkiye'mizden o kadar büyük hazinelerin kaçırılmış olduğunu üzüntü içinde öğreniyoruz ki... Bu hususta yabancılara yardım etmek, içimizdeki bazı aşağılık kompleksi içindeki kişiler için âdeta şeref sayılmaktadır. Her tarafta da şöyle (yanlış) bir propaganda dolaşır: (Bulduğumuz tarihî eseri hükümet görürse elimizden alır, üstelik de ceza yazar). Yabancı ülkelerden meselâ İtalya'da köylü bir eser ele geçirir veya bulursa hemen hükümete götürmeğe koşar ve bunu bir şeref bilir. Bizde ise bunun hemen tam aksi olduğundan, çok acı bir gerçektir ki, eserlerimiz günden güne şekil değiştirmekte ve kısmen yok olmaktadır. Yabancılar için yurdumuz bir eski eserler soygun mahalli olarak bilinir. Bunların yanında restorasyon adı altında yapılanlar ise yürekler acısı bir durum arzetmekte olup, o derece önemli ikinci bir memleket meselesi ile karşılaşıyoruz. Yabancı müzelerdeki Türk eserleri koleksiyonu yıldan yıla harikulade bir gelişme kaydederek gelişmekte olduğunu gaflet içinde bulunanlara bildirmek gerektir. Kaçırılan eserler eğer pek ünlü ise kat'iyyen sergilenmemekte ve aradan yılların geçmesi beklenmektedir."Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve şimdiki Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, yurt dışına kaçırılan tarihî eserlerimizin geri getirilmesi için başlatılan mücadeleyi sürdürüyor. Mimarlık Şehircilik Turizm dergisi Arkitekt'in 1966'da yayınlanan 323'üncü sayısında, yurt dışına kaçırılan eserler, kaçırıldıklar yer ve bulunduğu müzelerle ilgili geniş envanterin yanı sıra, Troya hazinelerini soyan Heinrich Schliemann'ın karısı Sophia Schliemann'ın çalınan Troya hazineleri ile çekilmiş fotoğrafı da yer alıyor. Troya hazinelerinin büyük bir bölümü 2012 yılında, hukuki yollarla Türkiye'ye geri getirildi. Yine, 2012 yılında, Perge Antik Kenti'nden kaçırıldıktan 31 yıl sonra ABD'den Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bindiği uçakla getirilen "Yorgun Herakles" heykeli Antalya Müzesi yetkililerine teslim edildi. Uşak Arkeoloji Müzesi'nden 2005 yılında çalınan ve Almanya'ya götürülen Karun Hazinesi'ne ait Kanatlı Denizatı broşu ITB Berlin Fuarında, Bakan Çelik'e iade edildi (2013).
ALO 136'YA BİLDİRENE ÖDÜL VAR
Kaçakçılığı önleme konusunda sürdürülen mücadele kapsamında 2009 yılında, "Kaçakçılık İhbar Hattı: Alo 136" kuruldu. Yaptığı ihbarla 100 bin liralık eser yakalatana 20 bin lira ödül veriliyor. Emniyet Genel Müdürlüğü, açık müze olarak tanımladığı Türkiye'deki tarihi eser kaçakçılığına neşter vuracak bir kanun tasarısı hazırladı. 1905 sayılı Kanunun 4. maddesinde düzenlenen ikramiye oranları cazip hale getirilecek. Tasarı ile kaçak kazılar sonucu çıkartılan tarihi eserlerin yurtdışına kaçırılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Yaptığı ihbarla 100 bin liraya kadar eser yakalatanlara miktarın yüzde 20'si, üstünde ise yüzde 15'i ikramiye olarak verilecek. Ödemeler için Yargıtay kararı beklenmeyecek. Öte yandan, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, vatandaşların şüphelendikleri ya da şahit oldukları konuları "Alo 136" hattına bildirebileceklerini kaydetti.
Sefa KOYUNCU-İSTANBUL
##tgvideo##
Bizi Takip Edin
YORUMLAR
