MURAT ÖZTEKİN

Mimar Sinan’ın eserlerini zaman zaman yaşanan restorasyon facialarıyla hatırlasak da çoğu zaman fark etmeden yanından geçiyoruz. Üsküdar’da Mihrimah Sultan Camii önünden vapura biniyoruz, karşıdaki Beşiktaş meydanında bir Mimar Sinan eseri olan Sinan Paşa Camii karşılıyor bizi, Fatih’e adım atmayalım her taraf onun eseri. Hasılı Mimar Sinan’ın ruhaniyetiyle kaplı bütün İstanbul… Tabii bir de günümüze ulaşamayan, ulaşsa da kendinden çok şey kaybeden yapıları var ‘Büyük Mimar’ın... İşte bu eserleri, sanatçı Reza Hemmatirad bir sergiyle hatırlatıyor bize! Verni Art Salon’da sanatseverlerle buluşan “Sinan’ın İstanbul’u” isimli sergi, 34 eserle sanatseverleri tarihte yolculuğa çıkarıyor. Biz de Hemmatirad ile konuştuk...

HERKES “MİMAR” ZANNEDİYOR
Mimar Sinan’ın eserlerine odaklandığı resimlerini bir sipariş üzerine yaptığını söyleyen Hemmatirad “Mimar Sinan kendisine hayran olduğum birkaç sanatçıdan biri. Multidisipliner, çok yönlü bir usta; hem modern bir mühendis gibi fizikten anlıyor hem de bir ressam gibi ışık-gölge bilgisine sahip. Aynı zamanda kendisi eskiyi tekrar eden bir operatör değil, yeni şeyler ortaya çıkaran bir kâşif... Bütün bunlara rağmen Mimar Sinan dünyada saygı görmekle birlikte doğru tanınan bir isim olmadı. Hassaten onun ne kadar multidisipliner biri olduğunu çok kimse bilmiyor. Herkes onu sadece mimar zannediyor” diyor.

ASIRLAR EVVELİNDEN SESLENİYOR
“Eserlerinin selametinden ziyade Mimar Sinan’ın kendisine sahip çıkmamız, onu anlamamız gerektiğine vurgu yapıyorum” diyen Reza Hemmatirad, sözlerini şöyle devam ettiriyor: Mimar Sinan’ın inşa ettiği şeylere baktığımızda, hiç birinin diğerine benzemediğini görüyoruz. O, her eserinde yeni bir şey tecrübe etmiş. Fatih’teki Mihrimah Sultan Camii bir başkadır, Üsküdar’da aynı adı taşıyan mabet daha bir başka… Şimdi bile bir sanatçı devamlı üslup değiştirirse ‘Ya niçin daldan dala konuyorsun’ deniyor. Aslında bu çok yanlıştır. Çünkü sanat tekâmül gerektiriyor. Mimar Sinan bunu bize asırlar evvelinden göstermiş.”
Sinan’ın eserlerini çalışmadan önce ciddi bir tarih okuması yaptığını, akademisyenlerden destek aldığını kaydeden Hemmatirad “Resimlerimde yer alan Mimar Sinan yapılarının ekserisi ya günümüze kadar ulaşmamış ya da yarım yamalak ulaşmış eserler. Bazılarının duvarlarına grafiti çizildi, bazıları pejmürde hâlde kaldı, bir kısmı da restore edildi fakat lokantaya dönüştürüldü bu eserlerin…  Çok şükür son yıllarda Sinan’ın eserlerine sahip çıkılıyor ama aralarında her gün önünden geçmemize rağmen fark etmediklerimiz de var. Bazılarını ben de ilk defa öğrendim. Mesela Ortaköy’deki Hüsrev Kethüda Hamamı’nın Sinan yapısı olduğunu bilmiyordum” ifadelerini kullanıyor.

KADİFE ÜZERİNDE CANLANDILAR
Reza Hemmatirad, Mimar Sinan’ın eserlerinin ihtişamını yansıtmak için resimlerini kadife üzerine yaptığını, serginin de tamamen bir konu üzerine kadifeyle yapılmış ilk sergi olduğunu söylüyor. İran asıllı sanatçı şöyle konuşuyor: Mimaride ışık ve gölge düzgün bir şekilde kullanılmadığı zaman, eserin etkileyiciliği kalmaz. Kadife üzerinde ise ışık oyunları çok tesirli oluyor. Kadifenin boyanmadığı yerler ışığı emiyor, diğer kısımlar da aşırı parlıyor ve eser ekstra bir boyut kazanıyor. Zaten kadife üzerine sanatın mazisi çok önceler dayanıyor. Mesela kadife saray tezyinatında kullanılıyordu. Türk kıyafetlerinde elle resim yaparmış gibi çiçek yer alıyordu.

O BİR SAVAŞÇIYDI
Eserleri arasında Mimar Sinan’ın portresi de yer alan Reza Hemmatirad “O benim için bir savaşçıyı ifade ediyor. Kendisi bir yeniçeriydi ama daha çok cehaletle mücadele etti. Yeniçeri ruhunu hiç kaybetmedi” diyor.  “Sinan’ın İstanbul’u” isimli sergi, 14 Temmuz’a kadar Küçük Ayasofya’daki Verni Art Salon’da görülebilecek.