MURAT ÖZTEKİN

KAFASI KARIŞIK SÜPER KAHRAMAN
Vin Diesel “Hızlı ve Öfkeli” başta olmak üzere “Galaksinin Koruyucuları” ve “Riddick” gibi serilerle zihinlere kazınmış, “aksiyon” denilince ismi ilk akla gelen oyunculardan... Şimdi Diesel kaslı, kel kafalı ve öfkeli karakterlerden sonra bir süper kahramana dönüşüyor…
Malumunuz iki çizgi roman devi; DC Comics ve Marvel, uzun zamandır kahramanlarını beyazperdeye getirerek sıkı bir rekabet yaşıyor. Valiant Comics de nihayet çizgi romanlarındaki karakterlerini büyük ekrana taşımaya başlıyor. Bunun ilk adımı olarak kurşun işlemeyen, anında iyileşen nanoteknolojik bir asker olan Bloodshot karakteri sinemada arzıendam ediyor... Vin Diesel de, “Bloodshot: Durdurulamaz Güç” adlı filmde bu süper kahramanı canlandırıyor. Yönetmenliğini Dave Wilson’ın yaptığı filmin oyuncu kadrosunda Eiza Gonzalez, Sam Heughan, Toby Kebbell ve Guy Pearce gibi isimler de var.

ASKER GİTTİ, ROBOT GELDİ
Filmin dünyanın değişik noktalarında geçen hikâyesine bakarsak; az gelişmiş memleketlere “demokrasi dağıtan” Amerikan askerlerinden biri olan Ray Garrison, vazifesini yapıp eşi olarak sunulan Gina’nın yanına döner! İtalya’nın sahillerinde tatil yapan çift, bir gün beklenmedik şeyler yaşar. Eşi rehin alınan Ray, sahip olmadığı bir bilgi için sorgulanır. Nihayetinde eşi öldürülür, “Yanınıza bırakmam” deyince kendisi de katledilir. Ancak başında Dr. Emil Harting’in olduğu RST isimli şirket, süper bedenler üretmek için çalışmaktadır. Güya Ray de bu çalışmalarda hayata döndürülerek “Bloodshot” adlı bir süper kahramana dönüştürülmüştür! Artık damarlarında kan yerine nano teknolojik cihazlar dolaşan, vücudu süratle iyileşebilen ve vurduğunu düşüren biridir... Ancak Bloodshot, mazisini net olarak hatırlayamamaktadır. Daha doğrusu RST onun zanlarıyla oynayarak güdümlemektedir. Bu yüzden süper kahramanın asıl mücadelesi de kendisiyle olur...

VALIANT KALICI OLACAK MI?
∂ Yönetmen Dave Wilson, “Bloodshot: Durdurulamaz Güç” filminde, kötü adamlarla çarpışıp dünyayı kurtarmaya çalışan bir karakter ortaya koymuyor. Aksine kötü adamların kullanmaya çalıştığı, zihni ve mazisi karışık bir karakter tasvir ediyor. Ancak eserde son yirmi senede çekilen benzeri filmlerdeki klişeler harmanlanarak “eğlencelik” olarak sunuluyor. Her ne kadar senaryonun zayıf noktaları olsa da ortaya “aksiyonseverlerin” rağbet edeceği bir eser çıkıyor.
Türü itibarıyla derinlik beklemediğimiz eserin alt metinlerinde insanlığın teknolojiyle maruz bırakıldığı manipülasyonlara dikkat çekiliyor. Zihinlerin nasıl maniple edilerek kişiler için sahte düşmanlar ve korkular dizayn edilebileceği gösteriliyor.
Hasılı; bu ilk filmde mazisi hakkında şüphelere düştüğümüz “Bloodshot” karakterinin ileride neye dönüşeceğini kestiremiyoruz; DC ve Marvel’dan sonra beyazperdeye giriş yapan Valiant Comics’in ne kadar kalıcı olacağını da...

YAKUZA KARANLIĞI
Takaşi Miike Japon sinemasının en çılgın yönetmeni desek abartmış olmayız... Rahatsız edici unsurları karanlık bir mizahla harmanlaya geldiği filmleriyle meşhur olan Japon yönetmen, doksanıncı filmi “Hatsukoi”da (İlk Aşk) eski günlerine dönerek tekrar Japonya’daki suç gruplarını merkezine alan yakuza türünde bir iş çıkarıyor. Cannes Film Festivali’nde sunulan film, bir mafya mücadelesinin ortasında tanışan talihsiz bir boksör ile bataklığa düşürülen bir kadının hikâyesini merkezine alıyor. Becky, Sakurako Konishi ve Masataka Kubota gibi isimlerin rol aldığı filmdeki hikâye tek bir geceye sığdırılıyor. Berbat  bir maziye sahip olan ve halüsinasyonlarla boğuşan Monica, kötü yola düşürülmüştür. Üstelik uyuşturucu dolu bir çantayı onun çaldığı düşünülmektedir. Genç kadın bir kaçış esnasında kendisine beyin tümörü teşhisi konulan genç boksörle karşılaşır. Öleceğini düşünen genç, yeni tanıdığı bu kadın için mafyaya karşı hayatını ortaya koyar... Konusu gibi karanlık mekânlarda geçen film, Takaşi Miike’nin en iyi eseri olmasa da ustalık becerilerini sonuna kadar sergilediği bir eser. Buna rağmen uçan kafalar, paramparça olan bedenler gibi seyirciyi rahatsız edecek çok fazla unsurun olduğu film; mafya ile Japon emniyet güçlerinin bağlantılarına nihilist bir şekilde bakıyor, kara mizahıyla da zaman zaman hayran bırakıyor. Yine de “Hatsukoi”da (İlk Aşk) geniş kitlelerin sevmeyeceği tarzda bir film olarak duruyor...

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
¥ “Mürit”
¥ “Araf 4: Meryem”
¥ “Gölgelerin Aşkı”

EN ÇOK SEYREDİLENLER
¥ “Bayi Toplantısı” 126 bin 319
¥ “Eltilerin Savaşı” 119 bin 792
¥ “Zengo” 87 bin 535
¥ “Kaptan Pengu ve Arkadaşları” 67 bin 884
¥ “Nuh Tepesi” 24 bin 379