MURAT ÖZTEKİN

Distopik romanların dünyaca meşhur İngiliz yazarı George Orwell’in eserleri, sanat dünyasına yön çizmeye devam ediyor... Orwell’in ölümünden yetmiş yıl geçmesi sebebiyle telif hakları kalkan kitapları, bu sene Türkiye’de birçok yayınevi tarafından hızla neşredilmeye başladı. Onların başında da her şeyin gözetlendiği totaliter bir ülkede geçen “1984” ile bir sosyalizm eleştirisi olan “Hayvan Çiftliği” geliyor. Peki, edebiyat dünyasına damga vuran Orwell’in romanları şimdiye kadar sinemada nasıl yer buldu ve yeni dönem neler getirecek?
Orwell’in hâlâ “çok satanlar” listelerinden düşmeyen eserlerinin sinemadaki yansımaları, yazarın edebiyattaki şöhretiyle mukayese edilmeyecek seviyedeydi. İngiliz edebiyatçının meydana getirdiği distopik dünyalar, belki çok sayıda filme dolaylı olarak ilham kaynağı oldu ama doğrudan yapılan birkaç adaptasyon beklenildiği kadar yankı uyandırmadı. Zira Orwell’in zengin metinlerini sinemayla görselleştirebilmek her yönetmenin harcı değildi.

İLK ÖNCE “HAYVAN ÇİFTLİĞİ”
George Orwell’in sinemaya yansıyan ilk metni “Hayvan Çiftliği”ydi. Joy Batchelor ve John Halas ikilisinin 1954’te çektiği “Animal Farm” adlı animasyon eser, bir çiftlikte eşitlik vurgusuyla devrim yapan hayvanların, “daha eşit” domuzlar tarafından sömürülmesinin meşhur hikâyesini, hem çocuklara hem büyüklere yönelik olarak işliyordu. Filmin birçok kısmı gibi sonu da Orwell’in metinlerine uymuyordu. 

SOĞUK SAVAŞ’IN ESERİ
Yazarın 1949’da neşredilen meşhur romanı “1984”ün TV adaptasyonları çekilse de beyazperdeye gelişi 1956 yılında oldu. ABD’lilerin finanse edip İngiliz yönetmen Michael Anderson’ın çektiği “1984” isimli siyah beyaz filmde; Edmond O’Brien, Jan Sterling, Michael Redgrave ve Donald Pleasence gibi oyuncular rol aldı. Baskıcı bir düzeni resmeden çarpıcı romanın özüne sadık kalınsa da, bir dizi ilaveler yapıldı. Soğuk Savaş yıllarında çekilen eserin Batı’nın tezleriyle örtüşmesi, didaktik üsluba da yol açtı. Filmin psikolojik karakter tasvirleri ise zayıftı. Hâliyle ilk “1984” filmi büyük popülarite kazanmadı.

1984’TE “1984”
Takvimler 1984’ü gösterdiğinde, biraz da bu senenin nimetlerinden faydalanmak isteyen yapımcılar, Orwell’in romanını tekrar beyazperdeye getirdiler. Yönetmen koltuğunda Michael Radford’un oturduğu “1984” adlı eserde, totaliter rejim maziye dönük olarak tasvir ediliyordu. Romanın ruhuna daha sadık kalınan filmde Winston karakteri derinlikli, sinematografi ise harikuladeydi. Ancak eser, yine de “klasik” olamadı.
Yönetmenliğini John Stephenson’ın üstlendiği 1999 yapımı TV filmi “Hayvan Çiftliği” ise hem teknik yönden hem de bakış açısıyla Orwell’in klasik eserini, temsil etmekten oldukça uzak kaldı.

İLHAM ALANLAR DAHA ÇOK
Sinemada doğrudan Orwell adaptasyonu olmasa da yazarın kitaplarından fazlaca ilham alınarak  çekilmiş filmler de var. İngiliz yönetmen Terry Gilliam’ın 1985 yılında vizyona giren filmi “Brezilya” “1984”le irtibatlı olanlardan... Jonathan Pryce, Robert De Niro ve Kim Greist’i buluşturan filmde Winston karakterinin yerine Sam konuyor ve rüyalarda geçen, fantastik ve mizahi tarafları da olan hikâyeyle sistem eleştirisi yapılıyordu. Her ne kadar doğrudan bir irtibatı olmasa da James McTeigue’nin “V for Vendetta” filmi hem atmosferi hem de daha önce “1984”te rol alan John Hurt’lü oyuncu kadrosuyla Orwell’in dünyasına yakındı.

YENİ 1984 BEKLENİYOR
George Orwell’in metinleri, yakın gelecekte de sinemaya yön verecek gibi görünüyor. Uzun zamandır “1984” romanının yeni adaptasyonu için birlikte çalışan tanınmış yönetmenler Paul Greengrass ve James Graham, romanın çok mükemmel olduğunu söyleyerek henüz işin içinden çıkamadıklarını açıklamışlardı. Daha çekilmeden güçlü yankılar uyandıran film için ne zaman “motor” denileceği henüz muamma!