ZİYNETİ KOCABIYIK

Bugün Ramazan Bayramı’nın son günü… Bayramın birinci gününden bu yana ziyaretlerimizi yapıyoruz. Her gittiğimiz yerde mutlaka bir çikolata, bir şeker, bir tabak tatlı ikram ediliyor. Sabah çıktığımız evimize neredeyse gece yarısı dönüyoruz. Peki bu arada ağzımızın içinde neler oluyor biliyor muyuz? Dişlerin çürüme eğiliminin bayram ve tatil dönemi gibi diş fırçalamaya çok özen göstermediğimiz dönemlerde arttığını hatırlatan Diş Hekimi Kıvanç Cebesoy, iyi baktığımız takdirde dişlerimizin 100 yaşına kadar bizimle kalabileceğini söylüyor. Cebesoy’la bayramda diş bakımını konuştuk…

KARNE ZAYIFLARLA DOLU
Türkiye’nin ağız diş sağlığı karnesi bir türlü düzelmiyor. En son yapılan araştırmalar her 10 kişiden dokuzu ağız problemi yaşadığını gösteriyor. 65 yaş üstü insanların yüzde 50’sinin dişlerinin tümü eksik. 14-17 yaş arasındaki çocuklarda çürük oranı daha yüksek. Batıda insanlar yılda 5 defa diş hekimine giderken biz yılda 0,9 defa gidiyoruz. Yani yılda bir bile değil… Her işimizde olduğu gibi diş hekimine problemler büyüdükten sonra başvuruyoruz.

ŞEKER EN BÜYÜK DÜŞMAN
Çürüklerin dişler arasında biriken karbonhidratları ve şekerleri bakterilerin eritmesi sonucu ortaya çıkan asit salgısı yüzünden oluştuğunu söyleyen Cebesoy “Aslında diş minesi doğadaki en sert kristallerden biri. İyi bir bakımla dişlerimizi ömür boyu koruyabiliriz. Yani 100 yaşına geldiğimizde dişlerimizin tamamı ağzımızda olabilir. Bunun için şeker ve özellikle paketli gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmak gerekir ” diyor.

ÇÜRÜK DE GENETİK
Dişlerin kristal yapısının parmak izi gibi kişiye özel olduğunu söyleyen Kıvanç Cebesoy “Çürük oluşumunda genetik yatkınlığın önemi büyüktür. Anne babanın dişleri erken dönemde çürüdüyse çocukların da dişleri risktedir. Bu yüzden diş hekimi kontrollerini aksatmamak ve ağız sağlığına ekstra özen gösterilmelidir” dedi.

PEYNİR ÇÜRÜMEYİ ENGELLER
Bayram ziyaretleri sırasında dişlerimizi fırçalamaya imkân bulamadık. Yediğimiz tatlılar dişlerimizin arasında birikti. Ağız sağlığı tehlike altında… Kıvanç Cebesoy, bu konuda hemen küçük bir tüyo veriyor. Peynirin dişlerin muhafızı olduğunu belirten Cebesoy “Tatlı veya başka bir yiyecek yedikten sonra su içerek ağzı çalkalamak en kolay metottur. Şekersiz sakızlarla dişlerin arasındaki yiyecek artıkları temizlenebilir. Bu konudaki en etkili yiyecek peynirdir. Yemeğin üzerine ağzınıza atacağınız bir parça peynir, ağız içini alkali hâle getirir ve bakterilerin üreyerek diş minesine zarar vermesini engeller” dedi.

FIRÇALAMAK İÇİN İKİ DAKİKA YETER
Dişleri temizlemenin en kolay yolu fırçalamak. Ancak, yapılan araştırmalar Türkiye’de 2 evden birinde diş fırçası bulunmadığını gösteriyor. Toplumun yüzde 86’sı dişlerini düzenli fırçalamıyor. Diş fırçalama tekniğinin çok önemli olmadığını, fırçanın dişe temas ettiği sürenin önemli olduğunu hatırlatan Kıvanç Cebesoy “Yapılan araştırmalarda maksimum 30-40 saniye diş fırçaladığımızı biliyoruz. Oysa bu sürenin 2 dakikanın altına düşmemesi lazım. 2 dakikanın üzerine de çıkmamalı. Çünkü uzun süre naylonun diş minesine yaptığı sürtünme hareketi, diş minesinin erozyonuna sebep oluyor. Entelektüel düzeyi yüksek, ağız bakımına önem veren kişilerde çok şiddetli fırça erozyonuna bağlı çürüklerle karşılaşabiliyoruz.  Dişleri günde en az 2 defa florlu diş macunu kullanarak yumuşak bir fırça ile dairesel hareketlerle fırçalamak gerekir. Diş macununu bezelye büyüklüğünde sıkmak yeterlidir” diye anlattı.

YAPIŞKAN ŞEKERLER ÇOCUĞA DAHA ZARARLI
Şeker ve çocuk ayrılmaz ikili. Anne babaların çocuklarını şekerli gıdalarla mümkün olduğunca geç tanıştırmalarını tavsiye eden Kıvanç Cebesoy “Dişe en zararlı besin şekerdir. Özellikle çocukların çok sevdiği, yapışkan yumuşak şekerler, çikolata kaplı gofretler…  Bu tür şekerler dişlerden kolay temizlenmiyor. Ağız içindeki bakteriler, diş yüzeyine yapışan bu şekerleri kullanıp asit üretiyor ve bu asitte dişi eritiyor. Gıda alımından sonra 30 dakika içinde hızlı bir şekilde çürüme başlıyor.  Bu yüzden yapışkan, karamelize, macun tarzı şekerleri kesinlikte tavsiye etmiyoruz. İlla ki verilecekse daha çok ağızda eriyen şekerler tercih edilmeli. Çok fazla çürüğü olan çocuk hastalarıma şekeri kesemedikleri zaman dondurmayı öneriyorum. Tatlının da ağıza yapışmaması, akıp gitmesi gerekiyor” dedi.

BİBERONA DİKKAT!
Anne babaların çocukları ile ilgili yaptıkları en büyük hatanın rahat uyuması ya da huzursuzluğunun giderilmesi için biberonun ucuna bal ya da tatlı sürerek vermeleri olduğunu hatırlatan Kıvanç Cebesoy “Bazı aileler de gece yatarken ballı süt verirler. Bu da yanlıştır. Çocuğun süt dişleri 6. aydan itibaren çıkar ve 24. aya kadar 20 tanesi tamamlanır. Bu dişleri korumak gerekir. Bunun için her süt ya da mama verdikten sonra bir tülbentle çocuğun dişleri temizlenmelidir. 24 aylıktan sonra da yumuşak bir diş fırçası ile macunsuz şekilde hafif hafif fırçalanmalıdır. 4-5 yaşından sonra çocuk diş macunu kullanılabilir. Ancak bunu da bezelye büyüklüğünde sürmek gerekir” dedi. Çocukların süt dişlerinin korunmasının çok önemli olduğunu hatırlatan Cebesoy “Bu dönemde dişlerin iki önemli fonksiyonu vardır. Biri yemek yemek diğeri, çene gelişiminin sağlıklı olmasıdır. Ancak küçük yaşlarda yapılan hatalar yüzünden çocukların dişleri kökünden kaybediliyor. Diş kaybı fazla olan bazı çocuklarda, çene gelişiminin sağlıklı olması için 70 yaşındaki yaşlılar gibi hareketli protezler yapmak zorunda kalabiliyoruz” dedi.