Dünya AIDS ile tanıştı! Engellenemeyen hastalık milyonlara yayıldı
AIDS bir diğer adıyla HIV virüsü, ülkeleri aşarak engellenemeyen bir hastalık olarak kendini kabul ettirdi. Öyle ki Dünya Sağlık Örgütü 1 Aralık 1987 yılını "AIDS günü" ilan edecekti.
Takvimler 1987 senesini gösterdiğinde dünya basını önü alınamayan bir hastalığı kabullenmişti: Acquired Immune Deficiency Syndrome – Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu, kısaca AIDS.
Dünya Sağlık Örgütü'nün de kararıyla 1 Aralık 1987 günü "Dünya AIDS Günü" ilk defa duyuruldu.
Peki o yıllarda AIDS'in dünya basınına yansıması nasıldı? Gelin birlikte bakalım...
25 yıl önce "çağın vebası" AIDS: HIV virüsüyle tanışanların sayısı artıyor
AIDS nedeniyle can veren çocuğun babası da pozitif çıkmıştı! İfadesi ortaya çıktı
İLK ORTAYA ÇIKIŞ
AIDS ilk kez 1981 yılında tıbben fark edildi ve literatüre girdi. Bilimsel araştırmalar, hastalığa yol açan olan HIV virüsünün (Human Immunodeficiency Virus) insanlarda muhtemelen 1950’li yıllarda Orta Afrika’da ortaya çıktığını gösteriyordu.
Virüsün kökeni, şempanzelerde bulunan SIV (Simian Immunodeficiency Virus) adlı bir virüsün, avcılık veya kan yoluyla insana geçmesiyle oluşmuştu.
1981’de salgın fark edildikten sonra ülkeler özel bir çalışma grubu kuruldu. 1985’te kan bağışı merkezlerinde HIV testi mecburi hale geldi.
Türkiye'de ilk AIDS vakası 1985’te ortaya çıktı. DSÖ'nün kararıyla 1987’de ilk AIDS eğitimi kampanyaları yayımlandı.
AIDS'LİLER ÖLÜMÜ TERCİH EDİYOR
Artık hastalık öyle bir hale gelmişti ki AIDS hastalarına ötenazi teklifi tartışılıyordu.
2 Aralık 1987 tarihli Türkiye gazetesinde bu durum şöyle aktarılıyor:
Tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa yakalanan kişilerin istırap çekmeden ölümü istemeleri halinde kendilerine hekimler tarafından yardım edilmeli mi, edilmemeli mi?" konusundaki bir kamuoyu yoklamasında yüzde 85 oranında "evet" cevabının çıkması, bu konudaki bir kanunun Meclis'e sevkedildiği Fransa'da sert tartışmalara yol açtı. Ankete katılanların yüzde 27'si Euthanasie'nin ilaç tedavisinin durdurulması yolu ile yapılmasını isterken, %53'ü hekimlerin bu işte "birinci derecede" yardımcı olmalarına taraftar göründüler.
Sözkonusu kanun tasarısını parlamentoya sunan grubun liderlerinden senator Henri Caillavet "Ölüm tabu'sunu ortadan kaldırdık." derken bazı Fransız din adamları ve tanınmış tıp otoriteleri de karara şiddetle karşı çıktılar.
Fransız Tabib Odası Başkanı Dr. Louis Rene, kamuoyu yoklaması ile ilgili olarak "Le Figaro" gazetesine verdiği beyanatta şunları söyledi:
"Odamızın bu konudaki görüşü eskiden beri gayet açıktır: Bir hekimin, hastasının ömrünü kısaltması kesinlikle söz konusu olamaz. Sonra, bu gibi anketlerde verilen cevaptan çok, sorunun kendisi önemlidir. Sonuçları yayınlanan ankete katılanlara Euthanasie'ye taraftar olup olmadıkları değil, çaresiz hastaların ölümüne yardımcı olunup olunulmaması sorulmuştur. İşi bu yönü ile ele aldığınız zaman hastanın istirabını azaltmak ve sıkıntısını gidermek gibi tedbirlerin zaten hekimin görevi olduğunu kabul etmek gerekir. Halk, soruya bu anlayış içinde "evet" cevabı vermiş olmalıdır. Hekimi hastaya sadece ilaç yazan bir insan olarak kabul etmek yanlıştır. O, gerektiği durumlarda hastası ile konuşarak onu bunalımdan ve ölüm korkusundan uzaklaştırmayı da bilmek zorundadır.
"Bana göre anketin en tutarsız yanı, soruların hastalara değil de sağlam insanlara sorulmuş olmasıdır. Bugünün sağlam insanı, yarın hastalandığı zaman düşünce ve duygularının nasıl değişikliğe uğrayacağını nereden bilebilir?"
"KIBRIS'TA AIDS'TEN İLK ÖLÜM"
"Kıbrıs Rum Kesimi’nde AIDS nedeniyle ilk ölüm gerçekleşti. A.A muhabirinin edindiği bilgiye göre, 26 yaşındaki şarkıcı Dina Constantinou, önceki gün durumunun ağırlaşması üzerine kaldırıldığı Larnaka Hastanesi’nde hayatını kaybetti.
Constantinou’nun AIDS taşıdığı, geçen yılın Ekim ayında öğrenilmişti. Genç şarkıcı o tarihten bu yana sık sık hastanede tedavi görüyordu.
Kıbrıs Rum Kesimi’nde, AIDS virüsü taşıyan 23 kişinin bulunduğu bildiriliyor."
HOLLANDA'DA DURUM
Hollanda kanunları, tedavisi mümkün olmayan hastalıklara yakalanan kişilerin hekimler tarafından ilaçla öldürülmesi sistemine "Euthanasie"ye elverişli olduğu için, bu ülkede her yıl 5.000'e yakın AIDS hastasının bu şekilde öldürülmelerini istedikleri, ülkeyi ziyaret eden İngiliz hekimler tarafından açıklandı. Söz konusu doktorlar, "British Medical Journal"e bir mektup göndererek aynı metodun İngiltere'de de kanuni hale getirilmesi teklifinde bulundular.
Hastalığın bilhassa homoseksüeller arasında baş döndürücü bir hızla arttığı ve AIDS'e yakalanmaktan ya da yakalanmış olmaktan endişe eden bu tip erkeklerin oranının 1982'de yüzde 57 iken bu yıl yüzde 82'ye çıktığı belirtiliyor.
Hollanda'daki durumu yakından izleyen İngiliz doktorlar yaptıkları temaslarda, İngiltere'deki hekimlerin yüzde 40'ının da bu uygulamaya taraftar olduklarını tespit ettiklerini açıkladılar. Ayrıca, gerekli kanun değişiklikleri yapıldıktan sonra halkın yüzde 70'inin de kararı normal karşılayacağını anket sonuçlarından anlaşıldığı belirtildi.
9 Ocak 1999 tarihli haberde ise şöyle enteresan bir bilgi naklediliyor:
"AIDS ZENGİNİ SEVİYOR"
ABD'de yayınlanan U.S. News and World Report dergisinde yer alan haberde, AIDS hastalığının zenginleri sevdiği, dünyanın refah seviyesi yüksek ülkelerinde daha fazla görüldüğü bildirildi. Dergi, korkunç hastalığın özellikle Amerika'da giderek etkili olmaya başladığına dikkati çekti.
1993 yılında ABD'de AIDS'li sayısının 90 bine ulaşabileceğini belirten dergi, Avrupa'da bir önceki yıla göre AIDS vakalarındaki artışın yüzde 26'ya ulaşarak 81 bin 849 olarak tespit edildiğini kaydetti. Dünya Sağlık Teşkilatı'nın (WHO) araştırmasına göre de, 2000 yılında AIDS vakalarının yüzde 90'ının Afrika, Asya ve Latin Amerika'da meydana geleceği; dünyada halen 11–13 milyon civarında AIDS hastası bulunduğu ve bu rakama her 18 saniyede bir hastanın eklendiği belirtildi."
