Telefon bağımlılığı omurgayı da büküyor: Teknolojiye boyun eğdik
Uzmanlara göre son yıllarda sadece çocuklarda değil, yetişkinlerde de skolyoz vakalarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor ve bu artışın ardında yanlış duruş alışkanlıkları ile zayıflayan kas yapısı önemli rol oynuyor.
- Skolyoz vakaları, hareketsiz yaşam tarzı ve uzun süreli cep telefonu kullanımının etkisiyle çocuk ve yetişkinlerde belirgin bir artış göstermektedir.
- Her 100 kişiden yaklaşık 3'ünde görülen skolyoz, özellikle 10-15 yaş arası kız çocuklarında daha yaygın olup, yetişkin yaşlarda da dejeneratif olarak ortaya çıkabilmektedir.
- Tek taraflı bel/sırt ağrısı, yürüdükçe artan ağrı ve duruş bozuklukları yetişkin skolyozunun önemli belirtileri arasında yer alabilir.
- Skolyoz, omurganın sadece yana kayması değil, aynı zamanda kendi etrafında dönmesiyle ortaya çıkan üç boyutlu bir bozukluktur ve basit egzersizlerle düzelmez.
- Erken teşhis ve Schroth terapisi gibi cerrahi dışı yöntemlerle 10-50 derece arasındaki eğrilikler tedavi edilebilirken, 50 derece ve üzeri ileri vakalarda cerrahi müdahale gerekebilir.
Son yıllarda sadece çocuklarda değil, yetişkinlerde de skolyoz vakalarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Uzmanlara göre bunun en önemli sebepleri arasında hareketsiz hayat, masabaşı çalışma ve özellikle saatlerce kambur şekilde cep telefonuna bakma alışkanlığı yer alıyor.
YÜZ KİŞİDEN ÜÇÜNÜN DERDİ
Omurganın yana doğru eğilmesiyle ortaya çıkan skolyoz, toplumda sanılandan çok daha yaygın. Her 100 kişiden yaklaşık 3’ünde görülüyor. Özellikle 10–15 yaş arası çocuklarda, büyüme çağında hızla ilerleyebiliyor. Kız çocuklarında ise risk erkeklere göre neredeyse 10 kat fazla. Çoğu kişinin bilmediği bir gerçek ise skolyozun sadece çocukluk hastalığı olmadığı. Erişkin yaşlarda da skolyoz ortaya çıkabiliyor. Buna “erişkin ya da dejeneratif skolyoz” deniyor. Uzun yıllar süren duruş bozukluğu, bel ve sırt kaslarının zayıflaması, disklerin yıpranması, kireçlenme ve kemik erimesi bu tabloya zemin hazırlıyor.
Skolyozun bu kadar yaygınlaşmasının en önemli sebeplerinden birinin hareketsiz hayat tarzı olduğunu söyleyen Central Hospital Yönetim Kurulu Başkanı ve Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Nurullah Ermiş “Günün büyük bölümünü oturarak geçirmek, açık havada hareketin azalması ve kasların yeterince güçlenmemesi, omurganın yükünü taşıyamaz hâle gelmesine neden oluyor. Kaslar zayıfladıkça omurga eğilmeye daha yatkın hale geliyor. Bir diğer büyük tehlike ise aşırı cep telefonu, tablet ve bilgisayar kullanımı. Saatlerce öne eğilerek ekrana bakmak, boynun sürekli aşağıda kalması, omuzların öne düşmesi ve sırtın kamburlaşması zamanla vücudun dengesini bozuyor. Bu duruş şekli; kamburluk, omuz eşitsizliği ve omurgada denge kaybına yol açabiliyor” dedi.
TEK TARAFLI BEL VE SIRT AĞRISINA DİKKAT!
Bu tür skolyoz genellikle 40 yaş sonrası, özellikle 50–60 yaşlardan sonra yavaş yavaş gelişiyor. Hastalar çoğu zaman bunu yaşlılığa bağlayıp önemsemiyor.
Oysa tek taraflı bel ve sırt ağrısı, yürüdükçe artan ağrı, bir yana doğru eğilme, boy kısalması, omuz ve bel seviyesinde kayma ile nefes darlığı gibi belirtiler ciddi bir omurga sorununa işaret edebiliyor.
CEP TELEFONU TEK SEBEP DEĞİL
Uzun süre cep telefonu kullanmanın tek başına skolyoza sebep olmadığını söyleyen Prof. Dr. Ermiş “Ancak omurgada gizli bir eğrilik varsa, bu yanlış duruşlar eğriliğin hızla ilerlemesine sebep olabilir. Yani telefona doğru eğrilmek, hastalığın fitilini ateşleyen bir unsur hâline gelebilir” diye anlattı.
Skolyozun tedavi edilebilir bir hastalık olduğuna işaret eden Prof. Dr. Ermiş erken teşhis ve profesyonel ezgersiz yöntemleri ile ameliyatsız iyileşme sağlanabildiğini ifade etti.
Prof. Dr. Ermiş, kolyozun çoğu zaman yanlış değerlendirildiğini belirterek “Skolyoz yalnızca omurganın yana kayması değildir. Aynı zamanda omurganın kendi etrafında dönmesiyle ortaya çıkan üç boyutlu bir bozukluktur. Bu nedenle ‘dik dur’ demekle ya da basit egzersizlerle düzelmesi mümkün değildir” dedi.
SCHROTH TERAPİSİ: DURUŞUNUZU AYNA KARŞISINDA DÜZELTİN
Son yıllarda dünya genelinde yaygınlaşan Schroth yönteminin, skolyoz tedavisinde cerrahi dışı en önemli yaklaşımlardan biri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ermiş “Bu yöntem özellikle büyüme çağındaki çocuklar ve ergenler için büyük önem taşıyor. Genellikle 10 ile 50 derece arasındaki eğriliklerde, henüz ameliyat sınırına gelmemiş hastalarda etkili sonuçlar alınabiliyor. Klasik fizik tedavilerden farklı olarak, skolyozu sadece kas güçsüzlüğü değil, tüm vücut dengesini bozan üç boyutlu bir sorun olarak ele alıyor. Amaç kasları rastgele güçlendirmek değil, eğriliğin olduğu bölgeyi hedef alarak vücudu yeniden eğitmek. Schroth terapisinde hastalar aynalar karşısında çalışıyor. Kendi vücutlarını tanımayı, yanlış duruşu fark etmeyi ve doğru pozisyonu öğreniyorlar. Özel nefes teknikleriyle göğüs kafesinde çöken alanlar genişletiliyor, omurga uzatılıyor ve vücudun dengesi yeniden kuruluyor. Ancak genellikle 50 derece ve üzerindeki eğrilikler, sert ve esnekliğini yitirmiş eğriliklerde cerrahi müdahale gerekebiliyor” dedi.
