Bu meslekte sadece birkaç usta kaldı: Çırak yetişmiyor, kültür yaşatılmaya çalışılıyor
Manisa Turgutlu'da 45 yıldır ayakkabı ustalığı yapan 59 yaşındaki Suat İlbey, dedelerinden kalan 100 yıllık gürgen kalıpları kullanarak, Türkiye'de sadece 3-4 ustanın yapabildiği geleneksel "körüklü efe çizmesi" kültürünü tek başına yaşatmaya çalışıyor.
- Suat İlbey, Turgutlu'da küçük atölyesinde körüklü efe çizmesi üretimi yapmaktadır.
- Üretimde hakiki anilin dana derisi, sahtiyan ve hakiki kösele kullanılmaktadır.
- Çizme yapımında yaklaşık 100 yıllık, gürgenden yapılma 'gamba' adı verilen kalıplar kullanılmaktadır.
- Körüklü çizmeler, folklor ekipleri, Yörük Türkmen dernekleri, devecilikle uğraşanlar, efeler, halk oyunları oynayan gençler ve ciritçi arkadaşlar tarafından tercih edilmektedir.
- Türkiye genelinde bu işi yapan usta sayısının oldukça azaldığı ve çırak yetişmediği belirtilmiştir.
- Suat İlbey, Kültür Bakanlığı'ndan destek beklediğini ifade etmiştir.
Ege'nin efelik ve Yörük kültürünün en görkemli simgelerinden biri olan "körüklü çizme", Turgutlu'da Suat İlbey'in ellerinde hayat bulmaya devam ediyor. Turgutlu'da küçük atölyesinde mesleğini sürdüren Suat İlbey, ustasından öğrendiği yöntemlerle deriyi kalıplarla şekillendirerek körüklü "efe çizmesi" üretiyor. Sipariş üzerine çalışan İlbey'in yaptığı çizmeler özellikle folklor ekipleri, Yörük Türkmen dernekleri ve devecilikle uğraşan vatandaşlar tarafından tercih ediliyor.
Yaklaşık 15 yıldır körüklü efe çizmesi yaptığını belirten İlbey, Türkiye'de bu işi yapan usta sayısının oldukça azaldığını ifade etti
"BİR KÜLTÜRÜ YAŞATMAYA ÇALIŞIYORUZ"
İlbey, "Yörük kültürünün, Efe kültürünün en önemli nesnelerinden biri olan körüklü çizmeyi, kaybolmaya yüz tutmuş bu mesleği yaparak, üreterek bunu yaşatmaya çalışıyoruz. Kültür Bakanlığımızdan bize sahip çıkmasını, destek vermesini istiyoruz. Kaybolmaya yüz tutmuş körüklü çizme kültürünü bunu yaparak, imal ederek yaşatmaya çalışıyoruz. Körüklü çizmemizin yapımında hakiki anilin dana derisi ve iç kısmında da sahtiyan dediğimiz özel bir deri kullanıyoruz. Altında da hakiki kösele kullanıyoruz. Köselenin altına da yağmurdan, yaştan köseleyi korusun diye pençe dediğimiz bir pençelik koyuyoruz. Bu pençelik aynı zamanda yürüyüş yaparken bizim köselenin de kaymamızı da engelliyor. Deveci kültürümüze, Yörük kültürümüze hizmet etmeye, yaşatmaya çalışıyoruz. Artık eskisi kadar bu işe çırak da yetişmiyor. Çırak da gelmiyor. Eskiden çok çırak olurdu tezgahlarımızın kenarında iki tane, üç tane ama şimdi artık çırak da pek gelmez oldu. Biz bunu yaşatmaya çalışıyoruz. Kendi evlatlarımıza bu işi öğreterek bunun devam etmesini sağlamaya çalışıyoruz" dedi.
"ARTIK ÇIRAK YETİŞMİYOR"
Körüklü çizme yapımında 'gamba' adlı kalıplar kullandıklarını anlatan İlbey, "Gamba dediğimiz gürgenden yapılma kalıplar, yaklaşık 100 yıllık. Tarihi eser de diyebiliriz bunlara. Bunları çizmenin yapım aşamalarında bunlar olmazsa olmazı. Bunlar olmadığı zaman çizme yapamıyoruz. Bunları çizmenin içerisine yerleştiriyoruz ve çizmemizi kırılmaya hazır hale getiriyoruz. Sonraki aşamada çizmemiz boru şeklini alıyor. Ardından da tekrar elde körüklü hale getiriyoruz. Bu düz çizmeyi el işiyle alet kullanarak kırma işlemini yapıyoruz. Çeşitli kırma yöntemleri var. Biz bu baklava şeklini yapıyoruz. Akordeon da deniyor buna. Bu şekilde çizmeyi üretiyoruz. Bu körüklü çizmeyi genelde Yörük kardeşlerimiz kültürlerini yaşatmak için kullanıyor. Onların ayrıca elbiseleri de var giydikleri, külot pantolon dedikleri, yelek, külot, köstekli saat, sekiz köşe şapka. Bu çizmemiz de o kostümün olmazsa olmazı. Bu kültürün, mutlaka olması gerekiyor ve ayrıca, efelerimiz, halk oyunları oynayan gençlerimiz ve ayrıca deveci kardeşlerimiz de bunu kullanıyorlar. Ayrıca doğudaki ağalarımız, ata binen ciritçi arkadaşlar, cirit oynayan arkadaşlar da kullanıyorlar. Yaygın bir alanı var. Ama maalesef şu an üreticisi çok azaldı. Türkiye genelinde 3-4 kişiyiz diyebilirim. Dediğim gibi artık çırak yetişmiyor" ifadelerini kullandı.
