Görünmez tehlike! Ölümlerin yüzde 6,37'sinin sebebi, İstanbul’da risk yüzde 10 arttı
8 ülkede 9 milyon ölümün incelendiği araştırmanın sonucu, görünmez tehlikeyi ortaya çıkardı. Kanser kaynaklı tüm ölümlerin yüzde 6,37'sini maruz kalınan ozon olduğu belirlendi. İstanbul’da ozon kirliliği 2024’e kıyasla yüzde 10 artarken, 2025'te Türkiye'de ise metreküp başına 19,2 mikrograma yükseldi. İşte görünmez riske dair uyarılar…
- Avustralya, Brezilya, Kanada, Şili, Güney Kore, Meksika, Yeni Zelanda ve Tayland'da 9 milyondan fazla kanser bağlantılı ölüm incelenen araştırmada, kısa süreli ozon maruziyetinin kanser kaynaklı tüm ölümlerin yüzde 6,37'sini oluşturduğu belirlendi.
- 2000 yılında 261 bin 270 olan ozon bağlantılı ölümler 2023'te yüzde 80 artışla 469 bin 860'a yükselirken, trafik ve orman yangınlarından kaynaklı emisyonlar ozonla ilişkili kanser ölümlerinin başlıca nedeni olarak saptandı.
- Ozon maruziyetindeki her metreküp başına 10 mikrogramlık artışın, 24 yaygın kanser türündeki ölümlerde yüzde 0,84'lük bir artışla ilişkilendirildiği, bu artışın karaciğer kanserinde yüzde 0,42, tiroid kanserinde ise yüzde 1,43'e ulaştığı belirtildi.
- En yüksek kanser ölüm oranlarının ozon maruziyetiyle ilişkili olarak Brezilya'da yüzde 10,8, Şili'de yüzde 6,3 ve Tayland'da yüzde 6 olduğu görüldü.
- Çin'deki Fudan Üniversitesi'nde yapılan çalışmalar, ozonun etkilerinin 'akciğer-karaciğer ekseni' üzerinden yayıldığını ve ozon maruziyetinin akciğer mikrobiyotasını bozarak sistemik dolaşıma inflamatuar sinyaller gönderip karaciğerde lipid metabolizmasını bozarak ve demir bağımlı hücre ölümü mekanizmalarını tetikleyerek kanser ölümünü artırdığını gösterdi.
- Türkiye'de ozon için yasal sınır değerinin 8 saatlik ortalamada metreküp başına 120 mikrogram olduğu, bunun Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği metreküp başına 100 mikrogramın üzerinde kaldığı bilgisi verildi.
Kanser bağlantılı 9 milyondan fazla ölümün incelendiği uluslararası araştırmanın sonuçları dikkat çekti.
9 BİN ÖLÜM İNCELENDİ
Avustralya, Brezilya, Kanada, Şili, Güney Kore, Meksika, Yeni Zelanda ve Tayland'da kanser bağlantılı 9 milyon 223 bin 332 ölüm incelendi. Sonuçları Journal of Hazardous Materials bilim dergisinde yayımlanan çalışmada, kısa süreli ozon maruziyetinin kanser kaynaklı tüm ölümlerin yüzde 6,37'sini oluşturduğu ortaya çıktı.
Kanser türleri ve ozon maruziyeti arasındaki ilişkinin incelendiği araştırma ozonun ise canlı dokular için tehlikeli bir molekül olduğunu yeniden hatırlattı.
YÜZDE 80 ARTTI
2000 yılında 261 bin 270 olan ozon bağlantılı ölümler 2023'te yüzde 80 artışla 469 bin 860'a çıkarken trafik ve orman yangınlarından kaynaklı emisyonlar, ozonla ilişkili kanser ölümlerinin başlıca nedeni olarak saptandı.
Yıllık ozon konsantrasyonları trafikten kaynaklı metreküp başına 11 mikrogram, arazi yangınlarından metreküp başına 4,8 mikrogram ve endüstriyel faaliyetlerden metreküp başına 2,66 mikrogram olarak ölçüldü.
Türkiye'de havası en kirli üç şehir belli oldu
KANSERLE BAĞLANTILI
Araştırmaya göre ozon maruziyetindeki her metreküp başına 10 mikrogramlık artış 24 yaygın kanser türündeki ölümlerde yüzde 0,84'lük bir artışla ilişkilendiriliyor. Bu artış kanser türlerine göre değişiyor. Ozon maruziyetinde her metreküp başına 10 mikrogramlık artışın, karaciğer kanserinde yüzde 0,42, tiroid kanserinde ise yüzde 1,43 artışa yol açtığı belirlendi.
Kısa süreli ozon maruziyeti, kanser kaynaklı tüm ölümlerin yüzde 6,37'sini oluşturuyor. En büyük oranlar yüzde 10,8 ile Brezilya, yüzde 6,3 ile Şili ve yüzde 6 ile Tayland'da görüldü.
Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Memorial Göztepe Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, “Stratosferdeki ozon tabakası dünyayı koruyucu bir kalkan görevi görürken, solunum seviyesindeki ozon, canlı dokular için son derece reaktif ve tahrip edici bir moleküldür" dedi.
Ozonun sadece solunum sistemi üzerinde değil, tüm vücut üzerinde etkili olduğunu belirten Özdoğan, Troposferik ozonun doğrudan bir emisyon kaynağından çıkmadığını belirtti.
"TAHRİP EDİCİ BİR MOLEKÜL"
Özdoğan, "Bunun yerine azot oksitlerin ve uçucu organik bileşiklerin, güneş ışığı varlığında girdiği fotokimyasal reaksiyonlar sonucunda oluşan ikincil bir kirleticidir. Stratosferdeki ozon tabakası dünyayı koruyucu bir kalkan görevi görürken, solunum seviyesindeki ozon, canlı dokular için son derece reaktif ve tahrip edici bir moleküldür." dedi.
Özdoğan, kronik veya tekrarlayan kısa süreli ozon maruziyetinin, hücrelerin antioksidan savunma mekanizmalarını baskılayarak kalıcı bir oksidatif stres durumu oluşturduğunu ifade etti.
Özdoğan, bu durumun DNA hasarına, telomer kısalmasına ve genetik değişimlere yol açtığını söyledi.
“OZON MARUZİYETİ, SİNYALLER GÖNDERİR”
Özdağan şunları anlattı:
Çin'deki Fudan Üniversitesinde yapılan çalışmalar, ozonun etkilerinin 'akciğer-karaciğer ekseni' üzerinden yayıldığını göstermiştir. Ozon maruziyeti, akciğer mikrobiyotasını bozarak sistemik dolaşıma inflamatuar sinyaller gönderir ve bu sinyaller karaciğerde lipid metabolizmasını bozar ve demir bağımlı hücre ölümü mekanizmalarını tetikler. Bu bulgu, ozonun neden solunum sisteminden uzak organlarda kanser ölümünü artırdığını açıklayan temel bir biyolojik köprüdür.
TÜRKİYE'DEKİ RİSK
Özdoğan, Türkiye'de 2024'te metreküp başına 15,3 mikrogram olan PM2,5 ortalamasının 2025'te metreküp başına 19,2 mikrograma yükseldiğini hatırlattı.
İSTANBUL’DA YÜZDE 10 ARTIŞ
Özdoğan, ozon kirliliğinde ise İstanbul gibi metropollerde 2024'te bir önceki yıla kıyasla yüzde 10 artış yaşandığını belirtti.
Özdoğan, Türkiye'de ozon için yasal sınır değerinin 8 saatlik ortalamada metreküp başına 120 mikrogram olduğunu, bunun Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği metreküp başına 100 mikrogramın üzerinde kaldığını anlattı.
