Kan grubuna göre beslen sağlıklı kal
'Can Boğazdan Çıkar' adlı kitabın yazarı Mehmet Ali Bulut: "İnsan yapısı bazı gıdaları yemeye müsait değil. Mesela, A grubu olanların kırmızı et tüketmelerini tavsiye etmem. B grubundakilere ciğer faydalıdır. 0 grubu elma yesin, portakaldan uzak dursun" dedi.
Özel RöportajMurat ARVASmurat.arvas@tg.com.tr "Önce kan gruplarının farklılığı ve onlara göre gıdaları tasnif ederek almanın önemini kavradım. Beslenmemi ona göre düzenledim. Şu anda hayatım çok daha rahat ve sağlıklı geçiyor.""İnsan vücudu motor gibi düşünülmeli. Dizel motora benzin koyamadığımız gibi benzinle çalışan araca da mazot koyamayız. Bunun gibi insan yapısı da bazı gıdaları yemeye müsait değildir" Gazeteci yazar Mehmet Ali Bulut ile uzun araştırmalar sonucu beslenme üzerine bir süre önce kaleme aldığı 'Can Boğazdan Çıkar' isimli kitabının hikâyesini ve sağlıklı beslenmenin püf noktalarını konuştuk.- Gazeteci olarak neden böyle bir kitap yazmayı düşündünüz. Sizi bu kitabı yazmaya iten sebep neydi? - Yıllar önce bir sindirim problemi yaşadım. Bunun sonucunda ameliyat olmam gerekti ama neticesinde tam bir iyileşme sağlanamadı. Bu sebeple araştırmalara başladım. Önce Peygamber efendimizin neler yiyip içtiğini ve nasıl beslendiğini araştırdım. O benim için önemli bir ışık oldu. Daha sonra araştırmalarımı geliştirdim. Kan guruplarının farklılığı ve onlara göre gıdaları tasnif ederek almanın önemini kavradım ve ona göre davranışlarımı düzenledim. Şu anda hayatım çok daha rahat geçiyor.- Kan gruplarının farklı oluşu yemek içmeyi ne derece etkiliyor. Hangi guruplar neler yiyip içmeli? - İnsanoğlunun belli bir ömrü var, her şeyin saati ve vakti ezelde takdir edilmiştir. Bize verilen ömrü yaptığımız hatalar sonucu sıkıntı ile geçirmek veya sünnete uygun davranarak rahat bir şekilde yaşamak kendi elimizdedir. Basit bir şekilde izah edecek olursak insan vücudu, motor gibi düşünülmeli. Dizel motora benzin koymadığımız gibi benzinle çalışan araca da mazot koymayız, koyarsak neler olacağını hepimiz az çok biliriz. İnsan yapısı, bazı gıdaları yemeye müsait değildir. Günümüzde bize gıda diye sunulan birçok ürün ve içecek mutasyona sebebiyet veriyor. İnsanlık, ilerde daha korkutucu boyutlara ulaşacak bir tehlikenin içinde...Biz sürekli bir şeyler yiyerek vücudumuzun başka alanlar için harcaması gereken enejisini, sindirim hizmetine yönlendirmiş oluruz. Böylece iç salgı bezlerimiz dur durak bilmeden yeni enzimler salgılar. Tasavvuf, nefsin hallerinin Allah'ın rızasına uygun olarak düzenlenmesidir ki, onun da ilk basamağı riyazet ve az yemektir. Riyazet, ciddi bir yeme içme disiplinidir. Bugün maalesef insanlar, özellikle de kadınlar ve çocuklar günün neredeyse tamamını bir şeyler yiyerek geçiriyor. Yürürken, otururken, konuşurken, film izlerken, her yerde bir şeyler atıştırıp bedenlerini birer çöp öğütme kutusuna dönüştürüyorlar. İnsanın bir sonraki öğünü yeme zamanı, gerçek anlamda yediğimiz gıdaların hücrelerde kullanılması süreci olan üçüncü hazımdan sonra olmalıdır. Oysa çoğumuz daha birinci hazmı bitirmeden yeniden yemek yiyoruz. Yeme içme konusu bu denli mühim olmasa Kur'an-ı kerim bir suresini "Maide" bir suresini de "En'am" olarak adlandırır mıydı. Bize Allah'ın lütfedip ihsan ettiği bu vücutlar birer çöp öğütme kutusu değil, onların kıymetini iş işten geçmeden bilmemiz gerekir. Davud aleyhisselam, "Bir gün gelir insanın yedikleri kendisine tuzak olur" buyurmuş. Bizler için en doğal en güzel içecek sudur, ondan sonra da doğal olarak sıkılmış sebze ve meyve sularıdır. Eskiler buğday ve arpa ununu; su, yağ ve bal ile karıştırıp ekmek yaparlardı, sofralarında bol çeşit bulunmazdı böylece sıhhatli yaşarlardı. Bu asırda ülkemiz insanının ömrü 65-70 yıl civarında. Bu süre Japonya da 100'e dayandı. Fakat bu demek değildir ki insan kurallara uygun yaşasa ölmeyecek. Her varlığın bir de fıtri son kullanım süresi vardır. Benim burada bahsettiğim tedbirler vakti tayin edilmiş şu bedenin, bu süre içerisinde düzgün, işlevini kaybetmeden, sağlıklı biçimde kullanımını öngörür, ölümsüzlüğü değil.
Bizi Takip Edin
YORUMLAR
