Milli servet dört duvar arasında eriyor! Ekonominin görünmez prangası — Ev Genci / Bölüm 2
Türkiye, %31,1’lik ev genci (NEET) oranıyla OECD zirvesine yerleşirken, yaklaşık 5 milyon gencin üretimden kopuşu milli ekonomiyi de temelinden baltalıyor. Araştırmalar, bu atıl nüfusun üretim dışı kalma maliyetinin bazı ülkelerde GSYH’nin %2’sine ulaştığını gösteriyor. Türkiye Gazetesi Yazarı İsa Karakaş da tehlikenin boyutunu farklı bir şekilde ele aldı: "Geleceğini bugünden inşa etmeyen, yarının enkazı altında kalır. Henüz vakit varken primlerinize sahip çıkın, 2036 trenini kaçırmayın."
İHSAN GÜNAY ÇAĞRICI — Türkiye, ne eğitimde ne de istihdamda olan (NEET), kamuoyunda bilinen adıyla "ev gençleri" sorunuyla tarihinin en büyük insan kaynağı krizlerinden birini yaşıyor. 15-29 yaş grubunda yaklaşık 5 milyon gencin sosyal ve ekonomik hayattan kopması, Türkiye’yi %31,1’lik oranla OECD ülkeleri arasında birinci sıraya taşıdı. Bu tablo, bireysel dramın çok daha ötesinde aynı zamanda milli ekonominin temeline dinamit koyan devasa bir "atıl" oluşturuyor.
5 milyon genç "arafta": OECD şampiyonluğu ve ev genci gerçeği — Ev Genci / Bölüm 1
600 MİLYAR LİRALIK KAYIP
Uzmanların "kayıp kuşak" olarak adlandırdığı bu kitlenin Türkiye ekonomisine faturası her geçen gün ağırlaşıyor. Türkiye Gazetesi Yazarı Ömer Faruk Bingöl’ün analizine göre, sadece 1 milyon gencin bile doğru bir planlamayla istihdama katılması, ekonomiye yıllık 600 milyar liralık (GSYH'nin yaklaşık %1'i) dev bir ek katkı sağlama potansiyeline sahip.
Buna karşın, Türkiye %52,6’lık iş gücüne katılım oranıyla OECD sonuncusu olarak bu potansiyeli kullanamıyor. Üstelik bu durumun bireysel maliyeti kalıcı hasar bırakıyor; evde geçirilen her bir yıl, gencin gelecekteki maaşında %10’luk bir "ücret cezasına" yol açıyor ve bu kayıp işe girdikten 10 yıl sonra bile telafi edilemiyor.
| Gösterge | Türkiye | OECD Ortalaması |
|---|---|---|
| NEET Oranı | %31,1 | %13,8 |
| İş Gücüne Katılım | %52,6 | %68,5 |
| Ekonomik Kayıp | ~1% GSYH (1M kişi için) | - |
"Listenin ilk 3 sırasındaki ülkelere baktığımızda, iş gücüne katılım oranı Hollanda’da %82,3, Japonya’da %80,3 ve İsviçre’de %79,7 gibi oldukça yüksek seviyelerde bulunuyor. OECD ortalaması ise %68,5’te seyrediyor." ifadelerinin yer aldığı Bingöl'ün analizinde, "Bir ülkede “iş gücüne dahil olamayanlar” ne kadar fazla ise “iş gücüne katılım oranı” da o kadar düşük oluyor. Rakamlar, Türkiye’de önemli bir nüfusun çeşitli sebeplerle çalışma hayatından uzak kaldığını gösteriyor. Ancak bu verinin ölçülmesinde “öğrencilik” gibi makul sebepler de dahil…
Öte yandan bugün ne istihdamda ne de eğitimde olan 5 milyona yakın genç nüfus içinde de “iş gücüne dahil olmayanların” sayısı oldukça fazla." bölümü dikkat çekiyor.
"İş gücü, bir ülkenin en önemli ekonomik potansiyellerinden biridir. Bir ülkenin insan kaynağını, ne kadar verimli kullandığını gösterir. İş gücüne katılım oranının yüksek olması; üretimin, tüketimin, vergi gelirlerinin ve nihayetinde ekonomik büyüme potansiyelinin artmasını beraberinde getirir." diyen Ömer Faruk Bingöl, TurkiyeGazetesi.com.tr için ele aldığı analizine şu sözlerle devam ediyor:
"Bugün 1 yılda 1 milyon genci bile ortalama 50 bin TL gibi brüt maaşla işe yerleştirdiğimiz bir senaryoda; sadece kazançlar itibarıyla yılda 600 milyar liralık bir ekonomi oluşturmuş olacağız. Bu rakam, 2025’te 63 trilyon lira olan Türkiye’nin GSYH’sinin neredeyse %1’ine denk geliyor. Bu açıdan bakıldığında genç işsiz nüfusta dev bir ekonomik potansiyel atıl bekliyor."
EMEKLİLİKTE "EV GENCİ"Nİ BEKLEYEN TEHLİKE: 65 YAŞ VE YOKSULLUK KRİZİ
Gençlerin üretimden kopuk geçirdiği her yıl, sadece bugünün değil, 40 yıl sonrasının "emekli yoksulluğunu" da inşa ediyor. Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Türkiye Gazetesi Yazarı ve Sosyal Güvenlik Başmüfettişi İsa Karakaş, 'ev gençleri'ni bekleyen asıl tehlikeye de dikkat çekti:
Karakaş, özellikle 1 Ekim 2008 sonrası sisteme giren "yeni nesil sigortalılar" için tablonun oldukça çetin olduğunu belirterek şu uyarıları yapıyor:
"Emeklilik sistemimiz sessiz sedasız büyük bir dönüşüm geçirdi. Bu değişimin en keskin virajı, takvimler 1 Ekim 2008’i gösterdiğinde dönüldü. Bu tarihten sonra sisteme dahil olan "yeni nesil genç sigortalıları" artık eski bayramlar beklemiyor. Mevcut sistem, sadece bir mevzuat değişikliği değil; gençlerin emekliliğini dolayısıyla istikbalini de şimdiden belirliyor."
65 YAŞ EMEKLİLİKLE TANIŞMA VAKTİ GELDİ!
Karakaş, primini bu tarihe kadar dolduramayan gençlerin emeklilik yaşının bir satranç tahtası gibi her geçen yıl ötelendiğine dikkat çekiyor:
"Yeni düzenleme ile birlikte herkes için nihai durak: 65 yaş." diyen Karakaş, "Eskinin "erken emeklilik" hayalleri, yerini uzun yıllar sürecek bir mesaiye bıraktı. Üstelik mesele sadece yaş değil. En can yakıcı nokta, aylık bağlama oranlarının (ABO) düşürülmüş olmasıdır. Yani yarının emeklisi, bugünün emeklisinden çok daha fazla ter dökecek, ancak sofrasına daha küçük bir ekmekle dönecektir."
ÇİFT MAAŞ HAYAL OLDU: SGDP ÇIKMAZI
İsa Karakaş, TurkiyeGazetesi.com.tr için yazdığı analizine şu sözlerle devam etti:
"Eskiden emekli olanlar, Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) ödeyerek hem maaşını alır hem de çalışmaya devam ederdi. Artık bu yol kapalı. Yeni sistemde emekli olup çalışmaya devam etmek, maaştan feragat etmek manasına geliyor. Gençler, "geçim" ile "sigortasızlık" arasında amansız bir tercihe zorlanacak!"
KRİTİK EŞİK: 31 ARALIK 2035
İsa Karakaş’a göre gençlerin "elini çabuk tutması" gereken kritik eşik ise 31 Aralık 2035. Karakaş, primini bu tarihe kadar dolduramayan gençlerin emeklilik yaşının bir satranç tahtası gibi her geçen yıl ötelendiğine dikkat çekiyor:
"Eğer 01 Ekim 2008 sonrası işe girdiyseniz, hayatınızın en önemli tarihi 2036’dır. Bu bir mühlet, bir istikamet tayinidir. Emeklilik yaşınız, priminizi hangi tarihte tamamladığınıza göre bir satranç tahtası gibi değişiyor.
| Kategori | Hedef Gün Sayısı | Karşılık Gelen Yıl |
|---|---|---|
| İşçiler | 7200 gün | 20 yıl |
| Memur ve Bağ-Kur'lu | 9000 gün | 25 yıl |
Bu primleri 2035 sonuna kadar dolduranlar; kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaşında tekaüt olabilecek. Ancak takvim yaprakları 2036’ya sarktığı an, yaş haddi de birer ikişer tırmanmaya başlıyor."
Karakaş'ın uyarılarından dikkat çeken son bölüm ise şöyle:
YAŞINIZI TAKVİM BELİRLİYOR
Geciktiğiniz her iki yıl, emekliliğinizi bir yıl öteliyor. Bakınız, tablo ne kadar vahim:
| Dönem | Kadın Yaşı | Erkek Yaşı |
|---|---|---|
| 2036-2037 | 59 | 61 |
| 2038-2039 | 60 | 62 |
| 2040-2041 | 61 | 63 |
| 2040-2041 | 61 | 63 |
| 2044-2045 | 63 | 65 |
| 2048 ve sonrası | 65 | 65 |
2048 yılına gelindiğinde artık herkesi 65 yaş akıbetine mahkum oluyor. Vakit gerçekten nakittir; primini erken dolduran, ömründen tasarruf eder.
BAŞMÜFETTİŞTEN SON İHTAR: ADALET SİGORTA TARİHİNE BAKMAZ!
Alın teri kutsaldır. Bir insanın emeği, sigorta girişinin 2008 öncesi veya sonrası olmasına göre tartılmamalıdır. Adalet-i tamme (tam adalet), her çalışana eşit imkan tanımayı gerektirir. Gençlerimizin emeklilikte SGDP’li olarak çalışmalarının önüne konan engel şimdiden kaldırılmalı. Aylık bağlama oranlarını da uzun çalışmayı teşvik edecek ve gençleri sistemde tutmaya teşvik edecek şekilde yeniden düzenlenmeli.
HASILI KELAM: Emeklilik hayali sadece para biriktirmek değildir; o, zamanı tedbirle yönetme sanatıdır. Planlamasını bugünden yapmayan, yarın büyük bir hüsran yaşar. Erken davranan yol alır, geç kalan 65 yaşına kadar yorulur.
Sigorta girişi bir kader olmamalı, emeklilik ise bir lütuf değildir. Ancak mevcut şartlar altında; "Geleceğini bugünden inşa etmeyen, yarının enkazı altında kalır." Henüz vakit varken primlerinize sahip çıkın, 2036 trenini kaçırmayın!"
KALICI ZARAR: YÜZDE 10 MAAŞ CEZASI!
Öte yandan, evde geçirilen sürenin bireysel ekonomik maliyeti ise "ücret cezası" olarak gençlerin karşısına çıkıyor. Analizlere göre, bir gencin evde geçirdiği her bir yıl, gelecekteki maaşında ortalama %10'luk bir azalmaya sebebiyet veriyor. Üstelik bu ekonomik hasar geçici de değil! Ev genci statüsünden çıkıp işe giren bir birey, 10 yıl sonra bile hiç ara vermeden çalışan akranlarına kıyasla yaklaşık %10 daha düşük ücret almaya devam ediyor. Uzun süreli işsizlik ayrıca gençlerin emeklilik sistemindeki gelecekteki haklarını da riske atıyor.
DEMOGRAFİK FIRSAT PENCERESİ KAPANMAK ÜZERE
Türkiye, 18-24 yaş aralığındaki %31,1’lik NEET oranıyla OECD ortalamasını ikiye katlarken uzmanlar, bu durumun Türkiye'nin halihazırda kapanmakta olan "demografik fırsat penceresinin" kaçırılmasına yol açacağı konusunda kritik uyarılarda bulunuyor. Gençlerin potansiyelinin değerlendirilememesi, uzun vadede ekonomik büyüme hızını yavaşlatırken, yaşlanan nüfusa karşı ülkenin direncini de zayıflatıyor.
Yarın: Gençler ne istiyor, insan kaynakları ne söylüyor?
