Tekfurun ihaneti! Seyyid Bilal ve askerleri yorgunlukla dinlenmeye çekilirler ama
Tekfur askerleriyle birlikte gece yarısı Müslümanlara baskın verir. Seyyid Bilâl hazretlerini şehid ederler. Fakat akıllara durgunluk verecek bir hadise yaşanır ki aylarca etkisinden kurtulamaz.
ÖMER ÇETİN ENGİN - Seyyid Bilâl hazretleri ve askerleri, neye uğradıklarını bile anlayamazlar. Onlar, vergisini ödedikleri bir yerde kendilerini güvenlikte sanırlar. Tekfurun kalleşlik yapacağını tahmin etmezler.
Çıkan çatışmada birçok mücahid, pür silâh ve zırhlı kâfirlere karşı kahramanca karşı koyar ise de, sonunda bir bir düşüp şehid olur. Saatlerce çarpışan Seyyid Bilâl hazretleri ise pek çok düşmanı öldürdükten sonra tekfur tarafından şehîd edilir. Tekfur bir kılıç darbesiyle mübareğin başını gövdesinden ayırma bedbahtlığı gösterir ne yazık ki. Fakat o anda Seyyid Bilâl hazretleri mübarek başlarını alıp koltuğunun altına kıstırır ve bu hâliyle tekfura yönelir. Tekfur, gördüklerine bir süre inanamaz. Sonra da müthiş bir korku içerisinde kaçmaya başlar.
Seyyid Bilâl hazretleri birkaç adım daha yürüyüp yere düşer. Ruhu, büyük dedesi Resûl-i ekreme kavuşmuştur artık.
Tekfur, daha sonra çatışmayı durdurur. Karşısındakinin alelade birisi olmadığını, bilakis ermiş veya ulu bir kişi olabileceğini anlamakta gecikmez. Askerlerine dönüp bağırır: Her şey bitti artık. Yaralıların yaraları derhâl sarılsın. Müslüman ölüler, dinlerinin gerektiği gibi gömülsün!
VİCDAN AZABI ÖYLE BÜYÜKTÜR Kİ
Aradan günler, haftalar ve aylar geçmesine rağmen tekfur, günlerce bu olayın tesirinde kalıp, azapla kıvranır durur... Yatar; Seyyid Bilâl hazretlerinin, kesik başıyla yürümesi gözlerinin önüne gelir ve bir türlü uyuyamaz... Hadi uyudu diyelim, rüyalarında hep aynı hadise ile karşılaşır dehşetle kendini yataktan dışarı atar... Gündüzleri hayalinde, geceleri düşünde hep o vardır.
Bu duruma daha fazla dayanamaz ve bir gün sarayında din adamlarıyla bir toplantı yaparak hadisenin yorumunu ister. Cevabında kendisine; “Allah’ın çok sevdiği bir kulunu öldürdüğü, onun keramet ehli bir kişi olduğu, kendisini affettirmesi gerektiği” söylenince de, Seyyid Bilâl hazretlerinin mezarının üstüne bir çatı örtülmesini, kendisinin öldüğü zaman ise onun kapı eşiğine gömülmesini, bu suretle onu ziyarete gelenlerin mezarını çiğneyerek üzerinden geçmelerini ister ve; “Belki o zaman affolunurum” der.
KABRİ BUGÜN DE ZİYARET EDİLMEKTE
Vasiyeti gibi yapılır ve tekfur, şehid Seyyid Bilâl hazretlerinin kabr-i şerîfinin yanına defnedilir zamanı gelince.
Şehir, miladi 1214 yılında Selçuklu Sultanı I. İzzeddîn Keykavus tarafından zaptedildikten sonra Alâeddîn Keykubat döneminde yeniden imar ve inşa edilir. Bu arada Sultan'ın ziyareti sırasında Seyyid Bilâl hazretlerinin kabrinin yanına cami ve türbe yapımı için ferman çıkarılır. Kabr-i şerîfi yanında sürekli Kur’ân-ı kerîm okunması emir buyurulur.
Seyyid Bilâl hazretlerinin türbesi bugün de Sinoplular ve çevre illerden gelenler tarafından ziyaret olunmakta ve mübarek ruhu vesile edilerek Cenâb-ı Hak’tan af ve mağfiret niyaz edilmektedir.
GÜNÜN SOHBETİ: EHLİ SÜNNET BÜYÜKLERİ
ŞEREF, MÜSLÜMAN OLMAKTADIR
➱ Hiç kimse elbise veya etiketinden dolayı makbul olamaz. İnsanın şerefi Müslüman olmasındadır. Müslüman’ın şerefi, ilim ve edep sahibi olmasındadır. İnsanlar, elbise ve etiketine göre karşılanır, ilim ve edebine göre uğurlanır.
➱ Müslüman’daki üç ziynetten, birincisi ihlâs, ikincisi edep, üçüncüsü tevazudur.
➱ Kim toprak gibi mütevazı olursa, her nimete kavuşur. Bir parça yükselse, su o toprakta durmaz.
➱ Kibir, şirkin kardeşidir.
➱ En iyi insan kalb kırmayandır. Din kardeşine eziyet eden, kalbini kıran, Kâbe’yi yetmiş sefer yıkmış gibi günaha girer.
➱ Komşuya eziyet etmek haramdır. Müslüman olmayan komşuyu da incitmemek lazım, onların da komşu hakkı var, hep tatlı söylemeli, tatlı hareket etmeli.
➱ Kızdığınız zaman bir kefen yapın.
➱ İnsanlar iyilik gördüklerine muhabbet beslerler.
➱ Eğer gıybet etseydim, anamı, babamı gıybet ederdim. Çünkü sevaplarımın onlara verilmesi daha hayırlı olur.
➱ İlim cahilliği götürür, fakat ahmaklığı götürmez.
➱ Koyunlar çobanı tanıyamadığı gibi, avamda havası tanımaz.
➱ Allahü teâlânın sevgili kullarını, Ehl-i sünnet âlimlerini tanıyan, onlardan istifade etmeye başlar. Bilse de, bilmese de!... En büyük istifadesi; imanı düzelir, sonra ibadetleri düzelir, günahlar çirkin gelmeye başlar. Bu, istifade ettiğinin alametidir.
➱ Bir Müslüman kardeşinin ismini duvara yazsalar, oradan geçerken ceketin düğmesini ilikle de geç.
➱ Her geceyi Kadir bilin, herkesi Hızır bilin, kimin ne olduğu belli olmaz.
➱ Gıybet kanser gibidir, girdiği yer iflah olmaz.
➱ Kendinize, Allah rızası için, insan ancak bu kadar iyi olabilir, dedirtin. Herkese yumuşak söyleyin, yumuşaklıkla muamele edin, az konuşun, incitmeyin. Merhametli ve affedici olun.
➱ Düşmanınıza iyilik edin, hediye verin. Rahat edersiniz. Kırıldığınız Müslüman’a iyilik edin, sevmediğinize ihsan, sıkıldığınız insana güler yüz gösterin. Herkesin utanacak şeylerini örtün ve kötülükleri affedin. Doğru olun, doğru konuşun, arkadaşlarınızın hatalarına tahammül edin, herkese iyilik edin, komşuya eziyet etmeyip ondan gelecek sıkıntıya katlanın.
HADÎS-İ ŞERÎF
Çocuklarınızı çok öpün, her öpmenizde Cennetteki dereceniz yükselir. [Buhari]
KENDİMİ KAYBETTİM HÜKÜMSÜZDÜR - 21
SESLENEN ÇİZGİLER!
-Amca ben yanlış yaptım yıllarca. Dünkü konuşmamızdan sonra eve gittiğimde anneme sarıldım. Kadıncağız önce şaşırdı. Sonra baktım gülüyor. O da haklı, ‘Bu nereden esti şimdi’ dercesine bana baktı. Babamın da hatırını sordum. İlk defa bir şey fark ettim.
- Nedir o!
- Babamın yüzündeki çizgiler.
- Ne gördün o çizgilerde?
- Evimizi geçindirmek için yıllar yılı çektiği sıkıntıların izleriydi onlar. Meğer yıllarca o çizgiler seslenmişler bana bu gerçeği. Konuşmadan konuşmuşlar benimle de bende duyacak kulak nerede! Yıllar sonra onlarla ilgilenmenin huzurunu duydum dün gece. Yıllar sonra güzel bir muhabbet ettik. Baktım ikisinin de yüzünde büyük bir mutluluk var.
- Ne güzel. Çok sevindim evlat. Bir evliya zat talebesine şöyle söylemiş: Evladım başına bugüne kadar ne sıkıntı geldi ise, bundan sonra da ne sıkıntı gelecek ise annene verdiğin üzüntüden bil...
- Yani dinimizde anne baba bu kadar mühim öyle mi!
- Evet. Anne babasını gençlik bunalımlarıyla üzenler, olmadık şeylerle onların kalbini kıranlar sıkıntılı bir hayat yaşarlar. Görünüşte kendilerine birileri eziyet eder veya bazı ters gelişen olaylardan zannederler bu sıkıntıları. Ama temelinde anne babaya verilen üzüntü vardır. Hâlbuki anne ve baba çocuğunun sıkıntı çekmesini istemez, beddua etmezler. Fakat Allahü teâlâ anne babayı üzene bu dünyada verir bu sıkıntıları. Hele öte dünyada daha acı karşılıklar vardır onun için. Yüce kitabımız Kur’ân-ı kerîmde, “Ana babana öf deme” buyuruyor Cenâb-ı Hak. Yani bu en hafifi. Bunu bile deme. Daha ağırını söyleyenin, yapanın vay hâline!
- Ben de insanlar bana niye bu sıkıntıları veriyor diyorum. Herkes diken olmuş gözümde. İş yerinde, sosyal hayatımda hep gerginim, hep insanlarla uğraşıyorum. Amca ben ne yapıyorum böyle!
- Evlat ellerini öp, dualarını al. Telafi et önceki hatalarını. ‘Şimdiye kadar farklı davrandım öpemem’ diye kibir yapma sakın. Onlar bir kere varlar. Gidince yerleri dolmuyor. Ne yapsan geri gelmiyor şefkatleriyle dolu o yıllar...
(devam edecek)
TEFEKKÜR
ONDAN KAÇMAK ZOR
Yetişkin bir ayı saatte 65 kilometre hızla yokuş yukarı, yokuş aşağı veya bir yamaç boyunca koşabilir. Boz ayılar, muazzam bir ısırma gücüne sahiptir. Çeneleri o kadar kuvvetlidir ki, bowling topunu kolayca ezebilirler.
ZAMANE MÂNİLERİ
Gayret gerek varken zaman
Kul hakkı mı, aman, aman!
Seni Cennet’e götürür
Doğru amel, doğru iman
BULMACA
Onda perdeler kalkar aradan
Hakkıyla yapandan hoşnut Yaradan
Cevap: Namaz
ESHAB-I KİRAM
EBÛ HUREYRE HAZRETLERİNDEN BİR MÜJDE: CEHENNEM ATEŞİ DOKUNMAZ
Ebû Hureyre (radıyallahü anh), Peygamberimizden (aleyhisselâm) bizzat öğrendiği din bilgilerini ve işittiği hadîs-i şerîflerin İslâm dünyasına yayılması hususunda çok büyük hizmet yapmıştır. Her cuma günü namazdan önce hadîs-i şerîf dersleri verirdi. Hadîs-i şerîf öğrenmek için gelenler onun etrâfında toplanırdı. Onun ders meclisi pek geniş olup, birçok kimse ondan ilim öğrenip, ilimde yükselmiş ve hizmet etmiştir. Fazileti ve İslâm'ı yaşamasıyla en mükemmel bir nümune idi. Çok geceleri ibadet ile geçirir, sabaha kadar namaz kılar, Kur’ân-ı kerîm okurdu. Her ayın başında üç gün oruç tutardı. İbadetlerde çok ihtiyatlı hareket ederdi. Hep abdestli bulunur ve Resûlullah (aleyhisselâm) “Abdestli olan vücud azasına Cehennem ateşi dokunmaz” buyurdu, derdi.
HULKİ ABİ
CENNET ÇORBASI
MALZEMELER
>> 2 yemek kaşığı tereyağı
>> 3 yemek kaşığı mısır unu
>> 1 adet orta boy patates
>> 1 adet soğan
>> 1 diş sarımsak
>> 1,5 su bardağı tavuk suyu
>> 5 su bardağı sıcak su
>> 1 çay kaşığı karabiber
>> Tuz
Üzeri için:
>> 2 yemek kaşığı sıvı yağ
>> 1 çay kaşığı toz kırmızı biber
HAZIRLANIŞI
Derin bir tencerede tereyağı eritilir. Eriyen tereyağının üzerine mısır unu ilave edilir ve karıştırılarak yaklaşık 4 dakika kavrulur. Mısır ununa soğan, patates ve sarımsak eklenir ve 5 dakika daha kavrulur. Sebzelerin üzerine tavuk suyu ve sıcak su eklenerek pişirilir. Sebzeler yumuşayınca blender yardımıyla pürüzsüz hâle getirilir. Çorba bu aşamada yoğun kıvamlı olursa sıcak su ilavesi yapılabilir. Çorba birkaç dakika daha kaynatılır ve ardından ocağın altı kapatılır. Ayrı bir tavada kızdırılan sıvı yağın üzerine toz kırmızı biber eklenir ve çorba servis edilirken üzerine dökülür.
PATLICAN BEYTİ
MALZEMELER
>> 3 adet patlıcan
>> 350 g orta yağlı dana kıyması
>> 1 adet kapya biber
>> 2 adet çarliston biber
>> 1 adet soğan
>> 1 tutam karabiber
>> 1 tutam pul biber
>> 1 tutam kimyon
>> 2-3 yemek kaşığı zeytinyağı
>> Tuz
Sosu için:
>> 1 yemek kaşığı domates salçası
>> 1,5 su bardağı su
HAZIRLANIŞI
İlk olarak patlıcanlar uzun dilimler hâlinde kesilir. Bol tuzlu suda bir süre bekletilir. Ardından suyu süzülür ve kurutulur. Üzerlerine zeytinyağı sürülür ve 1 tutam tuz serpilerek fırında hafif kızarana kadar pişirilir. Kırmızı biber, çarliston biber ve soğan mutfak robotundan geçirilir. Sebzelerin suyu sıkılarak süzülür. Süzülen sebzelerin üzerine kıyma ve baharatlar eklenip güzelce yoğrulur. Eğer kıyma yağlıysa ekstradan yağ eklenmez. Fırınlanmış yumuşak patlıcan dilimlerinin üzerine hazırlanan kıymalı harç eşit şekilde yayılır. Patlıcanlar rulo şeklinde sarılır ve çöp şişlere dizilerek borcama yerleştirilir. Bir tavada domates salçası çok az kavurulur ve üzerine 1,5 su bardağı su eklenerek pişirilir. Hazırlanan sos borcamdaki patlıcanların üzerine gezdirilir. Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında güzelce pişene kadar pişirilir. Sıcak servis edilir.
HİRA TATLISI
MALZEMELER
>> 1 adet yumurta
>> 1/2 su bardağı yoğurt
>> 1/2 su bardağı sıvı yağ
>> 1 su bardağı irmik
>> 1,5 su bardağı un
>> 1 paket kabartma tozu
>> 1/2 paket vanilin
Üstünü bulamak için:
>> 1/2 su bardağı irmik
Şerbeti için:
>> 1,5 su bardağı toz şeker
>> 1,5 su bardağı su
HAZIRLANIŞI
İlk olarak su ve şeker uygun bir tencereye alınır. Şeker eriyene kadar karıştırılır. Kaynamaya başlamadan altı kapatılır ve soğumaya bırakılır. Yoğurma kabına hamur için gerekli tüm malzemeler eklenerek bir spatula yardımıyla güzelce karıştırılır. Ele yapışan bir hamur elde edilir ve ceviz büyüklüğünde parçalar koparılır. Genişçe bir kaba alınan irmiğin içine atılarak her tarafı irmikle kaplanacak şekilde yuvarlanır. Bütün hamur şekillendirilir ve yağlı kâğıt serilmiş fırın tepsisine dizilir. Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında yaklaşık 30 dakika kadar üzeri kızarana kadar pişirilir. Tatlılar fırından çıkar çıkmaz üstlerine soğuk şerbet gezdirilir. Şerbet tamamen çekene kadar tatlı dinlendirilir. Arzuya göre Antep fıstığı ile süslenerek servis edilir.
