Ateşkes pamuk ipliğinde! İslamabad'da uzlaşma çıkmadı, şimdi ne olacak?
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance liderliğindeki heyetin İran ile yürüttüğü 21 saatlik maraton müzakereler fiyaskoyla sonuçlanırken, 21 Nisan’da dolacak olan ateşkes süresi öncesi bölgede savaş çanları yeniden çalmaya başladı.
- İkinci tur görüşme ihtimali tamamen ortadan kalkmış değil. Ancak mevcut tabloya bakıldığında kısa vadede bir anlaşma sağlanması zor görünüyor.
Dünyanın kilitlendiği İslamabad zirvesinden kötü haber geldi. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran ile yürütülen 21 saatlik maraton müzakerelerden hiçbir sonuç alamadan ayrıldı. Masanın devrilmesi, Trump yönetimini "savaşın yeniden başlaması" ya da "ucu açık müzakereler" gibi zorlu seçeneklerle baş başa bıraktı.
VANCE: "KOŞULLARIMIZI KABUL ETMEDİLER"
Müzakerelerin ardından kısa bir açıklama yapan JD Vance, İran’a "kabul et ya da reddet" şeklinde teklif sunduklarını ima etti. Vance, "Kırmızı çizgilerimizin ne olduğunu ve hangi konularda taviz verebileceğimizi çok net belirttik. Ancak onlar koşullarımızı kabul etmemeyi seçtiler" dedi.
Şubat ayında Cenevre'de yaşanan diplomatik kriz, Trump'ın İran'a yönelik 38 gün süren ağır bombardıman emrini tetiklemişti.
Başlangıçtaki temkinli yakınlaşma, saatler süren müzakerelerin ardından yerini sertleşen tutumlara ve karşılıklı suçlamalara evrilmiş durumda. Nükleer politika, Hürmüz Boğazı’nın kontrolü ve yaptırımların kaldırılması gibi hayati konulardaki temel anlaşmazlıklar hala çözüme kavuşmayı bekliyor. Tarafların mevcut stratejilerinde köklü bir değişikliğe gitmemesi, kalıcı bir anlaşma ihtimalini şu an için uzak bir senaryo haline getiriyor.
İslamabad'daki son görüşmelerin sonuçsuz kalması yüzünden Beyaz Saray'dan haber bekleniyor.
NEDEN GÖRÜŞMELER BAŞARISIZ OLDU?
ABD’nin talepleri arasında nükleer silahsızlanma taahhüdü, Hürmüz Boğazı’nın yeniden trafiğe açılması ve gerilimin hızlı şekilde düşürülmesi yer alırken, İran ise yaptırımların kaldırılmasını, dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasını, tazminat ödenmesini ve Hürmüz Boğazı üzerinde tam kontrol talep etti.
Görüşmelerin başarısız olmasının arkasında ise taraflar arasındaki temel anlaşmazlıklar öne çıktı. Nükleer meselede ABD uzun vadeli ve net kısıtlamalar isterken, İran bu talepleri egemenliğini ihlal eden ve aşırı kısıtlayıcı adımlar olarak değerlendirdi. Hürmüz Boğazı konusunda Washington, boğazın derhal ulaşıma açılmasını şart koşarken, Tahran bu konuyu müzakerelerde bir koz olarak kullanarak nihai anlaşmaya bağladı. Ekonomi başlığında ise İran, varlıklarının iadesi ve tazminat konusunda ısrarcı olurken, ABD güvenlik garantilerini önceliklendirdi ve bu taleplere mesafeli yaklaştı.
İKİNCİ TUR OLUR MU?
Öte yandan ikinci tur görüşme ihtimali tamamen ortadan kalkmış değil. Ancak mevcut tabloya bakıldığında kısa vadede bir anlaşma sağlanması zor görünüyor. İran tarafı aciliyet sinyali vermekten kaçınarak süreci zamana yaymayı tercih ederken, ABD ise sunduğu teklifi “nihai teklif” olarak nitelendirerek esnekliğin sınırlı olduğunu ortaya koydu. Taraflar arasındaki nükleer politika, Hürmüz Boğazı ve yaptırımlar konusundaki görüş ayrılıklarının ise teknik değil, yapısal olduğu değerlendiriliyor.
DÖNÜŞÜM BEKLENTİSİ UZAK GÖRÜNÜYOR
İran heyetinin, çeşitli girişimlerle ABD tarafını ortak bir çerçeveye yönlendirmeye çalıştığı öne sürülürken, ABD tarafının aşırı taleplerinin ortak bir çerçeve ve anlaşmanın oluşmasını engellediği iddia edildi.
Öte yandan Müzakerelerin başarısız olduğu saatlerde Başkan Trump’ın Florida’da bir UFC maçını izlemeye gitti. Beyaz Saray yetkilileri, bir sonraki adım için Trump’ın kararına başvuracaklarını belirtirken, masadaki seçeneklerin hiçbiri iştah açıcı görünmüyor.
Eğer taraflar anlaşamazsa, 21 Nisan’da sona erecek olan ateşkesin ardından modern zamanların en büyük enerji kesintisine yol açabilecek topyekun bir savaş riski kapıda bekliyor.
HÜRMÜZ KORKUSU YENİDEN
İran tarafı teslim olmaya niyetli olmadığını gösterdi. Tahran yönetimi, nükleer faaliyetlerin durdurulması karşılığında yaptırımların kaldırılmasını ve savaş tazminatı ödenmesini talep ediyor. En büyük kriz noktası ise Hürmüz Boğazı. Dünya petrol arzının yüzde 20’sinin geçtiği bu kritik su yolunun kapalı kalması, ABD’de enflasyonu ve benzin fiyatlarını tırmandırıyor.
Trump, ekonomik sancıları dindirmek için bir zafer ararken, İranlılar "hiçbir mühimmatın kendilerini geri adım atmaya zorlayamayacağını" ileri sürmekte.
MÜZAKERE MASASINDA "KÖR DÜĞÜM"
NYT analizine göre mevcut tıkanıklık, nükleer kapasitenin "kalıcı olarak" teslim edilip edilmeyeceği noktasında düğümleniyor. ABD, İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesinden tamamen vazgeçmesini isterken, İran bunu egemenlik hakkı olarak görüyor.
Her iki tarafın da kendisini "galip" gördüğü bu süreçte ABD attığı mühimmat miktarına, İran ise devasa saldırılara rağmen ayakta kalmasına güveniyor. 21 Nisan'daki süre dolmadan yeni bir hamle gelmezse, piyasalar ve diplomasi hattı yeni bir kaos dalgasına hazırlanıyor.
15 MADDEYE KARŞI 10 MADDE
ABD, İran'ın nükleer tesislerinin sökülmesini, balistik füze kapasitesinin sınırlanmasını ve bölgesel milis gruplara desteğin kesilmesini içeren 15 maddelik bir plan sunuyor. Buna karşılık İran, uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını ve ABD güçlerinin bölgeden çekilmesini talep eden 10 maddelik bir karşı teklif sundu.
