Foreign Policy’den ezber bozan Türkiye analizi! 'Ankara 'merkezi güç' olarak tescillendi
Foreign Policy, Ankara’nın "merkezi güç" konumunu dünyaya ilan etti. Türkiye’yi bir "tehdit" olarak göstermeye çalışan çevrelerin yanıldığını vurgulayan dergi, Ankara’nın izlediği rasyonel ve pragmatik siyasetle hem bölge hem de Batı için vazgeçilmez bir stratejik aktör olduğunu yazdı.
Dünyanın en saygın jeopolitik yayınlarından Foreign Policy, Orta Doğu’da yeniden şekillenen güç dengelerini mercek altına aldığı son analizinde Türkiye’ye geniş yer ayırdı.
Ankara’yı "merkezi bir güç" olarak tanımlayan dergi, özellikle İsrail'in konumlandırdığı şekilde Türkiye’nin bir tehdit değil, aksine bölge ve Batı için vazgeçilmez bir stratejik aktör olduğunu yazdı.
"TÜRKİYE BİR BAŞARI HİKAYESİ VE MERKEZİ GÜÇTÜR"
Bobby Ghosh imzasıyla yayımlanan kapsamlı analizde şu ifadelere yer verildi:
"Türkiye yeni İran değildir. Erdoğan'ı varoluşsal bir tehdit olarak görmek İsrail için tehlikeli ve kendi kendine zarar verici bir tutumdur. Türkiye’nin merkezi güç olması varoluşsal bir tehdit değil, aksine bölgesel istikrar için bir gereklilik"
"TÜRKİYE İRAN GİBİ İDEOLOJİK BİR DEVLET DEĞİL”
Analizde Türkiye ile İran arasındaki temel farklara değinilerek şu ifadeler kullanıldı:
"İran ideolojik bir devlet olarak istikrarsızlığı dış politikasının merkezine yerleştirdi. Türkiye ise böyle bir yapıya sahip değildir ve hiçbir zaman da olmadı."
İDEOLOJİK DEĞİL PRAGMATİK LİDERLİK
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderlik tarzı "pragmatik ve sonuç odaklı" olarak nitelendiren Foreign Policy, "Türkiye’nin dış politikası, Batı ile Doğu arasında bir köprü kurarak Ankara’ya avantaj sağlamak üzerine tasarlanmıştır" şeklinde görüşlere yer verdi.
"NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye’nin, Temmuz ayındaki Ankara zirvesine ev sahipliği yapacak olması, ülkenin Batı ittifakı içerisindeki sarsılmaz yerini bir kez daha tescilledi." diyen yazar, İsrail'in eski Büyükelçisi Alon Pinkas’ın görüşlerini yazdı.
İsrail'in aksine Türkiye’nin hiçbir zaman başka bir ülkenin varlığına kasteden bir tutum içinde olmadığı aktaran Pinkas, "Türkiye hiçbir zaman İsrail’i haritadan silmekle tehdit etmedi, bu tür iddialar saçmadır" dedi. Analizde ayrıca, Türkiye’nin savunma sanayiindeki atılımlarına ve İHA teknolojisindeki dünya liderliğine dikkat çekilerek, bu gücün bölgedeki pek çok çatışmanın gidişatını barış lehine değiştirdiği aktarıldı.
KÜRESEL ARABULUCULUKTA ANKARA İMZASI
Türkiye’nin diplomatik başarılarının altını çizen yazar Ankara’nın sadece bölgesel değil, küresel krizlerde de anahtar rol oynadığı açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüşmesi ve aynı zamanda ABD ile bölge ülkeleri arasında mekik diplomasisi yürütmesi, Türkiye’nin "işlemsel ve yapıcı bir operatör" olduğunun kanıtı olarak sunuldu.
"DIŞ POLİTİKALARINDA STRATEJİK BİR AKIL"
NATO’nun yakından tanıdığı stratejistler Jeffrey Mankoff ve Max Bergmann’ın Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) için hazırladıkları raporu referans gösteren dergi, Ankara’nın hamlelerini şu ifadelerle değerlendirdi:
"Türkiye dış politikası rasyonel bir temele dayanıyor. Ankara’nın izlediği strateji; Batı, Rusya ve Çin arasındaki küresel rekabette "kenarda kalmak isteyen ülkelerle iş birliği yaparak Türkiye’ye stratejik avantaj sağlamak" üzerine kurgulandı"
