Surların önünde buluşalım: Seyyid Bilal Türk savaşçıları ikna ederek bir ordu kuracaktır
Bu nasıl bir ihlastır ki sadece birkaç adamıyla birlikte Horasan’a doğru at sürer. Akıllara durgunluk verecek bir çalışmayla askerî birlikler kurar.
ÖMER ÇETİN ENGİN - Halife bu teklife çok sevinir, Seyyid Bilâl’e şöyle der: “Çok doğru söylersin yâ Seyyid! Bunu hiç düşünmemiştim. Bu işin başına seni getiriyorum. Ordumuzun bir kolu Akdeniz’den, diğer kolu ise Anadolu üzerinden İstanbul’a yürüyecektir. Biz İstanbul’a ulaşıncaya kadar sen de Karadeniz’den yeni savaşçılarınla bize katılırsın. İnşaallah surların önünde buluşuruz. İstediğin kadar at, adam ve erzak alabilirsin.” Bundan sonra Halîfe-i müslimin ile Seyyid Bilâl hazretleri baba-oğul gibi birbirlerine sarılıp helalleşirler.
KARIŞ KARIŞ ORTA ASYA
Böylece 675 senesinde merkezde ordu hazırlıklar yaparken, Seyyid Bilâl de yanına birkaç yiğit alıp Horasan’a doğru at sürer. Evet yanlış okumadınız, sadece birkaç yiğit. İran yaylalarını geçiyorlarken eşkiyalar yollarını keser. Yapılan çarpışmada yol kesiciler perişan olur, reisleri esir düşer.
Seyyid Bilâl ve yanındakiler, bütün Orta Asya’yı yer yer, karış karış dolaşırlar. Gittiği topluluklarda öyle sohbetler yapar, İstanbul’un fethini, Peygamber efendimizin müjdesini öyle bir ihlasla anlatır ki tesirli sözleriyle savaşçı ve sert yapılı Türk askerleri gözyaşlarını tutamaz. Hani ne derler, “Evliyanın sözünde Rabbani tesir vardır...”
ORDU KURULUP GEMİLER YAPILIR
Kalbine aşk düşenler koşturup orduya katılırlar. Kısa zamanda gözü pek, kalbi imanla dolu yiğitlerden ikinci bir ordu kurar. Akılalmaz bir iştir bu. Seyyid Bilâl hazretlerinin samimiyetine, din-i İslam’ı yaymaktaki gayretine hayran olmamak elde değildir. Bununla da kalmaz. Seyyid Bilâl ordu ile Karadeniz kıyılarına gelir ve buranın limanlarında yeni kadırgalar inşa ettirmeye koyulur. Niyeti en kestirme yol olan denizden kısa zamanda İstanbul önlerine varmaktır.
Burada birkaç kelimeyle gemiler yaptırdı yazıyoruz ama o çileyi düşünün. Aylarca süren kadırgaların yapımı vardır işin ucunda. Askerleriyle birlikte nasıl bir sevda ki bu uzun haftalar boyunca disiplinle çalışırlar. Sonunda denize açılma vakti gelir çatar.
YUTACAK MISIN BİZİ KARADENİZ!
Ancak deniz yolculuğu ümid ettikleri gibi çıkmaz. Yola çıktıktan birkaç gün sonra şiddetli bir yağmur ve fırtınaya yakalanırlar. Karadeniz’in hırçın ve güçlü dalgaları gemileri öyle bir savurmaya başlar ki, Orta Asya’nın bahadır yiğitleri deniz havasına alışık olmadıklarından ümitsizlik içinde kalırlar. Seyyid Bilâl hazretlerinin metaneti, güven ve itimat telkin edici sözleri olmasa hepsi kendilerini çoktan ölmüş sayacaklardır çoktan.
(devam edecek)
KENDİMİ KAYBETTİM HÜKÜMSÜZDÜR - 19
BABALAR AĞLAMAZ!
- Annem beni bunaltıyor. Üzerime çok titriyor. Öyle ki sinirleniyorum. Hoş olmayan şeyler söylüyorum. Beni hiç anlamıyor... Çocuk değilim ben. Babamla zaten aramız hep limoni! Bazen sert çıktığım için üzülüyorum ama bir araya geldiğimizde yine sinirleniyorum. Çok param olsa ayrı eve taşınacağım, kafam rahat edecek.
- Ah delikanlı ah!
- Ne oldu amca.
- Seni yeryüzünde en saf sevenlere kızıyorsun ha!
- Ama bunaltıyorlar.
- Şefkatlerinin çokluğundan üstüne düşüyorlar. Bunu sen de gün gelip çocuğun olduğunda anlayacaksın. Sen evden çıkıp gidersin. Arkadaşlarınla eğlenirsin. Annen arkandan başına bir şeyler gelecek diye korkar, dile getirir. Baban da korkar aslında ama dile getirmez.
- Fakat bu kadar çocuk gibi de yapılır mı!
- Evlat sen onların gözünde kaç yaşına gelsen de çocuksun yine. Bu anne babanın elinde değildir. Çocuklarını karşılıksız severler. Sen ise iş hayatına ve sosyal çevrene baktığında seni düşünmeyen, kendini seven birçok insandan şikâyet etmektesin.
- E, evet!
- Anne baban ise bütün hücreleriyle, kalpleriyle sana sevgi ve şefkat duyarlar. Ah evlat. Ben annemi çok uzun yıllar önce kaybettim. O zaman büyüdüğümü hissettim biliyor musun? Meğer insan annesini kaybedene kadar büyümüyormuş. Yaşlı bir çocuk oluyormuş! Çocukluğumdan beri bir gün annemi kaybedeceğim günün korkusu sarardı beni. Sonunda onu kendi ellerimle kabrine koydum.
- ....
- Delikanlı anne ve baba bir kere varlar. Seni büyütene kadar baban kar, kış soğuk demeden işine gitmiştir. Sen o anda sıcak yatağında hiçbir şey bilmeden uyuyordun. Baban sana rızkını getirmek için kim bilir iş yerinde ne zorluklara katlandı. Şu şikâyetini yaptığın tipte kim bilir kaç kişiye sabretti. Anneni ve seni geçindirmek için. Sen onları biliyor musun?
- Hayır.
- Bilmezsin çünkü babalar kolay kolay söylemez. Babanı hiç ağlarken gördün mü?
- Hayır.
- Çünkü babalar kolay kolay ağlamaz, ağlayamaz. Eğer baba ağlıyorsa bir evde, orada felaket var demektir. Baba güçlü olmak, kan kussa da kızılcık şerbeti içtim demek zorundadır.
(devam edecek)
ESHAB-I KİRAM
EBÛ TALHA (RADIYALLAHÜ ANH)
BİR CÖMERTLİK ABİDESİ
Hazreti Ebû Talha (radıyallahü anh), Medine’deki sahabilerin en zenginlerindendi. Medine içinde onun kadar malı mülkü olan pek azdı. Bütün malları, hayvanları Berha mevkiinde bulunuyordu. Resûlullah efendimiz sık sık buraya uğrar, manzarasını seyreder ve meşhur olan suyundan içerdi. Yine bir gün buraya uğradığında, Kur’ân-ı kerîmden Âl-i İmrân 92., “Sevdiğiniz mallarınızdan infak etmedikçe, hayra nail olamazsınız” âyet-i kerîmesi nazil oldu. Bu âyet-i işiten Hazreti Ebû Talha, hemen Resûlullah’a (aleyhisselâm) başvurarak, mallarının hepsini kendisine bağışlayıp istediği gibi kullanmasını teklif etti. Resûlullah efendimiz de bu malları akrabasına dağıtmasını isteyince emir buyurduğu şekilde, bütün mallarını akrabalarına sadaka olarak dağıttı.
HADÎS-İ ŞERÎF;
Benim Cennette arkadaşım Osman’dır. [Tirmizi]
GÜNÜN SOHBETİ - EHLİ SÜNNET BÜYÜKLERİ
SÖZ GÜMÜŞSE SÜKUT ALTINDIR
➱ Söz gümüşse sükut altındır.
➱ Ağızdan çıkan söz muallakta kalmaz, ya sağ tarafa yazılır ya da sol tarafa.
➱ Bir söz söylerken hem kendi, hem de karşınızdakinin ahiretini düşünerek konuşun.
➱ Söz insanın terazisidir. Fazlası ziyan, azı vakardır.
➱ Az konuşan kınanmaz, üstelik itibarı çok olur.
➱ Şaka, alay ve boş konuşmak belaya yol açar.
➱ Çok konuşmak dostluğu bozar, lüzumsuz konuşmak ayıpları açar, acı söyleyenden dostlar kaçar.
➱ Eğer kalbte darlık ve üzüntü, vücutta bitkinlik ve halsizlik, rızıkta eksiklik ve bereketsizlik olursa, bunun boş ve yersiz konuşmalardan meydana geldiği bilinmelidir!
➱ Hikmeti konuşmakta değil, susmakta arayın!
➱ Susmak aklın süsü ve cehaletin örtüsüdür.
➱ Sükut, âlimin ziyneti, cahilin aybına perdedir.
➱ İbadet on kısımdır, dokuzu susmak, biri de kötü arkadaştan uzak durmaktır.
➱ Dil, irfan hazinesinin anahtarıdır, çok konuşan, gönüldeki hizmet cevherini boşaltır.
➱ Az söz edeptir, güzel amelleri korumaya sebeptir.
➱ Kişi dilinin altında gizlidir. Sır saklayan murada erer.
➱ Hayırlı söz keramet, sükut selamettir.
➱ Yalan zayıflatır imanı, rezil eder insanı.
➱ Dedikodu gıybettir, şiddetli bir afettir.
➱ Alay belki güldürür, ama kalbi öldürür.
➱ Güzel söz sadaka, mahşere nafakadır.
➱ Çok söz kalb katılaştırır, Haktan uzaklaştırır.
➱ Fazla şaka cahillik alameti, sükut et, istersen selameti.
➱ Az söz hikmettir, Rabbimizden nimettir.
➱ Dil söylerse gönül susar, gönül susunca, dil zehir kusar.
➱ Söz dinleyen âlim, susan sâlim olur.
➱ Kimin azsa sözü, açılır kalb gözü.
➱ Dil ederse istirahat, kalb eder rahat.
➱ Çok konuşan gaf eder, vakti israf eder.
➱ Dil yarası ok yarasından acıdır.
➱ Akıllı, bildiğini söylemez, deli söylediğini bilmez.
➱ Bilmem demek ilmin yarısıdır.
➱ Sükut, yorulmadan yapılan ibadet, masrafsız takılan bir ziynet, hükümdarlığa muhtaç olmadan ele geçen bir devlet, duvara ihtiyaç duyulmadan yapılan kale, çalışmadan kazanılan zenginlik ve ayıpların kapatılmasıdır.
➱ Bütün pişmanlıklarım söylediğim sözlerden oldu. Söylemediğimden hiç pişman olmadım.
➱ Bazı sözleri söylemeye gücüm yetti, fakat söylediğim sözleri geri almaya gücü yetmedi.
TEFEKKÜR
EN BÜYÜK CANLI
Mavi balina 150 tondan fazla ağırlığa ve dünyanın bazı bölgelerinde 30 metreyi aşan uzunluğa ulaşır ve yeryüzündeki en büyük memeli ünvanına sahiptir.
ZAMANE MANİLERİ
Yük olmayıp yük almalı
Hoş geçinip hoş kalmalı
Madem dinin direğidir
Namazı doğru kılmalı
BİLMECE
İşleme dilinle bu haramı
Gitmesin orucun sevabı
Cevap: Gıybet
HULKİ ABİ
ADNAN ŞAHİN'DEN RAMAZAN SOFRASI
BÜTÜN ÇORBA
MALZEMELER
>> 1 çay bardağı nohut
>> 1 çay bardağı kuru fasulye
>> 1 su bardağı yarma
>> 500 g koyun yoğurdu
>> 2 litre et suyu
>> 1,5 yemek kaşığı tereyağı
>> Yarım bağ taze nane
>> Tuz
HAZIRLANIŞI
Yarma bir gün önceden ıslatılır ve patlatılır. Nohut ve fasulye ıslatılıp kaynatılır. Haşlanan nohut ve fasulyenin suyu süzülür. Et suyuna ilave edilir. Haşlanmış yarmanın yarısı süzülür ve özelenmiş yoğurda bütün malzeme katılır. Üstüne kızdırılmış yağ ve iri kıyılmış nane konulur. Bu çorba soğuk ya da sıcak her iki şekilde de ikram edilir. Bölgelerde genelde düğün ve bayramların önemli yemeklerindendir. Not: Sıcak servis edilecek ise et suyu, soğuk servis edilecek ise su kullanılır.
ABANT KEBABI
MALZEMELER
>> 3 adet patlıcan
>> 6 yemek kaşığı zeytinyağı
>> 250 g dana eti
>> 1 orta boy soğan
>> 3 adet sivri biber
>> 1 diş sarımsak
>> 4-5 mantar
>> 2 adet orta boy domates
>> Tuz, karabiber, pul biber
HAZIRLANIŞI
Patlıcanlar yıkanır kurulanır ve boydan ikiye ayrılır. 1 yemek kaşığı zeytinyağını patlıcanların kabuksuz kısımlarına fırçayla yağ sürülür ve tuz serpilerek 200 derece fırında yarım saat pişirilir. Bu sırada etler minik minik doğranarak orta ısıda zeytinyağıyla birlikte beş-altı dakika kadar kavrulur. Soğan, sarımsak ve biberler de doğranarak etin üzerine ilave edilir. Kavurma işlemi sürdürülür. Temizlenip doğranan mantarlar, kavrulan et ve sebzelerle buluşturulur. Domatesler kabukları soyulduktan sonra küp küp doğranarak kavrulan et ve sebzelere eklenir. Yaklaşık beş dakika pişirin. Tuz ve baharatları da ayarlanarak ocaktan alınır. Pişen patlıcanların içleri çatal yardımıyla ezilir. Orta kısmına hazırlanan karışım eşit şekilde paylaştırılır. Önceden ısıtılmış 190 derece fırında 25 dakika kontrollü pişirilir. Üzerlerine rendelenmiş kaşar peyniri de serpilerek üst ayarda 10 dakika kızartılır ve sıcak servis edilir.
TAVUK GÖĞSÜ
MALZEMELER
>> ½ adet tavuk göğsü
>> 1 su bardağı su
>> 1 litre süt
>> 50 gram tereyağı (3,5 yemek kaşığı)
>> 1 kahve fincanı mısır nişastası
>> 1 kahve fincanı pirinç unu
>> 1 su bardağı toz şeker
>> 2 paket vanilin
HAZIRLANIŞI
Göğüs eti bir kaba alınır ve üstüne geçecek kadar su doldurulup buzdolabına kaldırılır. En az 6 saat bekletildikten sonra didiklenir ve suyu değiştirilir. Bu işlem en az beş defa tekrarlanır. Tavuk etleri tamamen liflerine ayrıldığında suyu sıkılıp bir kenara alınır. Bir tencereye sütü konulur. Ayrı bir kapta nişasta, pirinç unu ve vanilin karıştırılır. Bir bardak su ilave edilerek çırpılır. Ocaktaki süte toz şekeri eklenir ve aralıksız karıştırılarak pişirilir. Şekerli süt karışımı kaynama noktasına yaklaşınca, suda çözdürülen nişastalı karışım yavaş yavaş sütle buluşturulur. Bu aşamada da devamlı karıştırılır. Muhallebi fokurdamaya başladığında beş dakika daha karıştırılır ve didiklenen tavuk etleri eklenir. İstenen kıvama gelince ocağın altı kapatılarak tereyağı konulur. Blender ile güzelce çırpılır ve pürüzsüz bir hâle getirilir. Servis kâselerine bölüştürülen tatlılar soğuduktan sonra buzdolabına kaldırılır. Buzdolabında bir gece bekletilen muhallebi arzuya göre tarçınla süslenerek servis edilir.
