Göktaşında "DNA" şifresi bulundu! 5 temel madde tüm ezberleri bozuyor
Japonya'nın Hayabusa 2 uzay aracı tarafından Ryugu asteroidinden getirilen örnekler bilim dünyasında en çok tartışılan başlıklar haline geldi. Nature Astronomy dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, göktaşında DNA ve RNA’nın beş temel yapı taşının tamamı ilk kez bir arada tespit edildi.
- Japonya Uzay Ajansı (JAXA), Ryugu asteroidi numunelerinde DNA ve RNA'nın tüm beş temel nükleobazını (adenin, guanin, sitozin, timin, urasil) bir arada keşfetti.
- Keşif, hayatın temel taşlarının Güneş Sistemi'nde yaygın olarak dağıldığını ve milyarlarca yıl önce Dünya'ya çarpan uzay kayalarıyla gelmiş olabileceğini düşündürüyor.
- Ryugu'da daha önce su varlığının kanıtlanmasıyla birleşen bu bulgu, canlılığın sadece Dünya'ya özgü olmayabileceği ve evrenin farklı noktalarında da filizlenmiş olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
Japonya Uzay Araştırma Ajansı (JAXA) tarafından Ryugu asteroidinden toplanan numuneler üzerinde yapılan incelemeler, insanlık tarihinin en önemli sorularından birine ışık tutacak.
Bilim insanları, 4,6 milyar yıllık bu "kozmik fosil" üzerinde yaptıkları analizlerde, genetik kodumuzun alfabesini oluşturan adenin, guanin, sitozin, timin ve urasil nükleobazlarının tamamını bir arada buldu.
"DÜNYA'YA ÖZGÜ DEĞİL"
Daha önce farklı göktaşlarında bu bileşenlerin bazılarına rastlanmış olsa da, ilk kez bir asteroit örneğinde beş temel bileşenin de varlığı kanıtlandı.
Nature dergisinde "hayatın temel taşları sadece Dünya’ya özgü değil, aksine Güneş Sistemi’nde yaygın olarak dağıldı kanıtlandı. Milyarlarca yıl önce Dünya’ya çarpan bu tür uzay kayaları, bugün bildiğimiz biyolojik hayatı tetikleyen "kimyasal kiti" beraberinde getirmiş olabilir" denildi.
Ryugu'dan alınan numuneler, asteroidin yüzeyinde bir zamanlar suyun aktığını daha önce ortaya koymuştu. Son nükleobaz keşfiyle birlikte durum daha da netleşti.
Su ve genetik yapı taşları uzaydan geldi. JAXA biyojeokimyacısı Toshiki Koga liderliğindeki ekip, bulguların DNA ve RNA'nın yapı taşlarının Güneş Sistemi’nin her yerinde var olabileceğine dair en güçlü kanıtı sunduğuna değindi.
Nature dergisine ayrıca şu bilgi paylaşıldı:
"Elde edilen bulgular, canlılığın sadece Dünya'ya özgü olmayabileceği ve evrenin farklı noktalarında da hayatın filizlenmiş olabileceği ihtimalini güçlendiriyor"
