İsrail tehdidi altındaki Türkmen köylerine girdik: Golan bizim tapulu malımız
Cebel Şeyh eteklerinde İsrail askerî noktalarına 1-5 kilometre mesafedeki Ayn Ayşe, Civeyze ve Ayn Savra köylerinde ikamet eden Yörük-Türkmenler yaşadıkları zorlukları gazetemize anlattı.
- Türkmenler, İsrail'in kuruluşu ve 1967 Golan işgali sonrası üç kez sürgün yaşadıklarını belirtiyor.
- Türkmenler, İsrail'in köylerine yakın kontrol noktaları kurduğunu, sivilleri taciz ettiğini ve kişileri alıkoyduğunu ifade ediyor.
- Bölgedeki Türkmenler, Türkçe konuşup Yörük âdetlerini ve kültürlerini koruduklarını, Türkiye'ye gitmek istediklerini dile getiriyor.
- Yaşlılar, Osmanlı'nın yıkılmasının ardından Baas yönetiminin kendilerine baskı uyguladığını ve İsrail'in kendilerine kalma teklifini reddettiklerini söylüyor.
- Türkmenler, İsrail'in kendilerine ilişmeme nedenlerinin başında Türkiye ile sorun yaşama endişesinin geldiğini düşünüyor ve tapulu malları olan arazileri için Türkiye'den yardım istiyor.
YILMAZ BİLGEN - Türkiye gazetesi, İsrail silahlarının gölgesinde hayat mücadelesi veren Türkmen köylerine girdi. Giriş ve çıkışların yoğun güvenlik tedbirleri altında gerçekleştiği Golan hattındaki köylere siyonist işgal rejimi askerleri zaman zaman baskınlar düzenleyip yolları kesiyor ve kontrol noktaları kuruyor.
Cebel Şeyh (Şeyh Dağı) eteklerinde İsrail askerî noktaları ile 1-5 kilometre mesafedeki Ayn Ayşe, Civeyze ve Ayn Savra köylerinde yaşayan Yörük-Türkmenler karşılaştıkları zorlukları gazetemize anlattı.
ALTMIŞ YILDA ÜÇ SÜRGÜN
Son 60 yılda üç trajik göç yaşadıklarını kaydeden Ayn Ayşe Türkmen köyü sakini Hüseyin İbiş “Bizim trajedimiz İsrail’in kuruluşu ile başladı. Golan’ı işgal ettiler ve ilk sürgün yerimiz Şam oldu. Fakat Hafız Esad ve Baas yönetimi Türkmenlere İsrail’den farklı davranmadı. Siyonist rejimin 1967 Golan işgali sonrası Yörük Türkmenler çoğunlukla Şam’ın Kadem el-Asali bölgesine göç etmek mecburiyetinde kaldı. Ancak Hafız Esad ve Baas idaresi bu durumdan memnun olmadı. Orada çok ağır baskı ve yıkım yaşadık. Hepimize bir kere daha sürgün yolu gözüktü. Biz de Golan’daki yüzlerce yıllık köylerimize 20-25 kilometre uzaklıkta yeniden yurt tuttuk. Burada kurduğumuz köylere Yahudi işgalindeki köylerimizin adını verdik. Evlerimize dönme hayaliyle kendimizi avuttuk. Ama İsrail şimdi buraya da geldi. Köyümüzün içinden geçen yola inip kontrol noktası kuruyorlar. Çeşitli bahanelerle sivilleri taciz ediyor ve ‘terörist’ diye bazı kişileri alıkoyuyorlar” dedi.
Ankara; Yunanistan, İsrail ve Rumların oyununu bozdu: Şer ittifakına karşı Akdeniz’e Türk kilidi
AY YILDIZLI SANCAK HASRETİ
Türkmenlerin bölgeye ilk olarak Memlükler zamanında yerleşmeye başladığını söyleyen Golan Türkmenlerinden Hüseyin Hacı Halil (73) “Yörük âdetlerini, kültürünü ve dilini hiçbir zaman unutmadık. Evlerimizde her daim Türkçe konuşulur. Şu an maalesef yine siyonist rejim namluları tepemizde. Bir tür işgal yaşıyoruz. Şam’da yaşanan devrim hepimizi heyecanlandırdı. Baas-Esad kabusu sona erdi. Ancak şimdi de bir kez daha fiili anlamda İsrail tehdidi ile yüzleştik. İsrail bizi yeni bir işgale alıştırmak istiyor. Bir süre böyle dolaylı gözetim altında tutarak (Batı Şeria, Golan, Ramallah, Gazze gibi) daha sonra hepten yutmak istiyor. Bunu bugün değilse yakın bir gelecekte yapacağını biliyoruz. Biz siyonizme boyun eğmedik. Onun tebaası olmadık, olmayacağız. Topraklarımızı gücümüz yettiğince savunacağız ancak çaresiz kalırsak Suriye içerisinde yeni bir yurt arayışına hiç girmeden Türkiye’ye gitmek istiyoruz. Bundan sonra göreceğimiz gün varsa o da ay yıldızlı sancağın altında olsun” sözleriyle duygularını anlattı.
OSMANLI YIKILDI, HARAP OLDUK
Köyün en yaşlı isimlerinden Rıdvan Hakkı İbrahim (85) söze “Katliam ve sürgünler bizim kaderimiz” diye başladı. “Osmanlı yıkıldı, İslam dünyası harap oldu” diyen Hakkı İbrahim “İsrail açık düşmandı, Baas ise gizli düşman olarak hayatımızı mahvetti. Hafız ve Beşar Esad, Yörük-Türkmenlere hiç güvenmedi. Çünkü biz onlar için Osmanlı idik. Her daim baskı gördük. Resmî görevlerde çalıştırılmadık. Oysa Golan’dan çıkarken (1973 ve 1980) İsrail bizlere kalmamızı teklif ettiğinde siyonizm bayrağı altında yaşamanın zillet olacağını bildiğimiz için reddettik. Dürziler çıkmadı ve birçoğu İsrail’in askeri, ekonomi, sivil idaresi gibi alanlarda üst görevlere getirildi. Ancak Hafız Esad bizi bu tavrımızdan dolayı cezalandırdı. Biz 1967’den başlayarak İsrail’e karşı verilen her savaşta en ön safta yer aldık. Ben bu yaşımda yarın savaş ilan edilirse yine dinim, vatanım için savaşırım. Evlatlarımız da savaşır. Fakat köylerimize inen İsrail güçleri arasında zaman zaman Arap askerler görüp kahroluyoruz. Celladına hizmet eden bu zavallılar kanımıza dokunuyor” diye konuştu.
TÜRKMENLERİN SAYISI 300 BİNE ULAŞTI
Tepemizdeki İsrail savaş uçaklarının sesi eşliğinde söyleşi yaptığımız bir diğer isim Halid Osman İbrahim oldu. Türkiye’nin her anlamda dosta güven, düşmana korku veren bir ülke olduğunu anlatan Osman İbrahim (76) “İsrail gece 01.00 sularında köyün içinden geçen yola kadar inip gövde gösterisi yapıyor. Ancak şu ana dek bizlere ilişmeme sebeplerinin başında ‘Türkiye ile sıkıntı yaşarız endişesi’nin geldiğini biliyoruz. Bizim burada Arap kardeşlerimizden farkımız yok. Aynı coğrafyayı, aynı dini ve aynı kaderi paylaşıyoruz. Cebel Şeyh ile aramızda sadece 1,5-2 kilometre mesafe var. Cebel Şeyh boydan boya İsrail işgali altında. Türkiye, her şeyi ile yeni kurulan Suriye yönetiminin yanında. Yoksa İsrail çok daha vahşi yöntemler denerdi. Türkiye’den çekiniyorlar. Türkiye güçlendikçe bizim de cesaretimiz artıyor. Erdoğan her mazlumun umut vesilesine dönüştü. Biz de Erdoğan ve onun liderliğinde dünyanın en saygın devletlerinden birisi hâline gelen Türkiye ile iftihar ediyoruz. Golan’da binlerce dönüm arazi Türklerin tapulu malıdır. Bunu uluslararası arenaya taşımak için Türkiye’den yardım istiyoruz. Orada binlerce ev, tarla, iş yeri ta Osmanlıdan kalan anamızın ak sütü gibi helal arazi ve yapılar. Şu an Golan Türkmenlerinin sayısı da 300 bini aştı. Gelin bu haklarımızı birlikte savunalım” çağrısında bulundu.
Saf Yörük lehçesini koruyan Golan Türklerinin sığındıkları bölgede tarım şansı yok. Hayvancılık imkânı da olmayan Türkmenler zor şartlarda hayatta kalma mücadelesi veriyor. Türkiye’den resmî ve özel kuruluş yardımlarının ulaştırılması ile ilgili TİKA, Şam Büyükelçiliği ve sivil kurumlar düzeyinde çalışmaların başladığı bilgisini aldık.
