Körfez’de enerji depremi: BAE, 'OPEC kıskacından' neden kaçıyor?
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 1 Mayıs itibarıyla 113 milyar varillik dev petrol rezerviyle OPEC’ten resmen ayrılıyor. Mevcut üretim kotasını yaklaşık iki katına çıkararak 5 milyon varile ulaştırma hedefi, küresel enerji dengelerini sarsmaya aday. Doç. Dr. Cantürk Caner, bu hamleyi BAE’nin "OPEC kıskacından kurtulma" ve yeni dünya düzeninde bağımsız bir aktör olma çabası olarak nitelendiriyor. Peki Abu Dabi'nin bu riskli kumarı, komşularıyla büyük bir krizin fitilini mi ateşleyecek?
- BAE, 1 Mayıs itibarıyla Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC+ üyeliğinden ayrılacağını duyurdu.
- Bu kararın temelinde, BAE'nin devasa petrol üretim kapasitesini tam anlamıyla kullanma arzusu ve mevcut kotalar arasındaki farkın açılması yatıyor.
- BAE, elde edeceği ek gelirle Afrika Boynuzu, Libya ve Sudan gibi bölgelerdeki jeopolitik operasyonlarının maliyetini karşılamayı hedefliyor.
- Uzmanlar, BAE'nin bu hamlesini, BRICS gibi gruplarda daha aktif rol alma ve başta Çin ve Hindistan olmak üzere büyük ekonomilerle daha esnek enerji anlaşmaları imzalama stratejisinin bir parçası olarak görüyor.
- BAE'nin, OPEC'ten ayrılma kararının petrol üretimini fiilen iki katına çıkarma potansiyeli bulunuyor.
- Bu durumun, BAE'nin Suudi Arabistan ve Umman ile ilişkilerini geliştirmesi ve Hürmüz Boğazı kapalıyken üretim ve satış yollarını bulması gibi konuları da gündeme getirdiği belirtiliyor.
İHSAN GÜNAY ÇAĞRICI — Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), yarım asırlık OPEC prangalarından kurtuluyor. Günlük 5 milyon varil kapasiteye ulaşan Abu Dabi, kotaları çöpe atarak elde edeceği dev bütçeyle Afrika ve Libya'da yeni bir güç merkezi olmaya hazırlanıyor.
BAE tarafından bugün yapılan sürpriz bir açıklamayla, 1 Mayıs itibarıyla Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC+ üyeliğinden ayrılacağını duyurarak küresel enerji piyasalarında yeni bir dönem başlattı. 1967’den bu yana örgütün en etkili üyelerinden biri olan BAE’nin bu hamlesi, ekonomik bir tercihin yanı sıra aynı zamanda küresel bir güç odağına dönüşme stratejisinin en kritik adımı olarak nitelendiriliyor.
"OPEC KISKACINDAN" BAĞIMSIZLIĞA
BAE Enerji ve Altyapı Bakanlığı, bu kararın ülkenin uzun vadeli stratejik vizyonu ve değişen enerji profili doğrultusunda alındığını açıkladı. Uzmanlar, bu ayrılığın temelinde BAE'nin devasa üretim kapasitesini tam anlamıyla kullanma arzusunun yattığını belirtiyor.
Türkiye Gazetesi'ne konuşan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Cantürk Caner, bu durumu BAE’nin "OPEC kıskacından kurtulma" çabası olarak tanımladı. Caner'e göre, BAE artık petrol üretimini kotalara hapsetmek yerine, elde edeceği ek gelirle Afrika Boynuzu, Libya ve Sudan gibi bölgelerdeki aktif jeopolitik operasyonlarının maliyetini karşılamayı hedefliyor.
Caner, Rusya-Ukrayna savaşı, İsrail'in Gazze saldırıları ve AB ile ABD'nin tutumu nedeniyle geleneksel sistemin örselendiğini vurguladı. Bu noktada BAE’nin, çok kutuplu yeni dünya düzenine uyum sağlamak için bağımsız bir yol izlediğini belirtti.
Artık dünyada yeni bir jeopolitik ve yeni bir güç eksenli çok kutuplu bir sürecin başladığına duyulan inanç artmış durumda dolayısıyla pek çok ülke ABD'nin ve Trump'ın iktidara gelmesiyle dünyada yeni bir jeopolitik denge kurgusunun etkisine girdi bir başka deyişle artık soğuk savaş döneminde kurulan geleneksel uluslararası sistem ciddi derecede etkilendi ve pek çok ülke kendi jeopolitik ve kendi ekonomik askeri potansiyelinin istediği gibi kurma eğilimine girmek istiyor.
BAE'nin Suudi Arabistan ve Katar gibi rakiplerinin karşısında yeni bir güç odağı olarak yükselmek istediğinin altını çizen Caner, ülkenin Abraham Anlaşmaları ile İsrail’le, ticaret ortaklıkları ile Hindistan’la kurduğu denklemleri bu stratejinin parçası olarak gördüğünü de sözlerine ekledi.
"OPEC gibi örgütlerden ayrılmak istemesinin sebebi bu önümüzdeki dönemlerde BAE bu zincirden kurtulursa BRICS’te daha aktif pozisyonlar üstlenebilir" diyen Caner, "Başta Çin olmak üzere Hindistan gibi Avrupa gibi büyük ekonomilerle daha rahat enerji anlaşmaları imzalayabilir buralardan elde ettiği kazanımları Afrika Boynuzu başta olmak üzere Libya'da Afrika'da ve dünyanın diğer bölgelerinde daha aktif ve maliyetleri karşılayabilecek pozisyonlara ulaşabilir." diye de ekledi.
BAE, OPEC SONRASI 2 KAT PETROL ÜRETEBİLİR!
2025 yılı itibarıyla günlük 4.8 ile 5 milyon varil üretim kapasitesine ulaşan, 2027’de ise bu sınırı aşmayı hedefleyen BAE, mevcut anlaşmalar nedeniyle 2.9 ile 3.2 milyon varillik dar bir alana sıkışmış durumdaydı. Doç. Dr. Cantürk Caner, Birleşik Arap Emirlikleri'nin OPEC’ten ayrılma kararının ardındaki temel motivasyonun, ülkenin devasa üretim potansiyeli ile mevcut kotalar arasındaki makasın açılması olduğunu vurguladı.
Caner’e göre bu ayrılık, BAE’nin kota prangalarından kurtularak üretim kapasitesini fiilen iki katına çıkarması ve ekonomik bağımsızlığını ilan etmesi anlamına geliyor. Bu durum 'enerji tercihi'nin yanı sıra BRICS üyeliği üzerinden Çin ve Hindistan gibi dev pazarlara daha esnek şartlarla ulaşma stratejisinin bir parçası. Uzmana göre, üretim artışından elde edilecek finansal güç, BAE’nin Afrika’dan Libya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyadaki operasyonel maliyetlerini doğrudan sübvanse edecek.
HÜRMÜZ KAPALIYKEN BAE NE YAPACAK?
"BAE'nin Hürmüz Boğazı kapalıyken üretimi artırmanın ya da satışı artırmanın yollarını bulabilir mi, bu bir başka tartışma konusu." diyen Cantürk Caner, bunun için Abu Dabi yönetiminin Suudi Arabistan ve Umman gibi ülkelerle ilişkilerini geliştirmek zorunda olduğunun altını çiziyor. Birleşik Arap Emirlikleri'nin nüfus ve jeopolitik açıdan dezavantajlı olduğunu söyleyen Caner, "Çünkü Suudi Arabistan bu bağlamda BAE’nin elini kolunu bağlayan önemli ülkelerden birisi. Ben bu kararın çok efektif olacağını düşünmüyorum." diye de belirtti.
Caner, OPEC'ten ayrılma kararının BAE için ters tepebileceğine de işaret ederek, "Özellikle komşularıyla ABD gibi ülkelerle birtakım çatışmalar oluşturabilir. Ama BAE’nin yeni bir jeopolitik düzen oluştuğuna dair okuma yaptığını veya risk aldığını söylemek mümkün. Bir başka deyişle BAE yeni dünya düzenine hazırlanıyor ama yeni dünya düzeninde ne kadar yer alabilir mevcut nüfus ekonomik veya coğrafi potansiyeli ile bu tartışılır." ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE İLE REKABET VE OLASI İŞ BİRLİKLERİ
Caner, BAE’nin bu kararının Türkiye’nin petrol tedarikini doğrudan etkilemeyeceğini çünkü Türkiye’nin ana tedarikçilerinin Irak, Rusya ve Azerbaycan olduğunu belirtti. Ancak iki ülkenin özellikle Libya ve Afrika Boynuzu’nda ciddi bir "alan kapma yarışına" girdiğini vurgulayan Caner, BAE’nin artan finansal gücünün bu bölgelerdeki rekabeti kızıştırabileceğini ifade etti. Caner'e göre Türkiye’nin enerji lojistik merkezi olma arzusu, gelecekte BAE ile petrol depolama ve rafinaj alanlarında yeni ortaklıklar doğurma potansiyelini de barındırıyor.
