Putin İstanbul'u işaret etti! "Ukrayna ile masaya oturmaya hazırız"
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile yürütülecek muhtemel barış görüşmelerinin İstanbul mutabakatları temelinde başlatılabileceğini açıkladı
- Rusya, İstanbul'da varılan mutabakat temelinde Ukrayna ile barış görüşmelerine hazırdır, ancak geçmişte Ukrayna tarafının bu süreci baltaladığını belirtmiştir.
- Putin, Kiev rejimini neo-Nazi olarak tanımlamış ve sivil saldırıların cephedeki durumu etkilemeyeceğini ifade etmiştir.
- Türkiye'nin, küresel krizlerde Batı'nın azalan etkisiyle birlikte diplomatik masalarda ağırlığını artırarak etkili bir arabulucu haline geldiği belirtilmiştir.
- Türkiye'nin arabuluculuğuyla Antalya Diplomasi Forumu'nda Rusya ve Ukrayna Dışişleri Bakanları bir araya gelmiş, müzakere heyetlerine ev sahipliği yapılmış ve Karadeniz Tahıl Girişimi Anlaşması'nın imzalanmasında rol oynamıştır.
- Rusya'dan yapılan açıklamada, Kiev rejimi tarafından oluşturulan ek tehditlerin en aza indirilmesi gerektiği ve vatandaşların güvenliğinin sağlanacağı vurgulanmıştır.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna'daki krizin çözümüne ve sahadaki son duruma ilişkin açıklamalarda bulundu.
Barış görüşmelerinin geçmişte Ukrayna tarafının adımlarıyla çıkmaza girdiğini hatırlatan Putin, Rusya'nın diyalog kapısını kapatmadığını belirterek şöyle konuştu:
"Rusya, İstanbul'da varılan mutabakat temelinde Ukrayna ile barış görüşmelerine hazırdır. Hatırlatmak gerekirse, o dönem süreç Ukrayna delegasyonu tarafından baltalanmıştı. Demek ki o anlaşmada kendilerini tatmin eden, kabul gördükleri noktalar vardı. Bizim açımızdan ise bu uzlaşmadan sapmak için hiçbir gerekçe bulunmuyor. Dolayısıyla yeni bir süreç; İstanbul anlaşmaları, daha da önemlisi sahadaki mevcut askeri gerçekler ve daha önce Dışişleri Bakanlığı'nda yaptığım konuşmada ortaya koyduğum ilkeler çerçevesinde yürütülebilir."
Kiev yönetiminin müzakere masası kurulması ihtimaline karşı yapay bir zemin hazırlamaya çalıştığını ifade eden Putin, "Kiev, kesintiye uğramış görüşmelerin yeniden başlaması durumunda kendisi için elverişli koşullar oluşturmaya ve güçlü pozisyonlar izlenimi vermeye çalışıyor ancak savaş alanındaki gerçekler tamamen farklı" ifadelerini kullandı.
"KİEV REJİMİ ANCAK NEO-NAZİ OLARAK TANIMLANABİLİR"
Rus lider, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'da böyle bir tablonun görülmediğini savunarak şu ithamlarda bulundu:
"Kiev rejimi yalnızca neo-Nazi olarak tanımlanabilir, İkinci Dünya Savaşından beri böyle bir şey olmadı. İstanbul anlaşmalarından vazgeçmek için hiçbir gerekçe görmüyorum. Müzakereler için Rusya'nın net pozisyonları bellidir; bu pozisyonlar İstanbul ve Anchorage ilkelerini, sahadaki askeri gerçekleri ve 2024'te Dışişleri Bakanlığı'nda yaptığım konuşmadaki maddeleri temel almaktadır.
"SİVİL SALDIRILARI CEPHEDEKİ DURUMU ETKİLEMEZ"
Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin Rusya'ya, hatta çocuklara yönelik saldırıları, cephedeki durumu kesinlikle etkilemeyecektir. Rusya Silahlı Kuvvetleri birbiri ardına yeni yerleşim yerlerini kurtararak ilerliyor. Bu saldırılar, Özel Askeri Operasyon güçlerimizi ve Öz Savunma unsurlarımızı sahada daha da motive etmekten başka bir işe yaramıyor
"TEHDİTLERİ EN AZA İNDİRMEK KESİNLİKLE ÇÖZÜLEBİLİR BİR GÖREv"
Rusya'nın sınır güvenliği ve iç cephedeki istikrarı koruma konusunda kararlı olduğunu vurgulayan Putin, ilgili tüm devlet organlarına ve yerel yetkililere talimatlar verdi:
"Rusya tarafından, Kiev rejimi tarafından oluşturulan ek tehditler en aza indirilmelidir ve bu kesinlikle çözülebilir bir görevdir. Tüm yetkililerden, Ukrayna silahlı kuvvetlerinin sivil hedeflere saldırmasına karşı kendi sorumluluk alanlarına en dikkatli ve hassas biçimde yaklaşmalarını talep ediyorum. Rusya, vatandaşların güvenliğini mutlak surette sağlayarak ve ekonomik sorunları tek tek çözerek tüm gelişme alanlarında emin adımlarla ilerlemeye devam edecektir."
KRİZLERİN ÇÖZÜMÜNDE ANAHTAR ÜLKE TÜRKİYE
Rusya-Ukrayna savaşı, Azerbaycan-Ermenistan gerilimi, Suriye ve Libya başta olmak üzere birçok kriz bölgesinde aktif diplomasi yürüten Türkiye, farklı ülkeler arasındaki anlaşmazlıkların çözümü için de önemli arabuluculuk girişimlerinde bulundu.
The Economist’in analizine göre, küresel krizlerde Batı'nın etkisi zayıfladı. Türkiye ise diplomatik masalarda ağırlığını artırarak yeni dönemin en etkili arabulucularından biri haline geldi.
"Dünyanın yeni barış elçileriyle tanışın" başlıklı analizde, Türkiye'nin kriz bölgelerindeki etkinliğinin, Batılı güçlerin ötesinde bir güven zeminine dayandığının altı çizildi.
Türkiye'nin, arabuluculuk faaliyetleri kapsamında, 10 Mart 2022'de Antalya'da düzenlenen 2. Antalya Diplomasi Forumu marjında, Rusya ve Ukrayna Dışişleri Bakanlarını bir araya getirmesi, uluslararası kamuoyunda yankı uyandıran gelişmelerden oldu. Türkiye, Rusya ve Ukrayna müzakere heyetlerinin toplantısına 28-30 Mart 2022'de ev sahipliği yaparken, 22 Temmuz 2022'de "Karadeniz Tahıl Girişimi Anlaşması"nın imzalanmasında öncü rol oynadı.
İstanbul'da imzalanan anlaşma, Rusya-Ukrayna savaşının küresel gıda fiyatları üzerindeki etkisinin azaltılmasına yönelik katkısı bakımından uluslararası kamuoyu tarafından takdirle karşılandı. Müşterek Koordinasyon Merkezi de bu kapsamda İstanbul'da tesis edildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18 Ağustos 2022'de Lviv'i ziyaret ederken savaşın başlamasından sonra iki ülkeyi de ziyaret eden tek NATO ülkesi lideri oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her iki ülkenin devlet başkanlarıyla tesis ettiği diyalog, Türkiye'yi sürecin en etkin ülkelerinden biri hâline getirdi.
Türkiye, Rusya ve Ukrayna arasında 22 Eylül 2022'de gerçekleştirilen esir takasında arabulucu rolü üstlendi.
Zaporijya Nükleer Santrali'ne ilişkin konuların ele alınması için Rosatom ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı arasında yapılan toplantılara da İstanbul ev sahipliği yaptı.
TARİHE GEÇEN ESİR TAKASI
MİT tarafından bu yıl ağustos ayında, ABD, Almanya, Polonya, Slovenya, Norveç, Rusya ve Belarus cezaevlerinde bulunan 26 kişinin karşılıklı değişimini içeren son dönemin en geniş kapsamlı takas operasyonuna imza atıldı. MİT'in koordinasyonundaki esir takası, son yıllarda ABD, Rusya ve Almanya arasında gerçekleşen en geniş kapsamlı rehine değişimi olarak tarihe geçti.
