Haftanın kitapları | Kıbrıs’ta Türk Gemileri Nasıl Vuruldu?
Haftanın kitaplarında bu hafta "Kıbrıs’ta Türk Gemileri Nasıl Vuruldu?”, “İtalyan Ulusal Sineması” ve “Mutluyken Başka Adlarımız Vardı” okurlarını bekliyor.
- Levent Başara ve Serhat Güvenç'in “Kıbrıs’ta Türk Gemileri Nasıl Vuruldu?” adlı eseri, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nın hava cephesini Türk gemilerine gerçekleştirilen hava taarruzuna katılan pilotlarla yapılan görüşmelerle anlatıyor.
- (E) Dz. Kur. Yb. Özhan Bakkalbaşıoğlu, TCG Kocatepe'nin batmasıyla sonuçlanan olayı “bir akıl tutulması” olarak nitelendiriyor.
- Fransız tarihçi Pierre Sorlin'in “İtalyan Ulusal Sineması” adlı eseri, sinemanın millî kimliğin oluşmasındaki tesirini ve modern İtalya'nın dönüşümündeki rolünü inceliyor.
- Yiyun Li'nin “Mutluyken Başka Adlarımız Vardı” adlı kitabında kayıp, yas, yabancılaşma, göç, annelik ve modern hayat üzerine farklı hikayeler bulunuyor.
MURAT ÖZTEKİN - Haftanın kitaplarında bu hafta üç kitap öne çıkıyor.
KIBRIS HAREKÂTI’NIN HAVA CEPHESİ
Türk havacılık tarihi araştırmacıları Levent Başara ve Serhat Güvenç’in “Kıbrıs’ta Türk Gemileri Nasıl Vuruldu?” adlı eseri, 1974’te yaşanan Kıbrıs Barış Harekâtı’nın hava cephesini çarpıcı şekilde ele alıyor. Kronik Kitap etiketiyle okurlara sunulan eser, Türk gemilerine gerçekleştirilen hava taarruzuna katılan av-bombardıman pilotları ve harekât sahasında keşif ve deniz karakol görevlerine katılan pilotlarla yapılan görüşmelerden oluşuyor.
Kitapta görüşleri yer alan TCG Kocatepe gazisi (E) Dz. Kur. Yb. Özhan Bakkalbaşıoğlu “Dünya deniz harp tarihinde, iki gün süren bir savaşta, üç geminin, beş saat süreyle bombardıman edilmesi ve bu süreç içinde dost-düşman tanımlamasının yapılmamasının örneği herhâlde yoktur” görüşünü öne sürüyor.
Ayrıca Bakkalbaşıoğlu, TCG Kocatepe’nin batmasıyla sonuçlanan talihsiz olayı “bir akıl tutulması” olarak nitelendiriyor. Eserde, Türk Silahlı Kuvvetleri tarihinin en netameli konularından biri olan bu meseleye dair yeni bilgiler sunularak tartışmaya katkı yapılıyor.
MİLLÎ KİMLİKTE BEYAZPERDENİN ROLÜ
Fransız tarihçi ve sinema sosyoloğu Pierre Sorlin’in kaleme aldığı “İtalyan Ulusal Sineması” adlı eser, VakıfBank Kültür Yayınları tarafından Türkiye’deki okurlara sunuldu. Sinemanın millî kimliğin meydana gelmesindeki tesirini merkeze alan eser, beyazperdenin modern İtalya’nın dönüşümünde üstlendiği kritik rolü de gözler önüne seriyor.
Ancak Sorlin, yalnızca İtalya’ya odaklanmakla kalmayıp benzer süreçlerden geçen diğer ulusal sinemalar için de karşılaştırmalı bir okuma imkânı sunuyor.
Böylece eser, Türk sinemasının geçirdiği dönüşümleri anlamlandırmak isteyen okurlar için de fikrî çerçeve ve tarihî perspektif sağlıyor. Pierre Sorlin eserinde, sinemanın İtalyan milletinin bizzat “kurucusu” ve “şekillendiricisi” olan hayati bir kültürel pratik olduğunu savunuyor. Yazar “Sanat Sineması” ile “Popüler Sinema” arasındaki gerilimi de katmanlı bir şekilde ele alıyor.
HAYATA DAİR “KÜÇÜK” HİKÂYELER
Eserleriyle çeşitli edebiyat ödüllerine layık görülen Çinli edebiyatçı Yiyun Li, “Mutluyken Başka Adlarımız Vardı” adlı kitabında kayıp, yas, yabancılaşma, göç, annelik ve modern hayat üzerine farklı ve aykırı hikâyeleri bir araya getiriyor.
Yas tutan bir anne kayıplarının listesini tutuyor, bir üniversite hocası ile kuaförü arasında tuhaf ve karmaşık bir bağ kuruluyor; bir kadın kendisinin iki katı yaşında bir adamdan her sene mektup alıyor, hayatının sonlarına yaklaşan bir akademisyen ile bir zamanlar doktorluk yapan bakıcısı ortak bir hayata adım atıyor…
Yiyun Li’nin kahramanları düşledikleri sıradan ve huzurlu hayattan ölümle, şiddetle, yabancılaşmayla ayrı düşüp ellerinde kalanla yaşamanın yeni yollarını arıyor ve bunu bir kavanoz bal, yaralı karıncalar ya da yıllarca özlemle saklanan bir fotoğraf gibi anlam dolu detaylarda ve akıllardan çıkmayacak küçücük anlarda buluyorlar. Eser, Türkiye İş Bankası Yayınları etiketi ve Nuray Önoğlu’nun tercümesiyle ülkemizdeki okurlara sunuluyor.
