Suriye'de Türkmenler adalet bekliyor: Esad’ın gasbettiği topraklarını istiyorlar
Lazkiye sahilinde yer alan Bayır-bucak Türkmenlerine ait 6 bin dönüm araziye zorla el koyan Esad ailesi, deniz kıyısında beş korsan saray inşa etti. Tapusu elinde olan 3 bin Türkmen, yeni yönetime "hakkımızı iade edin" çağrısı yaptı.
- Esad ailesinin Lazkiye sahilinde Bayırbucak Türkmenlerine ait 6 bin dönümlük araziyi gasp ederek beş ayrı yazlık saray inşa ettiği belirtiliyor.
- Arazilerini vermek istemeyen bazı Türkmenlerin işkence gördüğü, katledildiği veya hapse atıldığı ifade ediliyor.
- Mağdur Türkmenler, haklarının iadesi için Ahmet Şara'nın kuracağı bir komisyonu bekliyor.
- Eski Belediye Başkanı Bilal Mollaahmetoğlu, ilk gasbın 1973'te Hafız Esad döneminde başladığını, Beşar Esad'ın da benzer kararnamelerle binlerce dönüme el koyduğunu belirtiyor.
- Yaklaşık 3 bin mağdur Türkmen'in arazilerinin geri verilmesini ve rayiç bedeller üzerinden bir tanzim yapılmasını talep ettiği aktarılıyor.
YILMAZ BİLGEN- Suriye’de devrik Esad ailesi, işkence, suikast ve katliamla Lazkiye sahilinde el koyduğu Bayırbucak Türkmenlerine ait arazilere Hafız Esad, Beşar Esad, Büşra Esad, Cemil Esad ve Münzir Esad’a ait beş ayrı yazlık saray yaptı. 3 bin mağdur, Ahmet Şara’nın bir komisyon kurup arazileri iade etmesini bekliyor.
Türkiye gazetesi Bayırbucak’taki kaçak sarayları yerinde görüntüledi ve mağdur Türkmenlerle Esad gasbını konuştu. Dönemin Burç-Sulaib Belediye Başkanı Bilal Mollaahmetoğlu, tarlalarını vermek istemeyenlere ağır işkenceler yapıldığını ve bazı Türkmenlerin ise suikast ve işkencelerle bu uğurda katledildiğini söyledi.
Esad sonrası dönemin aktörüydü: ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın görev süresi sona erdi
6 BİN DÖNÜMÜ İŞGAL ETTİLER
12 yıl belediye başkanlığı yapan Mollaahmetoğlu, “Lazkiye iline bağlı Kesep bölgesinden başlayarak Burç Sulaib beldesine kadar uzanan 37 kilometrelik sahil şeridinde 6 bin dönümlük Türkmen arazisi gasbedildi” dedi.
Bu uğurda 15’ten fazla Türkmen’in katledildiğini bildiren Mollaahmetoğlu, şunları kaydetti:
“İlk gasp 1973 yılında gerçekleşti. Baba Hafız Esad o dönem en küçük bir itirazı hapis ve ölümle cezalandırdı. Arazilerini vermek istemeyen birçok Türkmen hapse atıldı ve kaçırılarak ya da suikastlarla öldürüldü. Hepimizin elinde tapular var. Kimse hakkından vazgeçmedi. Oğul Beşar Esad iktidara geldiğinde ortada bir mağduriyet olduğunu kabul etti. Beşar Esad ayrıca bu durumun düzeltilmesi için bir komisyon kurulmasını istedi. Bunların tamamı imzalı, belgeleri elimizde. Hafız Esad darbeden üç yıl sonra arazilerimize göz dikti. O dönem ‘İstimlak Seyaha’ ismiyle zorla tapulu arazilerimiz alındı. Oğlu Beşar Esad da babasının yolundan gitti ve ‘İstimlak Cebri’ isimli bir kararname ile binlerce dönüme el koydu. Bazı kardeşlerimiz direndi ancak soluğu Sednaya’da aldı. Bu araziler yüzünden yıllarca hapis yatanlar oldu.”
Esad döneminden kalan kimyasal silah izleri bulundu
3 BİN MAĞDUR TÜRKMEN VAR
Suriye’de zulüm döneminin sona erdiğini ve kanun, adalet üzere yeni bir dönemin başladığını kaydeden eski Belediye Başkanı Bilal Mollaahmetoğlu, “Burada şu an arazisi cebren elinden alınmış en az 3 bin mağdur var. Biz yetkililerimizden bu konuda harekete geçmelerini ve adalet üzere bir taksim yapmalarını istiyoruz. Arazilerimize çöken Esad ailesi kaçtı ancak biz hak sahipleri buradayız. Yıllarca sahile dahi yaklaştırılmadık. Sınırı rejim askerleri bekledi ve denize girmemize bile izin vermediler. Sadece Hafız Esad’ın sarayına 2 bin 800 dönümlük alan gasbedildi. Ben sayısız girişimde bulundum ancak sonuç alamadım. En son istifa etmek zorunda kaldım. Şimdi yeniden kanun ölçüsünde haklarımızı istiyoruz. Bir komisyon kurarak rayiş bedelleri üzerinden tanzim yapılsın. Elimizde her türlü resmî belge evrak var. Yeter ki muhatap bulalım. Her türlü bilgi ve belgeyi sunmaya hazırız” ifadelerini kullandı.
1400 sivilin katili itiraf etti: "Emri bizzat Esad verdi, vurdukça ödül aldık!"
ŞARA YÖNETİMİNE ÇAĞRI
Lazkiye sahil koridorunun dünyanın en güzel manzarasına ve en temiz denizine sahip olduğunu söyleyen Türkmen mağdurlardan emekli edebiyat öğretmeni Halit Hacıoğlu da atadan, babadan kalan arazilerini bir gün bir ekip gelerek kamulaştırdığını söyledi.
Kendisinden önce köylerindeki yaşlı bir kadının arazisini satmak istemediği için kepçeyle ezilerek öldürüldüğünü anlatan Abdullah, “Bana gelen ekibe ‘Burası dedemden miras, veremem’ dedim. Ekibin başındaki görevli ‘Bak sadece kendi canın değil, kızın Meryem ve oğlun Ali’nin canını düşün’ dedi. Zorla ellerindeki kâğıdı imzalattılar. Sonra Münzir Esad arazimize saray dikti. Hiçbirimiz o günden sonra 2024 yılı aralık ayına dek arsamıza giremedik. Şimdi insanlık, hak, adalet namına arazilerimizin geri dönmesini istiyoruz. Bu gasp bitmeli. Bizi hiçe sayan kanlı rejim çöktü. Bir yerlerden başlayalım ve bu mağduriyeti bitirelim” diyerek Şam’daki sorumlulara çağrıda bulundu.
