Uzmanlar, son gelişmeleri gazetemize değerlendirdi: Yeni gözaltılar İran'ı karıştıracak
Ülkenin önde gelen reformistlerinin gözaltına alınması İran’da yeni krize yol açtı.
- Devrim Muhafızları, ABD ile müzakereler sürerken İran'ın önde gelen reformist ve muhalif isimlerini eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı.
- Gözaltılar sonrası ülkede özgür muhalif isim kalmadığı belirtilirken, bu durumun yeni ve yaygın protestoları tetikleyebileceği öngörülüyor.
- Uzmanlar, bu adımların İran'a dış tehditlerden daha fazla zarar verdiğini ve ülkenin dış kaynaklı sorunlar yerine iç eleştiri yapmamasının çöküşü hızlandırdığını vurguluyor.
- ABD'nin bölgedeki askeri yığınağının uzun vadeli bir kriz stratejisi olduğu, enerji odaklı bir yol haritası izlediği ve nihayetinde İran'ı yönetilemez hale getirecek bir ablukaya gideceği tahmin ediliyor.
Washington ile Tahran arasında müzakere süreci devam ederken İran, muhalif isimlere dönük gözaltılarla bir defa daha karıştı. Ülkenin önde gelen reformistleri Devrim Muhafızları tarafından eş zamanlı operasyonlarla gözaltına alındı.
İranlı araştırmacı-aktivist Elyar Makuyi “Mevcut operasyonlar sonrası ülke içerisinde özgür muhalif isim kalmadı. Ülke içerisinde yeni ve daha yaygın protestolar başlayabilir” dedi.
Netanyahu ABD'de istediğini alamadı! Trump'tan "İran'la müzakereler sürmeli" mesajı
Bu ve benzeri adımların İran’a dış kuşatmadan daha fazla zarar verdiğini belirten Makuyi “Devrim sonrası İstihbarat birimini yeniden kuran İbrahim Askerzade, reformcuların lideri Azer Mensuri, Hüseyin Eminzade, Cevad İmam ve cezaevinde olan Mehdi Kerrubi’nin oğlu dahil tüm muhalifler toplandı. Operasyonu Devrim Muhafızları gerçekleştirdi. Toplumda çok büyük karşılığı olan bu isimlerin derdest edilerek susturulması ülkeye ABD-İsrail füzelerinden daha fazla zarar veriyor. Hassas olan dengeler iyice kırılgan hâle gelebilir.
Kodese atılanlara yöneltilen vatana ihanet suçlaması da çok ağır. Zira bunlardan bazıları geçmiş dönemlerde gerçekten kritik görevlerde bulunan kişiler. Şu an ciddi boyutta darbe söylentileri dolaşıyor. Molla yönetimi muhalefeti sindirme gerekçesi olarak bu söylemi yükseltirken reformistler ‘esas mesele ülke kaynaklarının Yemen, Suriye, Irak ve Lübnan’da heba edilmesiydi’ diyor.
Komşularla bu denli sorunlu olunması, Şii hilali rüyası ve komşu ülkelere rejim ihracı hevesi olarak mevcut durumu izah ediyorlar ve haklılar. Rejim hâlen dışarıda suçlu arıyor. ‘Biz nerede hata yaptık’ öz eleştirisinde bulunmuyor. Bu da çöküşü daha da hızlandıran faktör” değerlendirmesinde bulundu.
İran uzmanı Hurşit Dingil ise, bölgeye dönük tahkimatın olağanüstü nitelik kazandığına vurgu yaptı ve “ABD en az maliyetle en etkin sonucu alma stratejisi güdüyor. Ancak bu kriz kesin bir biçimde müzakere ile son bulmayacak. Taraflar sadece zaman kazanıyor. Bunu askerî sevkiyatların açık kaynak verilerine baktığımızda çok net görebiliyoruz. Şu an Avrupa-Akdeniz ve Orta Doğu üçgeninde müthiş bir hava hareketliliği mevcut” ifadelerini kullandı.
Tahran ve ABD-İsrail ittifakının harekât ajandasını net olarak bilmediklerini belirten Hurşit Dingil “Fakat Amerikalılar daha çok enerji eksenli bir yol haritası izliyor. Bu kapsamda İran’ın güneyi ana odakları; yani enerji kaynakları. Hark ve Keşm aksı bu anlamda en kritik alan. İran balistik konusunda geri adım atmayacak. Nükleer de esneyebileceğini zaten gösterdi. Fakat Tahran rejiminin gelinen noktada her hamlesi rejimin çözülüşünü daha da hızlandıracak. Bu elbette bugünden yarına bitecek bir konu da değil. Amerikalıların yığınağı uzun vadeli kriz ayarlı bir tahkimat. Başlangıçta hedefli nokta harekâtlarla psikolojik bariyeri yıkacaklar. Sonrasında güçlü bir abluka dönemine geçileceğini düşünüyorum. Hem siyasi hem askerî hem de ticari bir kuşatma kalkanı ile İran yönetilemez hâle getirilecek. Son darbe için şartların oluşmasını bekleyecekler” şeklinde konuştu.
