Zayıflamak isterken sağlığınızdan olmayın! Bu diyet hücreleri ilkelleştirip kansere davetiye çıkarıyor
Yüksek yağlı ve düşük karbonhidratlı beslenmeye dayanan ketojenik (keto) diyetiyle ilgili yeni bir araştırma, bu diyetin uzun vadede ciddi sağlık riskleri doğurabileceğini ortaya koydu. Bilim insanları, keto benzeri diyetlerin yaklaşık 20 yıl içinde karaciğer kanseri riskini artırabileceği uyarısında bulundu.
ABD’li bilim insanları tarafından yürütülen ve Cell dergisinde yayımlanan araştırma, yüksek yağlı ve düşük karbonhidratlı diyetlerin karaciğer üzerinde kalıcı biyolojik değişikliklere yol açabileceğini gösterdi. Kamuoyunda “ketojenik diyet” olarak bilinen bu beslenme biçimi, hızlı kilo kaybı sağladığı iddiasıyla popülerliğini korurken, uzmanlar uzun vadeli etkilerine karşı uyarıyor.
HÜCRELERİ İLKELLEŞTİRİYOR
Çalışmada, karaciğerin tekrar tekrar yüksek yağlı diyete maruz kalması durumunda hücrelerin daha 'ilkel' bir yapıya dönüştüğü tespit edildi. Bu durum hücrelerin aşırı yağın yol açtığı strese dayanmasına yardımcı olurken, aynı zamanda hastalıklara ve tümör oluşumuna karşı savunmasızlığı artırıyor.
Araştırmanın ortak yazarı ve Tıp Mühendisliği ve Bilimleri Enstitüsü Direktörü Prof. Alex Shalek, “Hücreler yüksek yağlı diyet gibi bir stresle sürekli karşılaştığında hayatta kalmak için kendini yeniden programlıyor. Ancak bu adaptasyon, tümör oluşumuna karşı artan bir hassasiyet anlamına geliyor” dedi.
GEREKLİ KARACİĞER GENLERİ İŞLEVSELLİĞİNİ YİTİRDİ
Yapılan çalışmalarda farelere yüksek yağlı diyet uygulanarak karaciğer hücreleri ayrıntılı biçimde incelendi. Erken aşamada hücre ölümünü azaltan ve büyümeyi destekleyen genlerin aktive olduğu, buna karşılık normal karaciğer işlevleri için gerekli genlerin devre dışı kaldığı belirlendi. Çalışmanın sonunda, yüksek yağlı diyetle beslenen farelerin neredeyse tamamında karaciğer kanseri gelişti.
Araştırmacılar, benzer hücresel değişimlerin insanlarda da görüldüğünü ve sürecin farelerde yaklaşık bir yıl, insanlarda ise ortalama 20 yıl sürdüğünü vurguladı. Alkol tüketimi, viral enfeksiyonlar ve genel sağlık durumu gibi faktörlerin bu süreyi kısaltabileceği ifade edildi.
Bilim ekibi şimdi, söz konusu hücresel hasarın daha dengeli bir beslenmeyle ya da GLP-1 türü zayıflama ilaçlarıyla geri döndürülüp döndürülemeyeceğini araştırıyor. Prof. Shalek, “Artık elimizde yeni moleküler hedefler var. Bu bilgiler, gelecekte hastalar için daha iyi sonuçlar elde edilmesine katkı sağlayabilir” dedi.
Ketojenik diyet genellikle yüzde 75 yağ, yüzde 20 protein ve yalnızca yüzde 5 karbonhidrattan oluşurken, sağlık otoriteleri dengeli beslenmede karbonhidratların yüzde 50’nin üzerinde olmasını öneriyor. Uzmanlar, popülerliğine rağmen ketojenik diyetin özellikle karaciğer sağlığı açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
