Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü İpek Coşkun Armağan: Bayram toplumu tutan son kale!
Modernleşmeye bağlı olarak toplumlar yalnızlaşıyor. Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü İpek Coşkun Armağan “Görüntülü konuşma, dedesinin kucağına oturan bir çocuğun yerini asla tutamaz. Kurtarıcı reçete: Sıla-i rahimdir. Bayramları da kaybedersek birbirimize kör bir kitle hâline geliriz” diyor.
- Bayramlar, günümüzde toplumun giderek yalnızlaştığı ve aşırı bireyselleştiği bir süreçte, yalnızlık ve aşırı bireysellikle mücadele edebilmek için kıymetli bir imkan sunuyor.
- Çocukların dede ve nineleriyle kurduğu ilişkinin merhamet duygusunun gelişmesinde önemli rol oynadığı belirtiliyor; yüz yüze temasın yerini hiçbir iletişimin tutamayacağı vurgulanıyor.
- Bayramların kaybedilmesi hâlinde toplumun ortak alanlarını da yitireceği, bunun bireyleri birbirine yabancılaştıran bir kitleye dönüştüreceği ifade ediliyor.
- Bayramlar, büyüklerin elinin öpülmesi, ikramda bulunulması gibi ritüellerle çocuklar için güçlü bir öğrenme ortamı sunuyor.
- Yoğun tablet ve telefon kullanan çocukların insan etkileşimine aç olduğu, bu alışkanlıklarla mücadelede en etkili yolun çocukları gerçek sosyal ortamlara dâhil etmek olduğu belirtiliyor.
MAHMUT ÖZAY- Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü İpek Coşkun Armağan, bayramların çocukların sosyalleşmesi, empati duygusunun gelişmesi ve ekran bağımlılığıyla mücadele açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirterek ailelere çocuklarını bayram boyunca akrabalarıyla daha fazla bir araya getirmeleri çağrısında bulundu.
ÖNEMİ DAHA DA ARTTI
Armağan, günümüzde bayramların etkisi ve öneminin geçmişe kıyasla daha da arttığını vurgulayarak, toplumun giderek yalnızlaştığına dikkat çekti. Bu sürecin âdeta bir “yalnızlık salgınına” dönüştüğünü ifade eden Armağan, Türkiye’de her beş kişiden birinin yalnız yaşadığını hatırlattı. Bayramların yalnızlık ve aşırı bireysellikle mücadele edebilmek “insan insanın yurdudur” ilkesini canlı tutabilmek için çok kıymetli bir imkân sunduğunu söyledi.
Asırlık bayram geleneği! 'Halise' kazanları gece boyunca kaynadı
ÖYLE BİR TEKNOLOJİ YOK
Bayramların bir arada olmayı, birlikte vakit geçirmeyi ve farklı yaşlardan, kuşaklardan, kültürlerden insanların birbirini yeniden anlamasını sağladığını dile getiren Armağan, çocukların dede ve nineleriyle kurduğu ilişkinin merhamet duygusunun gelişmesinde önemli rol oynadığını belirtti. İletişim teknolojilerinin sunduğu kolaylıkların değerli olduğunu ancak hiçbirinin yüz yüze temasın yerini tutamayacağını vurgulayan Armağan “Dedesiyle sohbet etmesi, kucağına oturması, mutfakta yardım etmesi gibi temasların telefon ya da görüntülü görüşmeyle kıyaslanması mümkün değil. Yan yana olmanın yerini alabilecek bir teknoloji yok” dedi.
AKSİ FELAKET OLUR
Bayramların kaybedilmesi hâlinde toplumun ortak alanlarını da yitireceğini söyleyen Armağan, bunun bireyleri birbirine yabancılaştıran, bağlarını koparmış bir kitleye dönüştüreceğini ve bunun bir toplumun yaşayabileceği en büyük felaketlerden biri olacağını ifade etti.
Bayramların çocuklar için aynı zamanda güçlü bir öğrenme ortamı sunduğunu belirten Armağan, büyüklerin elinin öpülmesi, ikramda bulunulması, kolonya ve şeker tutulması gibi ritüellerin çocukların kendini ve çevresini anlamlandırması açısından çok değerli olduğuna dikkat çekti. Özellikle kentsel yaşamda çocukların giderek yalnızlaştığını, okula başlayana kadar yeterince sosyalleşme imkânı bulamadıklarını söyledi.
Bu camide bayram namazı 3 kez kılındı!
Ailelere bayramı sıla-i rahim anlayışıyla geçirmeleri çağrısında bulunan Armağan, yoğun tablet ve telefon kullanan çocukların aslında insan etkileşimine aç olduğunu belirtti. Çocukların insan ilişkileri azaldıkça dijital ortamlara yöneldiğini ve bunun bağımlılığa dönüştüğünü vurgulayan Armağan, bu alışkanlıklarla mücadelede en etkili yolun çocukları amca, teyze, kuzen gibi yakınlarıyla bir araya getirecek; birlikte oynayabilecekleri, yemek yiyip sohbet edebilecekleri gerçek sosyal ortamlara dâhil etmek olduğunu sözlerine ekledi.
